Son Mühür- Küresel piyasaların Hürmüz Boğazı krizine çözüm aradığı süreçte bu kez krizin yeni adresi olarak Babulmendep Boğazı öne çıktı.
Küresel enerji taşımacılığının yüzde 10'unun geçtiği boğazda iplerin Husilerin eline geçmesi, Brent petrolün satış fiyatının 100 dolar üzerinde kalıcı olacağının sinyallerini vermeye devam ediyor.
Merkez Bankaları'nın faiz kararının enerji krizinin gölgesinde kaldığı süreçte 14 Eylül haftasında ekonomide bizi nasıl bir tablo bekliyor sorusuna cevap arayan eski TCMB Uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş, dikkat çekici tespitlerde bulundu.
Toptaş'ın açıklamalarından öne çıkan detaylar şöyle...
TCMB'nin faiz kararı...
14 Eylül 2026 haftasında küresel ekonominin gündeminde Ortadoğu'daki savaşın enerji ve ticaret yollarına etkisi ile merkez bankalarının para politikası kararları öne çıkacak. Türkiye açısından ise geçen hafta TCMB'nin politika faizin sabit bırakmasının ardından petrol fiyatlarındaki yükselişin Türkiye'deki enflasyon ve TCMB'nin faiz politikası üzerindeki etkileri izlenecek.
Bölgede riskler artmış durumda...
İran ile ABD arasındaki savaşın ekonomik etkileri yalnızca Hürmüz Boğazı'yla sınırlı kalmıyor. Yemen'de İran destekli Husilerin Kızıldeniz kıyısında ilerleyerek Mokha limanını ve stratejik Mayun Adası'nı ele geçirmeleri, Babülmendep Boğazı üzerindeki riskleri artırdı. Babülmendep, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve dünya deniz ticareti açısından kritik öneme sahip bir geçiş noktası.

Maliyet zincirine yeni ekler var...
Bu gelişmenin de küresel ekonomi açısından önemi büyük. Hürmüz Boğazı'ndaki sorunlara şimdi Babülmendep riskinin eklenmesi, petrol ve diğer emtianın taşınmasında alternatif güzergâhların önemini artırıyor. Daha uzun deniz yolları, yüksek navlun ve sigorta maliyetleri ortaya çıkıyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi ise yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, ulaştırmadan üretime kadar geniş bir maliyet zincirini etkiliyor. Suudi Arabistan'ın önemli bir petrol boru hattını geçici olarak kapatması da enerji arzı konusundaki endişeleri artırdı.
Küresel enflasyona dikkat...
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Ortadoğu'daki savaşın ekonomik sonucu yalnızca petrolün varil fiyatıyla ölçülmemeli. Enerji fiyatı, navlun, sigorta ve tedarik zinciri maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonu yeniden yukarı çekme ihtimali de dikkate alınmalı.
Bu gelişmelerin merkez bankalarının kararlarını daha karmaşık hale getirdiği bir haftaya giriyoruz. ABD Merkez Bankası'nın 15-16 Eylül toplantısı haftanın en önemli para politikası gündemi olacak. Ağustos ayında istihdamın güçlü kalması ve enflasyonun beklentilerin üzerinde seyretmesi, Fed'in faiz artırabileceği beklentisini güçlendirdi. Piyasalarda 25 baz puanlık bir artış ihtimali yüzde 80'in üzerine çıkmış durumda.
BOJ 17 Eylül'de ne karar verecek?
Japonya Merkez Bankası (BOJ) ve İngiltere Merkez Bankası da 17 Eylül'de karar verecek. BoJ'da faiz artırımı ihtimali tartışılırken, İngiltere'de faizlerin sabit tutulması daha güçlü beklenti olarak öne çıkıyor. Böylece enerji fiyatlarının yarattığı enflasyon baskısı, farklı ekonomik koşullara sahip merkez bankalarının ortak sorunu haline geliyor.
İç talep ve enflasyon kadar...
Türkiye'de TCMB geçen hafta politika faizini yüzde 37'de sabit tuttu. Ağustos enflasyonunun yıllık yüzde 31,51 düzeyinde bulunması ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, faiz indirimlerinin hızına ilişkin belirsizliği artırıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde TCMB açısından yalnızca iç talep ve enflasyon değil, petrol fiyatları ve küresel faiz ortamı da belirleyici olacak.
İzmir açısından turizmden gelecek haberler...
İzmir açısından da enerji ve lojistik maliyetlerindeki artış özellikle sanayi, ihracat ve taşımacılık sektörleri açısından yakından izlenmeli. Turizm sezonunun sona yaklaşmasıyla hizmetlerdeki hareketlilik azalırken, dış pazarlardaki talep ve finansman maliyetleri daha fazla önem kazanacak.
Bu hafta bakacışımız nokta...
Kısacası, yeni haftada ekonomi açısından en önemli soru “merkez bankaları faizleri ne yapacak?” değil. Asıl soru, Hürmüz ve Babülmendep'teki gelişmelerin enerji ve ticaret maliyetleri üzerinden küresel enflasyonu ne ölçüde yeniden yükselteceği olacak.



