Türkiye'de her yıl dağ gibi biriken inşaat molozları doğayı tehdit ederken, ülke ekonomisi milyarlarca liralık ham maddeyi kendi eliyle toprağa gömüyor. Kentsel dönüşüm hızı katlanarak artıyor fakat kırım sonrası çıkan atıkların yalnızca yüzde 5'i yeniden değerlendirilebiliyor. Geriye kalan devasa hacim ise depolama alanlarında atıl halde bekliyor.

Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman İpek, bu tehlikeli gidişatın durdurulması için "seçici yıkım" modelini işaret etti.

Moloz değil, servet gömüyoruz

Moloz değil, servet gömüyoruz

Konut ve altyapı projelerinden çıkan beton, tuğla, ahşap ve metal birikintileri küresel ölçekte katı atıkların neredeyse yarısını oluşturuyor. Üstelik bu toplamın en az yüzde 50'si doğrudan betondan ibaret.

Dünyadaki arazi kullanımının yüzde 12’si, ham madde tüketiminin yüzde 30’u ve enerjinin yüzde 42’si doğrudan inşaat sahalarına bağlı. Doğanın hammadde talebiyle tahrip edilmesini engellemek ise sahadaki yöntemi değiştirmekten geçiyor. Türkiye'de mevcut sistem sadece kepçeyi vurup çıkan demiri toplamaktan ibaret. Kalan malzeme doğrudan çöp.

Avrupa yüzde 90'ı yakaladı, Türkiye yüzde 5'te kaldı

Avrupa Birliği üye ülkeler için yüzde 70 geri kazanım barajı koydu bile. Hollanda ve İtalya mineral atık dönüşümünde yüzde 95 seviyesini aşarak rekor kırıyor. Almanya, Birleşik Krallık ve Slovenya ise yüzde 90 sınırının üzerinde performans gösteriyor.

Peki bizde durum ne?

Resmi veriler geri dönüşüm oranımızın yüzde 5 seviyelerinde çakılı kaldığını gösteriyor. Sektörel tahminler bu rakamın en fazla yüzde 20’ye ulaştığı yönünde. Balkan ülkeleri ve Çin ile benzer bir çizgiye sıkışmış durumdayız.

Çözüm "Seçici yıkım" ve ikincil Agrega

Rastgele yıkıp geçmek yerine aşamalı bir yöntem uygulanmalı. Doç. Dr. Süleyman İpek'in vurguladığı "seçici yıkım", binalar yerle bir edilmeden önce tehlikeli maddelerin temizlenmesini ve malzemelerin sırayla sökülmesini öngörüyor.

Yıkılan betonu doğrudan çöpe atmıyoruz. Kırma ve eleme tesislerine giden beton atıkları, "ikincil agrega" adı verilen kum, çakıl ve kırma taş alternatifine dönüşüyor. Böylece hem doğadan yeni taş çıkarmıyoruz hem de inşaat sektörüne ucuz gird sağlıyoruz.

Metropoller hariç bile milyonlarca ton atık çıkıyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2024 yılı İl Çevre Durum Raporları tehlikenin boyutunu açıkça sergiliyor.

İzmir’de firari suç makinesine JASAT darbesi: 60 ayrı suçtan aranan şahıs yakalandı!
İzmir’de firari suç makinesine JASAT darbesi: 60 ayrı suçtan aranan şahıs yakalandı!
İçeriği Görüntüle

Sadece Doğu Anadolu Bölgesi’nde yıllık 5,3 milyon ton, Akdeniz Bölgesi’nde ise 4,77 milyon ton yıkıntı atığı üretiliyor. Bu rakamlara İstanbul ve Ankara gibi dev metropollerin karmaşık verileri dahil bile değil. Rakamlar ürkütücü bir hacmi gösteriyor. Seçici yıkım modeline bir an önce geçilmezse, kentsel dönüşüm kentleri yenilerken çevre bütünlüğünü tamamen yok edecek.

Kaynak: İHA