Komedi gösterilerindeki esprileri nedeniyle hakkında 12 yıla kadar hapis cezası istenen komedyen Deniz Göktaş, aylar süren tutukluluğun ardından bugün ilk duruşması için hakim karşısına çıktı. İstanbul 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nin yetersiz kalması sebebiyle İstanbul 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen dava, adliyede büyük bir hareketliliğe neden oldu.
İddianamede yer alan suçlamaları tek tek yanıtlayan Göktaş, sahne sanatlarının doğasındaki hicve dikkat çekti. Sözlerinin bağlamından koparıldığını savunan sanatçı, "Sözlerim hatalı veya kulak tırmalayıcı bulunabilir ama bu durum aşağılama düzeyine ulaşmıyor" çıkışını yaptı.
Kılıçdaroğlu detayı
Savcılık ifadesinin ardından hakimliğe çıkarılmayı beklerken sürecin seyrini değiştiren sıra dışı anlar yaşandığını anlatan Göktaş, kendisine ısrarla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek isteyip istemediğinin sorulduğunu belirtti. Görüşmek istemediğini net bir şekilde ifade etmesine rağmen adliye koridorunda bir komiserin yönlendirmesiyle bu görüşmeye zorlandığını öne süren sanatçı, ters kelepçeli halde maruz kaldığı bu durumun rahatsız edici olduğunu dile getirdi.
"Devlet memurları bile gitmenin hayalini kuruyor"
Yurt dışı turnelerinin ardından hakkında çıkan haberlere tepki gösteren Göktaş, savunmasında ülkedeki genel ekonomik ve sosyal atmosfere dair çarpıcı gözlüklere yer verdi. Beyin göçünü engellemeye çalıştığını belirten komedyen, polislerle arasında geçen diyalogları mahkeme salonuna taşıdı.
"Çocukken devlet memuru ol, hayatın kurtulur derlerdi. Şimdi polisler bile Türkiye'den gitmenin hayalini kuruyor" diyen Göktaş, tutukluluk sürecindeki sıra dışı gelişmelere dikkat çekti. Gözaltı ve tutuklama dalgasının art arda geldiğini vurgulayan sanatçı, savcılık sorgusunun ardından kendisine yöneltilen siyasi görüşme tekliflerini reddetmesine rağmen adliye koridorlarında zorla yönlendirildiğini öne sürdü. İki iş günü içinde üç ayrı suçlamayla cezaevine gönderildiğini hatırlatan Göktaş, adaletin işleyişine dair derin bir sorgulama payı bıraktı.
Bağlamından koparılan espriler ve savunma hattı
Hakkındaki iddiaların kasıtlı olarak kırpıldığını iddia eden Göktaş, soruşturmaya konu olan tartışmalı şakalarına açıklık getirdi. "Oruç tutan otobüs şoförü" ve "canlı bomba" ifadelerinin birleştirilerek anlamından saptırıldığını, metnin yarısından başlatıldığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasına karşın ise siyasi eleştiri ve mizahın yüzyıllardır bu coğrafyanın değerleri arasında yer aldığını savundu. "Diktatör" benzetmesinin dünyada otoriter liderler için kullanılan yaygın bir siyasi niteleme olduğunu belirten Göktaş, dördüncü kitap şakasındaki "yazar" kelimesinin asla alay amacıyla kullanılmadığını ifade etti.
Savcılıktan tahliye talebi
Duruşmanın ilerleyen saatlerinde savcılık esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Deniz Göktaş'ın "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", basın ve yayın yoluyla "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" ile "suçu ve suçluyu övme" suçlarından cezalandırılmasını talep ederken, mevcut tutukluluk durumu için tahliye isteminde bulundu.




