Son Mühür- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Mahir Polat, İzmir'de ilçe başkanlıkları ziyaretlerini sürdürüyor. Vekil Polat, bugün saat 12.30'ta partisinin Konak İlçe İlçe Başkanlığı'nda, örgüt ile bir araya geldi. Polat'ın ziyaretine, Konak İlçe Başkanı Emrah Kazımoğlu ev sahipliği yaptı.
"Baba ocağı dedikleri yeri yıkıp dökerek gittiler"
Toplantıda konuşan Vekil Polat, YENİ Parti ayrışmasının ardından yıkım olduğunu söyleyerek, " 6 sene olmuş ben buraya gelmeyeli. 6 sene önce buralardaydık. İl başkanıydım. Daha genç bir insandım. Ve benim de bölgem olmamasına rağmen uzun zamandır gelmediğim birçok alana da buradan selam gönderiyorum. Ama sanırım bugünün anısını hiçbir zaman unutmayacağız. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi kapatılsın diyenlere inat, salonu seçim odası varmış gibi doldurduğunuz için hepiniz sağ olun. Çok mutlu ettiniz beni. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu salonlarında gelip milletvekilliği yapmış bir arkadaşımız, "Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi kapatılsa memnun olurum, diye düşünüyorum" diye bir niyet okumasıyla, bir göndermeyle 100 yıllık çınarın kapanması gerektiğini düşündüğünü ifade etti. Böyle olması gerektiğini anlattı. Sonradan düzeltmeye çalıştı ama biz niyetini anladık bu arkadaşların. Biz inanıyoruz ki bize teslim edilen yerlerde bazı yerlerde yıkımın çok çok büyük olduğunu gördük. Baba ocağı diye seslendikleri, baba ocağı dedikleri yeri yıkıp dökerek gittiler. Bu yıkım boyutu Cumhuriyet Halk Partisi'nde hiçbir zaman yaşanmamıştı. Biz 12 Eylül faşizminin darbesi geldiğinde bizim büyüklerimiz, ağabeylerimiz parti kapılarını kilitleyip çıkıp gitmişlerdi. Ama şimdi öyle yerlerde, Batman gibi yerlerde, birçok yerde gördük ki partimizin bayraklarına bile tahammül edemedikleri yerler var" dedi.

"Ekrem İmamoğlu bu partiyi yakan, yıkan, talan eden ekibin başında"
Konuşmasında Ekrem İmamoğlu'ndan bahseden Polat, "Bu partiyi 3. kez kuruyoruz, 3. kez kurmanın başarısıyla... Bu salonda bulunan herkes aynı zamanda bir kişidir. Partiyi bir hatırlayalım çünkü. Bizim daha önce buralarda milletvekili olarak konuşan değerli arkadaşlarımız vardı. Hatırlarsınız, ilk cümleye başlarken derlerdi ki: "Bu parti otel odalarında kurulmadı. Bu parti bir kurtuluş mücadelesi veren, Kuvayı Milliye'nin devamı olarak kuruldu. Savaş meydanlarında temelleri atılmış bir parti olarak kuruldu." Biz, ilke kurulmuş bir partiyi ne oldu da bu arkadaşların bir anda iklimlerini tersine çevirip yeni bir yere getirdiler? Biz bir seçim yaşadık. Hepimizin içerisinde bir umut vardı. O umutla Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak istedik. 2023'ün Mayıs ayındaki seçimde biz de o zaman içerideydik. Birçok arkadaşımızla sahada alın terimizi döktük. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı olması için büyük bir gayret gösterdik. Biz büyük bir emek verirken, arka alanda, mutfağın gerisinde başka işlerin döndüğünü seçimi kaybettiğimiz sabah gördük. O sabah birçoğumuz, sandık görevlisi olanlar, saha görevlisi olanlar, daha birleştirme tutanaklarının imzaları, oy pusulalarını teslim etmeye gitmeden bir Büyükşehir Belediye Başkanı çok özel de yazılmış, günler öncesinde çalışılmış bir metinle kamuoyunun önüne çıktı. Ve "değişim" manifestosu yayımladı. "Değişim" manifestosunu anlatırken de bir motto üzerine çıktılar; "İktidar için değişim" dediler. Tabii Cumhuriyet Halk Partisi bu seçimi neden kazanamadı, nasıl kaybettik konusunun tartışılması, öncesinin ve esnasının tartışılması gerekiyordu. Mesela benim için tartışılması gereken bir şey, Sayın Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığı süreciyle ilgili Amerika ve Almanya gezisi vardı, hatırlarsınız. Almanya gezisindeyken Ekrem İmamoğlu'na ceza verildiğine dair bir haber aldık. O haberde altılı masanın bir ortağı Meral Akşener'di. Altılı masanın bir paydaşıydı o zaman. Bugün nerede olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Meral Hanım'dan bir yetkili gördük. Ekrem Başkan geliyordu. Arabasına binmiş, İstanbul'a gidiyordu. Fırsat bulmuşlardı, Kemal Bey Almanya'dayken. Ve Kemal Bey Almanya'ya giderken, "Arkadaşlar, böyle bir dava var, ne olacak?" diye kimlere sormuşsa, "Muhatap ben değilim, bu sesleri sayın başkan..." demişlerdi. Bu iki arkadaşımız bugün neredeler değerli arkadaşlar? Yanımızda yoklar. Bu partiyi yakan, yıkan, talan eden ekibin başındalar. Hatta bir tanesi bütün bu kurguları yapan kişi. Tabii Kemal Bey bu süreçte bir miting, Saraçhane'de adres bina çizerken, ben o fotoğraf karesini hiç unutmuyorum. O fotoğraf, yanak yanağa abla-kardeş fotoğrafının Türkiye Cumhuriyeti'nde yakın tarihimizde mutlaka hafızalarda kalacağını düşünüyorum" dedi.
"Değişim bir sol hastalığı olan hizibin kendilerine sadık ekipler yaratma girişimiymiş"
Değişimin bazı hizibin yaratma girişimiymiş diyen Polat, " Seçimler başladı, seçimlerle birlikte devam eden süreçte bir şeyler konuştuk biz. Montaj videolarla karşılaştık. Şimdi ben bir montaj videoya ya da bir arkadan çevrilen işi göremem şu anda. Kim görür? Benim ekibim görüyor, danışmanım görüyor. Ekip görüyor. Kemal Bey'in o zaman seçim kampanyasını yürüten arkadaşlardı. Bunlar şu an partimizden giden arkadaşların beyin takımında olan arkadaşlardı. Ve buna karşı kampanya ekibinin hiçbir önlem almadığını ve bizim aşama aşama seçimi kaybettiğimizi gördük. Hiçbir eleştiri ve özeleştiri yapmadan. Oysa sosyal demokratların, Cumhuriyet Halk Partililerin en önemli gelişimleri için, siyasal gelişimleri için yaptıkları en önemli iş de şudur: Eleştiri-özeleştiri mekanizmasını sonuna kadar işletiyor olmalarıdır. Biz bu süreci yaşamadan bir anda partinin bir değişime ihtiyacı olduğunu gördük. Değişim tamam, eyvallah, güzel bir şey. Ama bu değişim sadece "bir kişi gitsin, bir başka kişi gelsin" şeklinde olunca, kafalarda bir soru işareti ve sağlıklı bir değişim olmayacağını gördük. Bu değişime neden ihtiyaç duydular diye geriye dönüp baktığımızda, bugünden okuduğumuzda anlıyoruz ki bu değişime, parti içerisindeki bölücü bir hizibin, parti içerisindeki ötekileştirici bir hizibin, bir sol hastalığı olan hizibin kendilerine sadık ekipler yaratma girişimiymiş. O kadar da masum değilmiş" diye konuştu.

"AK Parti saflarına gülerek veya porselen dişlerini göstererek gittiklerine şahit olduk"
Meclis üyelerinin, belediye başkanlarının hizibe bağlı olması üzerine kurgulanmış bir değişimle karşı karşıya olduklarını söyleyen Polat, "Partiye bağlı olmayan belediye başkanları, partinin tarihsel geçmişine ve partisine sahip çıkmayacak meclis üyeleri sadece hizibe bağlı olsun istenen bir meclis üyesi yapısı yaratılmak üzere kurgulanmış bir değişimle karşı karşıyayız. Peki, o değişimin partiye getirdikleri ne oldu değerli arkadaşlar? Bugün partiye baktığınız zaman, gerisini de biz izliyoruz, anlatayım size: 30'un üzerinde belediye başkanımız, bizim mücadele ettiğimiz, taban tabana demokratik yollarla değiştirmek için mücadele ettiğimiz AK Parti saflarına gülerek veya porselen dişlerini göstererek gittiklerine şahit olduk. Peki Üsküdar'da ne oldu? Peki Menderes'te ne oldu? Belediye meclis üyelerimizin yer değiştirdiğini, yer değiştirmeyenlerinin de kapalı kapılar ardından partilerine ihanet ettiğini gördük. Bunun sebebi neydi değerli arkadaşlar? Bunun sebebi, parti bilinci almamış, partinin süzgecinden geçmeden sadece hizibe bağlı çalışsın istenen meclis üyeleriydi, hizibe bağlı çalışsın istenen belediye başkanlarıydı. En yakın belediye başkanı şu ya da bu şekilde ya istifa etti ya görevlerinden alındı. Geçmiş dönemde 2015'te seçilenlerde olmuş mu böyle bir durum? Sınırlı sayıda. 2019'da seçilenlerde olmuş mu? Sınırlı sayıda. Şimdi niye oluyor? Çünkü parti kültüründen nasip almamış, nasiplenmemiş, bu partinin tedrisatından geçmeden, başka tedrisatlardan geçerek o koltuklara oturdu bu arkadaşlar. Hatırlayın, İzmirliler için hatırlayın. 2024 seçimlerine giderken insanlar nasıl seçildiler? Gittiler Genel Merkez'de bir tur görüşme yaptılar. Genel Merkez'den kısmen vize alanların İstanbul yönetiminden geçtiğini gördük! Yani tek vize Genel Merkez değil, bir de İstanbul Merkez'den izin alarak gelip koltuklara oturdular arkadaşlar. Sadece hizbin kontrolünde olsunlar diye" dedi.




