Son Mühür- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sapanca’da gerçekleşen AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda önemli mesajlar verdi. Toplantı, partinin yaklaşan 25. yıl dönümü öncesinde bir durum değerlendirmesi niteliği taşıdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hem parti içine hem de muhalefete yönelik dikkat çeken ifadeler kullandı.
"Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında teşkilat mensuplarına hitap ederken partinin iletişim tarzına vurgu yaptı.
Siyaseti milletle doğrudan temas kurarak yürütmeyi bir prensip haline getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
"Aziz milletim, merkez kurullarımızın kıymetli üyeleri, kıymetli kurucularımız, değerli kabine üyelerimiz, muhterem dava ve yol arkadaşlarım sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde kalbi bizimle atan dostlarımıza en derin muhabbetlerimi iletiyorum.
Kampımıza teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim; Biz milletimizle aracılarla konuşan bir kadro olmadık.
Yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik. Partimiz için mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın uygulamanın gayretinde olduk."
"Biz sadece adaletin peşindeydik"
Türkiye’nin birleştirici gücü olduklarını savunan Cumhurbaşkanı, başörtüsü meselesinin artık tartışma konusu olmaktan çıktığını ifade etti.
Başörtüsünün bu toprakların doğal bir gerçeği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
"Bu ülkenin kız çocuklarının baş örtüsüyle okuması, çalışması engellendi. Bu ülkede dindar olsun ya da olmasın kadınlar hür iradeleriyle örtündüler. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir kutuplaştırmanın peşinde değildik.
Biz sadece normalleşmenin, adaletin, böylece kaynaşmanın peşindeydik. Şimdi geri kafalı bazı fosiller başörtülere kin kusuyor.
Kadınları aşağılıyor tehdit ediyor. Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir.
Türkiye makul zemine ulaşmıştır. Başörtüsü marjinal, radikal değildir, belli bir cemaatin ya da ideolojinin sembolü hiç değildir.
Yazması, tülbenti, çarşafı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir. Bu tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir."
"Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar"
Konuşmasında ana muhalefet partisi CHP’deki sürece de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, partideki iç çatışmalara taraf olmadıklarını belirtti ancak bu durumun Türkiye siyaseti için bir engel olduğunu savundu:
"CHP içinde şu anda bir çatışma bir ayrışma var. Biz CHP içindeki bu kavganın, iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız.
Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler.
Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar. Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur:
CHP'nin kendi içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır."
"AK Parti bir Türkiye kitabıdır"
Partisinin 25 yıllık sürecini bir "kitap" metaforuyla tanımlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti çatısı altında farklı görüşlerin bir arada bulunabileceğini dile getirdi:
"25 yıl boyunca Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde olmasına özellikle önem gösterdik. Kutuplaştırma üzerine değil bütünleştirme üzerine önem gösterdik. Çatımızın altında herkese yer vardır. 25 yıldır soframız Halil İbrahim Sofrası'dır.
Bunu kimse yanlış anlamasın, bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı hikayeler olabilir. Ama her kitabın kapağı vardır. Kitabı bütünleştiren bir cildi vardır.
Kitabın sayfaları ne kadar farklı olsa da tecrübeli bir editörün elinde kitap bir bütündür. AK Parti işte bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var, herkesin hikayesine yer var."




