Son Mühür- Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ABD-İsrail-İran hattında artan gerilimin küresel sonuçlar doğurabilecek bir nükleer krize dönüşme ihtimaline karşı alarma geçti. Kurum, bölgedeki gelişmeleri yakından izlerken olası bir nükleer olay için hazırlıklarını da hızlandırdı.
DSÖ: “Nükleer tehdit karşısında tetikteyiz”
DSÖ Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Hanan Balkhy, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler personelinin İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırıların sonuçlarını anbean takip ettiğini belirtti. Balkhy, kurumun her türlü nükleer tehdide karşı hazır durumda olduğunu vurguladı.
Balkhy’nin dikkat çeken sözleri ise riskin boyutunu ortaya koydu: “En kötü senaryo nükleer bir olaydır ve bizi en çok endişelendiren de bu.
Ne kadar hazırlık yaparsak yapalım, gelecek zararı engelleyebilecek hiçbir şey yok… bölgeye –ve eğer bu sonunda gerçekleşirse küresel olarak– ve sonuçları on yıllarca sürecek.”
Nükleer tesisler hedefte: Gerilim tırmanıyor
Son aylarda ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer altyapıyı hedef alan saldırıları, bölgedeki tansiyonu ciddi şekilde yükseltti. İran Atom Enerjisi Kurumu; Fordow, İsfahan ve Natanz tesislerinin hedef alındığını doğruladı.
28 Şubat’ta başlatılan yeni saldırı dalgasıyla birlikte nükleer tesislerin yeniden hedef alınması, olası bir nükleer sızıntı ya da daha büyük bir felaket ihtimalini gündeme taşıdı.
Olası bir nükleer olayın sağlık etkileri
Uzmanlara göre nükleer bir olay, yalnızca anlık yıkımla sınırlı kalmıyor; uzun yıllara yayılan sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. DSÖ’ye göre yüksek doz radyasyona maruz kalan kişilerde:
Akciğer ve deri dokularında ciddi hasar
Kanser riskinde artış
Uzun vadeli psikolojik travmalar gibi etkiler görülebiliyor.
Tarihsel örnekler de bu riskleri doğrular nitelikte. 1986’daki Çernobil faciası ve 1945’te Hiroşima ile Nagazaki’ye atılan atom bombaları, nükleer olayların nesiller boyu süren etkilerini gözler önüne serdi.
Nükleer silah kullanımı tartışılıyor
Savaşın seyrine ilişkin uluslararası arenada nükleer silah kullanımı ihtimali de tartışılmaya başlandı. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer silah geliştirdiğine dair somut kanıt sunmazken, “yakın nükleer tehdidi ortadan kaldırma” söylemini yineledi.
Öte yandan bazı üst düzey isimler, İsrail’in nükleer silah kullanma ihtimaline dair endişelerini dile getirdi. Trump ise bu iddiaları reddederek, İsrail’in böyle bir adım atmayacağını savundu.
DSÖ hazırlıklarını artırdı
Dünya Sağlık Örgütü, olası bir nükleer olayda izlenecek yol haritasını güncellerken, sağlık personeline yönelik eğitimleri de artırdı. Bu kapsamda:
Halk sağlığı riskleri
Radyasyondan korunma yöntemleri
Acil müdahale prosedürleri konularında yeni rehberler hazırlanıyor.
Ayrıca İran’daki petrol tesislerine yönelik saldırıların yol açtığı yoğun hava kirliliğinin de solunum yolu hastalıklarını artırabileceği uyarısı yapıldı.
Sağlık sistemleri hedefte
Bölgede yalnızca nükleer risk değil, sağlık altyapısına yönelik saldırılar da ciddi endişe yaratıyor. DSÖ verilerine göre 28 Şubat’tan bu yana İran ve Lübnan’da sağlık çalışanlarına yönelik 46 saldırı kaydedildi, 38 kişi hayatını kaybetti.
Balkhy, bu saldırıları şu sözlerle değerlendirdi: “trajik ve kabul edilemez” ve sağlık çalışanlarının uluslararası hukuk kapsamında korunması gerektiğini vurguladı.
Gazze’de ise durum daha da kritik. DSÖ’ye göre 2025 ortasına kadar hastanelerin yüzde 94’ü hasar gördü veya yıkıldı.
Yerinden edilme ve insani kriz derinleşiyor
Savaşın etkisi yalnızca sağlıkla sınırlı kalmadı. Birleşmiş Milletler verilerine göre:
İran’da 600 bin ila 1 milyon hane yerinden edildi
Lübnan’da yaklaşık 946 bin kişi evlerini terk etti
Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksaklıklar, özellikle kronik hastalar için hayati risk oluşturuyor.
Balkhy, durumun ciddiyetini şu sözlerle özetledi: “İyi gıdaya, temiz suya erişimden, tıbbi bakım hizmetlerinin aksamasından bahsediyoruz… bunların hepsi Lübnan halkı üzerinde büyük bir etki yaratacak.”
Gazze’de ilaç krizi: Stoklar tükeniyor
Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre Gazze’de temel ilaçların yüzde 46’sının stokları tamamen tükenmiş durumda. DSÖ ise bölgede kritik seviyede tıbbi malzeme eksikliği yaşandığını bildiriyor.





