Son Mühür / Erkan Doğan - Konak Belediye Meclisi CHP’li Meclis Üyesi Cem Eren, Folkart’ın başvurusu sonrası gündeme gelen MİA (Merkezi İş Alanı) parsellerinin “Özel Sağlık Tesisi”ne dönüştürülmesine yönelik çalışmaları “kent suçu” olarak değerlendirdi.
Konak Belediyesi meclisinde ocak ayı başında gündeme gelen Folkart’ın Orion Projesi’nde bir alanın plan notu değişikliği ile ‘Özel Sağlık Tesisi’ ilan edilmesi hakkındaki önerge tartışmalara yol açmış, CHP grubunu da ikiye bölmüştü. Konak Belediye Meclisine gelen önergede Hukuk Komisyonu’ndan 1 üye tarafından şerh konulan, 7 CHP’li meclis üyesinin plan değişikliğine ‘red’ oyu kullanması, dikkatleri bu proje ve bölgede trafik ve insan yoğunluğunu artıran diğer projelere çekti. Önergeyi kabul etmeyen meclis üyeleri Cemal Küpeli, Abdullah Siyahkoç, Simge Tokgöz, Cem Eren, Behçet Emir, Çetin Taylanhan, Alaaddin Kurt olarak kaydedilmişti.

Bu bölge beton yığını haline geldi !
Paylaşımında İzmir’deki yoksul halkın zorlanarak gittiği bir yere (Bayraklı Şehir Hastanesi) devlet hastanesi kurulduğunu, zenginlerin ise kolaylıkla gidebileceği bir alana Folkart tarafından ‘özel hastane’ kurulmak istendiğini anlatan Eren, “Açık ve net olarak ifade etmem gerekirse; seçilmiş insanlar olarak kamuya ait hizmetlerin yürütülmesinde eylem pratiğimiz, halk adına, halk için, yarınlara dair plan ve programlar, teoriler üretmek ve bunu hayata geçirmek olmalıdır. Modern toplumlarda en temel haklardan olan barınma yeme içme sağlık eğitim ücretsiz ya da ulaşılabilir olması ilkesi düşünüldüğünde, kamu yönetimlerinin halkçı politikalar üretip sınıf ayrımı olmadan herkese ücretsiz ya da eşit sağlık hizmeti üretebilme düşüncesiyle hareket etmelidir. Yoksul halkın zorlanarak gittiği bir yere devlet hastanesi kurup, kentin ortasına özel hastane ruhsatları verilmesi, zenginlere daha fazla zengin olma imtiyazı sağlamak, akla uygun gelmemektedir. Özellikle Basmane’den sonra bir yanıyla Bornova Kemalpaşa Ankara yolu, diğer taraftan Karşıyaka Çanakkale yoluna bağlanan, Basmane, Kahramanlara geriye doğru olan aksın, bir tarafında bulunan, şu an gökdelenlerin alabildiğine yükseldiği , dikey mimarinin,kentin panoramasını alabildiğine beton yığını haline getirdiği bir bölgeden bahsediyorum” ifadelerine yer verdi.
“Gültepelilerin denizi görmesine dahi izin yok, kent suçu işleniyor”
Eren sözlerini şöyle sürdürdü, “Mevcut yapılaşmanın henüz ev sahipleriyle buluşmadığı, yakın zamanda yerleşeceği bir süreci de düşündüğünüz de nüfus /araç trafik yoğunluğunu tamamiyle damar tıkanıklığı yaratacak, bir bölgenin heba edilmesi, yarınlarda çocuklarımızın bizden utanmalarını düşündürecektir. Yetmezmiş gibi ,ticari sahada olan bazı arazilerin, yeni imar planlamaları ve notlarıyla özel sağlık tesisleri haline getirilmesi fikri ,nereden bakarsanız bir kent suçu işleme noktasına varmıştır. Halkapınar, Mersinli, Çınarlı aksındaki arazilere verilecek olan özel sağlık tesisi imar onamaları sonucunda, günlük 24 saat çalışan, acil de dahil olmak üzere, tam teşekküllü özel hastaneler, kente ekstra bir trafik sıkışıklığı yaratacak, hayattaki en önemli servet olan “zamanın “ çalınması ile sonuçlanacaktır. Mevcut planlamalarda otoparkın , sayısal anlatısı hukuki,imar açısından doğrudur. anlamlı değildir. insan odaklı kararlar alınmalıdır. Yasal olan her şey meşru değildir. Tersine meşru olan da yasal olmayabilir”
"Her hastane bölgeye ayrı bir yoğunluk katacaktır"
Her hastanenin bölgeye ayrı bir yoğunluk katacağını ifade eden Eren, “Çalışan personelin bile her hastane için 100-300’den fazla olacağı düşünüldüğünde, onlarında arabalarıyla gelebileceklerini de düşünmelidir. Her hastane için ekstradan günlük 1000-8000 arası hasta ve hasta yakınının ziyaret etmesi kent trafiği açısından çok büyük sorun yaratacaktır. Bundan birkaç yıl sonra bu kentin insanları bu trafik keşmekeşliğinden dolayı bizlere en hafif ifadeyle kahredeceklerdir. Benzer bir durum Gaziemir Karabağlar Yolu’ndaki Optimumun açılması sonrası bariz örneklerden biridir. MİA bölgeleri gündüz yoğun, gece seyrek nüfusludur. Tam teşekküllü hastaneler ise 24 saat yaşayan, acil servis ve ambulans trafiği, hasta yakını sirkülasyonu, hastane görevlileri ve yoğun lojistik ihtiyaçları olan yapılardır. Kentin ana transfer merkezinde bu fonksiyon değişikliği, bölge trafiğini yönetilemez hale getirecektir” diye konuştu.
Otopark yetersizliği
Eren sözlerini şöyle sürdürdü, “Otopark Yetersizliği: Hastanelerin otopark gereksinimi, ofis bloklarına göre çok daha yüksektir ve sürekli devir daim gerektirir. MİA( Merkezi iş alanı ) parselasyonlarının özel sağlık tesisi haline getirilmesi ve yol düzeni bu yoğunluğu kaldırmaya uygun değildir. Hastanelerin; acil erişimin daha rahat olduğu, trafiğin daha akıcı olduğu ve master planlarda özel olarak "Sağlık Tesis Alanı" olarak ayrılmış bölgelerde konumlanması gerekmektedir. Günlük üretilecek evsel ve tıbbi atık oranı, bertarafı hesaplanmalıdır. Belediyeye ekstra yük. 1000-8000 arası hasta sirkülasyonu olabilecek hastanenin kullanım, içme su tüketimi çevresel olarak ve belediye yükü değerlendirilmelidir. ÇED raporlarına eskiden meslektaşlarım olan Biyologlar da katılırdı. ÇED raporları yapıldı mı? Vb sorular.. Özetle. Çağın tanığı olarak, REDdiye etmek içime huzuru geri getirdi!”





