İzmir’in Konak ilçesinde bulunan Kestanepazarı Camii, tarihi boyunca yalnızca bir ibadet mekânı olarak değil, aynı zamanda eğitim faaliyetleriyle de öne çıktı. Caminin inşasının Hicri 1078, Miladi 1667-68 yıllarında tamamlandığı belirtiliyor. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde yer alan bilgilere göre yapı, 1668 yılında İzmir Gümrük Emini Ahmet Emin Ağa tarafından, daha önce var olduğu bilinen Kızıl İbrahim Camii’nin yenilenmesiyle Ahmet Ağa Camii adıyla faaliyete geçti.

Medrese eğitimiyle öne çıkan dönem

Kestanepazarı Camii’nde medrese faaliyetleri özellikle 20. yüzyılın başında yoğunluk kazandı. 1892 doğumlu Kurra Hafız Hacı Salih Tanrıbuyruğu Hoca, 1910 yılında camide medrese hocası olarak göreve başladı. 1911 yılında öğrencilerin eğitimi için Osmanlıca kaleme aldığı Muhitü’t Tecvid risalesi, bu dönemin önemli eserleri arasında yer aldı. Medrese eğitimi 1924 yılına kadar 15 yıl boyunca kesintisiz sürdü.

Yasaklara rağmen süren eğitim

1924’te yürürlüğe giren Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrası medreselerin kapatılmasıyla resmi faaliyetler sona erdi. Ancak Hacı Salih Tanrıbuyruğu Hoca, 1925-1945 yılları arasında öğrencilerini otellerde barındırarak, lokantalarda yemeklerini temin ederek ve küçük gruplar halinde Kur’an eğitimine devam etti. Bu süreçte defalarca Kantar Polis Merkezi’ne ifadeye çağrıldığı biliniyor.

Dernekleşme ile kurumsal yapı

1947 yılında Diyanet İşleri 3. Başkanı Ahmet Hamdi Akseki Hoca Efendi’nin girişimleriyle camide Kur’an eğitimi için dernek kurulması gündeme geldi. 1948 yılında Kur’an Talebeleri’ni Himaye Derneği kuruldu. Dernek, 1960’ta İmam Hatip ve İlahiyata Öğrenci Yetiştirme Derneği adını aldı, 2008 yılında ise Kestanepazarı Öğrenci Yetiştirme Derneği olarak yeniden adlandırıldı.

Günümüzde süren eğitim faaliyeti

Günümüzde dernek bünyesinde ortaokul ve lise düzeyinde yaklaşık 700 öğrenciye ücretsiz yatılı eğitim veriliyor. Bunun yanı sıra farklı okullarda ve kız Kur’an kurslarında öğrenim gören yüzlerce öğrenciye yemek ve burs desteği sağlanıyor.

Mimari özellikleriyle dikkat çekiyor

Kesme taştan inşa edilen cami iki katlı yapısıyla öne çıkıyor. Alt katında dükkânlar yer alırken, üst katta üç kubbeli son cemaat yeri bulunuyor. Kare planlı ibadet alanı tromplu bir kubbe ile örtülürken, mihrabın üst kısmına 19. yüzyılda Selçuk’taki İsa Bey Camii’nden bir bölüm eklendiği belirtiliyor. Batı cephesindeki tek şerefeli minare ise Evliya Çelebi’nin anlatımlarında da yer alıyor.

İzmir’in hafızasında özel bir yer

Kestanepazarı Camii, geçmişten bugüne uzanan eğitim ve ibadet geleneğiyle İzmir’de Kur’an eğitiminin en önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Tarihi boyunca birçok kez yenilenen yapı, bugün de kentin kültürel mirasının önemli bir parçası olarak varlığını koruyo.

Kaynak: Haber Merkezi