Son Mühür- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran IŞİD bağlantılı Türk vatandaşlarının iadesi iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Suriye ve Irak’taki toplama kamplarında tutulan Türk vatandaşı kadınlar ve çocukların Türkiye’ye nakledilmesine yönelik kapsamlı bir hazırlık yürütüldüğü iddiaları üzerine harekete geçen Murat Bakan, konunun milli güvenlik boyutuna dikkat çekti. Basına yansıyan bilgilere göre, Türk heyetlerinin bölgeye giderek parmak izi aldığı, DNA örnekleri topladığı ve biyometrik veriler üzerinden kimlik tespiti yaptığı iddiaları, parlamentoda yanıt bekleyen en kritik başlıklar arasına girdi.
Meclis’ten yürütmeye kritik sorular: Süreç nasıl işliyor?
Sürecin şeffaflığı ve hukuki altyapısı konusunda ciddi kaygılar taşıdığını belirten CHP’li Bakan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle kapsamlı bir soru önergesi sundu. Önergede, bugüne kadar kaç heyetin bölgeye gönderildiği, bu heyetlerin hangi kurum temsilcilerinden oluştuğu ve kaç kadınla mülakat yapıldığı sorularına yanıt istendi. Özellikle getirilmesi planlanan çocukların yaş aralıkları, babalarının uyrukları ve topluma kazandırılma süreçlerine dair detaylı verilerin talep edildiği önergede, daha önce Türkiye’ye getirilerek Ankara’da "travma tedavisi" gördüğü iddia edilen 500 çocuğun akıbeti de sorgulandı.
"Sınırda özel mahkeme" iddiaları ve hukuki belirsizlik
Haber metninde yer alan en dikkat çekici iddialardan biri de, iade edilecek kişilerin yargılanma usulüne dair ortaya atılan model oldu. Murat Bakan, suça karışmış kadınların Türkiye’ye girişinde, 2009 yılındaki "Habur süreci"ne benzer şekilde sınır hatlarında özel mahkemeler kurulup kurulmayacağını doğrudan hükümete sordu. Böyle bir uygulamanın yasal bir dayanağının olup olmadığına dair açıklama bekleyen Bakan, özellikle çatışmalara katıldığı ve IŞİD ideolojisiyle eğitildiği öne sürülen 12-18 yaş grubundaki yaklaşık 600 erkek çocuğun hukuki statüsünün nasıl belirleneceğini de Meclis gündemine taşıdı.
İçişleri Bakanlığı’na ulusal güvenlik uyarıları
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya yönelik hazırlanan ikinci önergede ise sürecin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri mercek altına alındı. Mart 2025’ten bu yana Washington, Bağdat ve Şam hattında yürütüldüğü iddia edilen diplomatik görüşmelerde Türkiye’nin herhangi bir resmi taahhüt verip vermediği sorgulandı. Bakan, Ağustos 2025 tarihinde Al Hol ve Roj kamplarına yapıldığı öne sürülen ziyaretlerin doğruluğunu ve bin 300 civarında olduğu tahmin edilen Türk vatandaşının getirilmeden önce kamplarda bir rehabilitasyon sürecine tabi tutulup tutulmayacağını sordu. Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması beklenen sorular arasında, bu nakil operasyonunun kamu düzeni ve toplumsal huzur açısından yaratabileceği risklere dair bir analiz yapılıp yapılmadığı da yer aldı.
TBMM’nin denetim yetkisi ve şeffaflık çağrısı
Açıklamasının sonunda yasama organının bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Murat Bakan, sürecin maliyetinden idari işleyişine kadar her ayrıntının halkın temsilcileriyle paylaşılması gerektiğini savundu. İlgili bakanlıkların ve kurumların bu süreçte harcadığı bütçenin ve yürütülen risk analizlerinin detaylarının açıklanmasını talep eden CHP’li Bakan, sürecin gizlilikle yürütülmesinin toplumsal kaygıları artırdığını belirtti. TBMM’nin denetim yetkisinin tam anlamıyla işletilmesi gerektiğini ifade eden Milletvekili Bakan, Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bu çapta bir operasyonun şeffaf bir yol haritasıyla yürütülmesi için sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini bildirdi.





