Son Mühür/Gamze Eskiköy- İzmir’in Kanal İstanbul’u olarak anılan Çeşme Projesi, yeniden tartışma konusu oldu. İZTO Başkanı Mahmut Özgener’in dün eylül ayı meclis toplantısında yaptığı “uzlaşı” çağrısına, EGEÇEP Eş Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı’dan sert yanıt geldi. Cangı, projenin “yağma ve talan” anlamına geldiğini belirterek Danıştay’ın iptal kararını hatırlattı.
Özgener ‘İnciraltı örneği’ yapmıştı
İZTO Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’in yalnızca “kum, güneş ve deniz” turizmiyle değil; sağlık, gastronomi, kültür ve sanat turizmiyle de öne çıkması gerektiğini söyledi. Özgener, meclis toplantısında yaptığı konuşmada İnciraltı planlarını örnek göstererek şunları dile getirdi:
İzmir’in yalnızca kum, güneş ve denizle değil; sağlık, gastronomi, kültür ve sanat turizmiyle anılması hepimiz için önemli. Çeşme Turizm Projesi için de benzer bir süreç yürütülmeli. İlk hazırlanan projedeki eksiklikler ortak akılla yeniden değerlendirilmeli. Tıpkı İnciraltı’nda olduğu gibi görüş alışverişinde bulunmalıyız"

Av. Cangı: İnciraltı'nda yaşayan insan dışındaki canlılar katılmadı!
Özgener’in bu sözlerine yanıt veren Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı, İnciraltı’ndaki sürecin kente ve doğaya zarar verdiğini savundu. Cangı, “İnciraltı'nda birileri uzlaşmış olabilir, ancak o uzlaşmaya bu kentin geleceğini, çocuklarına yaşanabilir bir kent bırakmak isteyenler ile İnciraltı'nda yaşayan insan dışındaki canlılar katılmadı. O yüzden İnciraltı örneği diye bir şey yok” dedi.

Kastettiği şey yağma ve talana açmaktır!
Cangı, şöyle devam etti:
"Çeşme projesine ilişkin Danıştay kararını hatırlatmak isterim. Karar, "şimdiye kadar hiç olmadığı kadar büyük bir kara alanı ve 2.292 hektar deniz alanını da kapsayan bir sınır belirlendiği, Çeşme KTKGB sınırlarının kara bölümünde kalan alanın % 65 inin üst ölçekli planlarla yapılaşmaya, kullanmaya, geliştirmeye kesinlikle açılmaması gereken “nitelikli alanlardan oluştuğu, 16.000 hektarın üzerinde bir alanın tümüyle halka kapatıldığı, işlemin dayanağı olan gerekçe rapor ve kapsam belirleme raporunun gerçekleri yansıtmadığı ve alan belirleme kararında “kamu yararı” bulunmadığı" şeklindeki bilimsel tespit ve uyarılara dayanıyor.
Şimdi bu kadar önemli tespitler ve yargı kararı varken sayın Özgener kiminle, nasıl uzlaşmayı düşünüyor?. Kastettiği şeyin hukukun üstünlüğü ve hukuki güvenliğin rafa kaldırılması, yarımadayı yağma ve talana açmak olduğunun farkında değil midir? Şimdiye kadar elde ettiğimiz hukuksal kazanımların çöpe atılmasına kesinlikle izin vermeyiz”





