Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) çatısı altında milletvekilleriyle bir araya gelerek Türkiye’nin sağlık vizyonuna dair kritik açıklamalarda bulundu. Toplantının en çok dikkat çeken başlıklarından biri olan HPV aşısının ücretsiz takvime alınması hususunda Bakan Memişoğlu, kararın tamamen bilimsel temellere dayandırılacağını vurguladı. Bakanlık olarak bu konuda irade beyan ettiklerini ancak Bilimsel Kurul’un varyant analizi ve kanser riski üzerindeki çalışmalarının sürdüğünü belirten Memişoğlu, kuruldan yeşil ışık gelmeden adım atmayacaklarının altını çizdi.
HPV taramasında yerli veri ve bilimsel süzgeç dönemi
Türkiye’nin dünyada HPV taramasını ücretsiz ve sistematik olarak gerçekleştiren nadir ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Memişoğlu, bugüne dek yaklaşık 1 milyon 760 bin tarama yapıldığını paylaştı. Türkiye’deki HPV varyantlarının Amerika veya diğer ülkelerdeki aşı içerikleriyle tam uyumlu olup olmadığının titizlikle incelendiğini söyleyen Memişoğlu, bölgesel farklılıkların aşı etkinliği üzerinde belirleyici olabileceğine dikkat çekti. Bilimsel kurulun Türkiye’deki HPV tipleri ile kanser oluşumu arasındaki ilişkiyi netleştirmeye çalıştığını ifade eden Bakan, siyasi bir karar yerine veriye dayalı bir strateji izleyeceklerini belirterek, komisyondan çıkacak bilimsel raporun belirleyici olacağını yineledi.
Aşı karşıtlığına karşı "Yerli aşı" kalkanı
Kovid-19 pandemisi sonrası küresel çapta yükselen aşı karşıtlığına karşı Türkiye’nin kendi çözümünü üreteceğini müjdeleyen Memişoğlu, yerli üretim hamlesinin detaylarını aktardı. Bazı kesimlerin ithal aşı içeriklerine yönelik duyduğu şüpheleri ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirten Bakan, toplamda 13 farklı aşı türü için yerli üretim planlamasının yapıldığını ve yakın zamanda ihalelerin gerçekleştirileceğini duyurdu. Türkiye’nin kendi öz kaynaklarıyla üreteceği bu aşıların sadece yurt içinde kullanılmayacağını, aynı zamanda dost ve kardeş ülkelere de ihraç edilerek küresel sağlığa katkı sunulacağını vurguladı.
Doğurganlık oranlarındaki düşüş tehlike sinyali veriyor
Türkiye’nin demografik yapısındaki değişime de değinen Sağlık Bakanı, özellikle son 10 yılda doğurganlık hızının endişe verici bir ivmeyle düştüğünü ifade etti. Son 5 yıllık verilere bakıldığında, tarihsel olarak yüksek doğurganlığa sahip Doğu Anadolu Bölgesi’nde bile rakamların sert bir düşüşe geçtiğini söyleyen Memişoğlu, bu durumu bir beka ve toplum sağlığı tehlikesi olarak niteledi. Nüfus planlaması stratejilerinin artık azaltmaya değil, çoğaltmaya ve teşvike yönelik revize edilmesi gerektiğini belirten Bakan, 18 yaş altı doğurganlık oranlarında ise Avrupa ortalamalarından çok daha iyi bir konumda olunduğunu verilerle paylaştı.
Sezaryen bir doğum yöntemi değil, cerrahi bir müdahaledir
Toplumda doğum şekli algısına dair yanlışları düzeltmek gerektiğini ifade eden Memişoğlu, bir cerrah olarak sezaryenin bir ameliyat olduğunun unutulmaması gerektiğini hatırlattı. Normal doğumun fizyolojik ve doğal bir süreç olduğunu, sezaryenin ise ancak tıbbi bir gereklilik (endikasyon) oluştuğunda başvurulması gereken bir yöntem olduğunu savundu. Türkiye’nin dünya genelinde yüksek sezaryen oranlarıyla kötü bir örnek teşkil ettiğini söyleyen Memişoğlu, bu durumun anne ve çocuk sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çekerek, sağlıklı bir gelecek için normal doğumun teşvik edilmesinin bir devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.





