Bugün 9 Eylül. Doğum günün kutlu olsun İzmir! Bugün İzmir için, Batı Anadolu toprakları için, ülkemiz için sıradan bir tarih değil. Bir şehrin, beraberinde bir ülkenin yeniden özgürce nefes almaya başladığı bir gün.

Sadece tarihsel olarak bir kurtuluş günü değil. Bu şehirde özgürce gezdiğimiz, imbat rüzgârını tenimizde hissettiğimiz, Kordon’da özgürce güneşin batışını izlediğimiz her anda geçmişin izlerini taşıdığımızı düşünüyorum.

104 yıl önce sadece bir şehir kurtarılmadı. Bağımsızlık mücadelemizin en önemli dönüm noktalarından biri tamamlandı.

4,5 milyonluk bir İzmir’den bahsediyoruz. Şehir büyüdü, kalabalıklaştı ve hayat dolu hâle geldi. Metrolar, otobüsler, vapurlar çalışıyor; her yerde bayraklar dalgalanıyor. Belki içinde yaşadığımız dönemin hızıyla bazı şeyleri unutuyoruz. Onlardan biri de bugünün anlamı. Unutmamalıyız!
Oysa bugünün bir bedeli vardı. İşte o bedel, 9 Eylül 1922’de ödendi.

Kutlamalar başladı. Kutlamaların ilk adımı, saat 09.00’da Basmane Karakolu önünden başlayan yürüyüş oldu. 350 metrelik dev Türk bayrağıyla oluşturulan kortej, Anafartalar ve İkiçeşmelik caddelerinden geçerek Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Saat 10.00’da burada tören gerçekleştirildi.

Saat 18.00’de Gündoğdu Meydanı’nda başlayacak SOLOTÜRK gösterisi, her sene olduğu gibi İzmirlilere görsel bir şölen sunacak. Geleneksel Fener Alayı ise saat 20.15’te Konak Pier’den hareket ederek Cumhuriyet Meydanı ve Gündoğdu Meydanı’na ulaşacak.

Fuar'da, çim alanda Model sahne alacak. Konser 21.30’da başlayacak. Ayrıca Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda saat 19.45’te Çok Güzel Hareketler 2 gösterisi ücretsiz olarak sahnelenecek.

Eğer, özgürce bu şehirde yürüyebiliyorsak, denizin kokusunu içimize çekebiliyorsak, 9 Eylül 1922 tarihinde bu topraklar için mücadele edenlere bir borcumuz var.

O yüzden 9 Eylül hepimiz için çok önemli.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle anıyorum. Doğum günün kutlu olsun İzmir. İyi ki sen...

**

İHTİYAR DELİKANLI SİZİ ÇAĞIRIYOR...

95. İzmir Enternasyonal Fuarı Açıldı
Yanlış hatırlamıyorsam 1991 yılının Eylül ayında İzmir’e gezmeye geldik ailecek. O zamanlar İstanbul’da yaşıyoruz ancak İzmir’e taşınma gibi bir düşünce var annemle babamın kafasında. İzmir’i gezmeye geldiğimiz yıl fuar açıktı. Babam, “Hadi gelin, İzmir Fuarı’nı gezelim.” demişti.

O zamanlar 7 yaşındayım. Tabii fuarda en çok ilgimi çeken şey lunaparktı. İstanbul Ataköy’de, dönemin ilk AVM’si olan Galleria’da, o zamanlar çocukların hayali olan Fame City vardı. Ama bir lunapark değildi. Fuardaki lunapark, 7 yaşındaki Balamir’i çok büyülemişti.

Lunaparkın ardından attığımız her adımda bize bir şeyler veriyorlardı. Şekerler, pamuk şekerler... Ben bu durumdan çok mutluydum. Daha sonra hayvanat bahçesini gezdik. Hayatımda ilk kez bir aslanı, bir fili canlı olarak görmüştüm. Tabii bu fil, İzmir Kültürpark Hayvanat Bahçesi ile özdeşleşen Bahadır’dı. Ben de o yaşta Bahadır’ı beslemiştim. O yaşta, fuarın ne olduğunu bile bilmeden anneme dönüp, “İzmir’e taşınalım, burası çok eğlenceli.” dediğimi hatırlıyorum.

Artık İzmir’e taşınmıştık. Yıllar geçti. Yine küçük sayılabilecek bir yaşta, okul sonrası arkadaşım Emre ile harçlıklarımızı biriktirip fuara, lunaparka geldik. Bizim için fuar demek, lunapark demekti. Yaş aldıkça her yıl İzmir Fuarı’nın hafızamızda bıraktığı güzel anılar çoğalıyordu. Etkinlikler, konserler, otomobiller, inşaat araçları, otobüsler... Her şey dikkatimizi çekiyordu. Büyük sanatçıların fuardaki gazinolarda sahne aldığı yılların sonuna yetişmiştim. Gazinoların önünden geçerken bir Sibel Can’ı, bir İbrahim Tatlıses’i dışarıdan duyabiliyordum.

İşte tüm bunların sonunda, “Nerede o eski fuarlar?” diyenlerdenim ben de.
Belki de aslında hafızamdaki güzel anıları özlüyorumdur. Bugünün gençlerine 20 yıl sonra sorduğunuzda onlar da belki bugünün fuarını özleyeceklerdir. O yüzden en az bir gün Fuar'a gitmek gerek...

Fuar yine ışıl ışıl. Her yer mutlu insanlarla dolu. Konserler tüm hızıyla devam ediyor. Bugüne kadar Emir Can İğrek, Levent Yüksel, Yıldız Tilbe ve Mert Demir’i dinledik. Bugün Model, İzmirlilerin karşısında olacak. Ve bugün, biliyorsunuz, özel bir gün: İzmir’in doğum günü, İzmir’in kurtuluş günü.
Yarın Gülşen, İzmirlilerin kalbine dokunacak. 11 Eylül’de Teoman, 12 Eylül’de ise Semicenk İzmirlilerle birlikte fuarı noktalayacak.

Zaman geçiyor, dünya değişiyor. İzmir de değişti. Dolayısıyla fuar da her yıl kendini yeniliyor.

İzmir Fuarı, İzmirlilerin bir parçası. Farklı ülkelerin, farklı kültürlerin ve yemeklerin yanı sıra ülkemizin farklı coğrafyalarının kültürleri de yine fuarda yer alıyor. Teknolojinin gelişmesiyle, dünyanın değişmesiyle birlikte fuar da artık daha hızlı ve daha dijital. Kültürel etkinliklerle birlikte teknoloji de fuarın kalbinde. Fuar artık yalnızca ticaret yapılan bir yer değil; eğlencenin de merkezine dönüşmüş durumda.

Biz çocukken fuarda iyi bir dondurma yemek, lunaparktaki oyuncaklarda eğlenmek ya da başka bir ülkenin standında ilginç bir ürün görüp, ardından geç saatlere kadar süren bir konserin keyfini çıkarmak bizim için yeterliydi.
Ancak bugün dünyanın değişmesiyle birlikte teknoloji, müzik, sosyal medya ve interaktif alanlar fuarın kalbine yerleşmiş durumda... Önemli olan geçmişe bağlı kalıp orada takılı kalmamak, geleceği daha iyi inşa etmek.

Sonunda, lunaparktan bu kadar bahsedip bu sene fuarda lunaparkın olmamasının da çocukluğu burada geçmiş, gençliğinde bile bu lunaparkta eğlenmiş biri olarak, kalbimi kırdığını belirtmem gerekir. Her ne olursa olsun, teknik ve bürokratik sorunlar ya da engeller arka planda çözülüp İzmir’e yansıtılmadan, bu alandaki lunapark yine İzmirlilerin olmalıydı. Ancak bu yıl o alan çocuklar için yeniden yapılandırılmış. Kaçırmayın!
**
RADYO EGE YANINIZDA...
Herkese güzel bir Eylül, harika bir sonbahar diliyorum. Radyo Ege’de yeni yayın dönemine başladık. Her gün en iyi müzik ve en eğlenceli programlar hayatınıza fon olmaya devam ediyor. Kulağınız biz de olsun.