Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen Barış Kurulu toplantısının ardından gündeme dair hayati açıklamalarda bulundu. Gazze’nin geleceği, insani yardımlar ve bölgesel güvenlik konularında Türkiye’nin net duruşunu sergileyen Fidan, uluslararası toplumun kalıcı barış için somut adımlar atması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin sadece insani yardımda değil, bölgenin idari ve askeri istikrarında da aktif rol oynamaya hazır olduğunu belirten Bakan, Washington’daki temaslarının satır başlarını paylaştı.
Gazze barış planı ve yeniden inşa süreci
Washington’da ilk kez bir araya gelen Barış Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil eden Bakan Fidan, bu platformun sembolik bir açılıştan öte, fonksiyonel bir iş birliği zemini sunduğunu ifade etti. Toplantının temel odak noktasının Gazze Barış Planı’nın ikinci evresi olduğunu dile getiren Fidan, harap olan şehrin altyapı ve üstyapı hizmetlerinin yeniden tesisi için devasa bir bütçeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Özellikle yerel yönetim mekanizmalarının tekrar işler hale getirilmesinin kritik bir eşik olduğunu söyleyen Bakan, üye ülkelerin maddi ve askeri katkı beyanlarının bu süreçte somut birer çıktı sağladığını kaydetti.
İnsani yardımlarda kesintisiz seferberlik ruhu
Gazze’deki insani trajedinin önlenmesi adına Türkiye’nin ilk günden bu yana sergilediği tavizsiz çabaya dikkat çeken Bakan Fidan, kamuoyunun hassasiyetini diri tutması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Yardım faaliyetlerinde bir gevşeme yaşanmasının bölgeyi yeniden açlık, sefalet ve katliam sarmalına sürükleyebileceğini hatırlatan Fidan, Türkiye’nin tüm sivil ve resmi kurumlarıyla tam bir seferberlik içinde hareket ettiğini vurguladı. Bugün itibarıyla Mısır limanına ulaşan yeni bir yardım gemisinin müjdesini veren Bakan, yardımların lojistik ağının genişletilerek devam edeceğinin altını çizdi.
20 bin konteyner girişimi ve diplomatik engeller
Türkiye’nin deprem felaketi döneminde elde ettiği tecrübeyi Gazze’ye aktarmak istediğini belirten Fidan, barınma sorununun çözümü için 20 bin konteyner gönderilmesi noktasında bir girişim başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu projeyi bizzat takip ettiğini ifade eden Bakan, konteynerlerin metal yapısı nedeniyle İsrail tarafının sergilediği güvenlik çekincelerini aşmak için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini aktardı. Sağlık alanında ise hem yaralıların Türkiye’ye nakli hem de bölgede sahra hastaneleri kurulması yönündeki çalışmaların Sağlık Bakanlığı koordinesinde süratle devam ettiğini ekledi.
Gazze’nin geleceği: Yerel yönetim ve güvenlik gücü
Bölgenin idari yapılanmasına dair önemli detaylar paylaşan Bakan Fidan, 15 üyeden oluşan Filistin Teknik Yönetim Komitesi’nin adeta bir hükümet kabinesi gibi yapılandırıldığını açıkladı. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da ağırlanan komite başkanıyla yapılan görüşmelerde, Gazze’nin ayağa kalkması için gerekli olan kurumsal kapasitenin inşası ele alındı. Fidan, iki milyonu aşkın nüfusun güvenliğini sağlamak amacıyla oluşturulacak polis gücüne Türkiye’nin eğitim desteği vereceğini taahhüt etti. Ayrıca tarafların mutabık kalması durumunda, bir istikrar gücü bünyesinde asker gönderilmesi konusunda Türkiye’nin güçlü bir iradeye sahip olduğunu yineledi.
İran-ABD hattında "İstanbul süreci" etkisi
Bölgesel güvenliği ilgilendiren bir diğer önemli başlık olan İran ve ABD arasındaki diyalog sürecine de değinen Fidan, İstanbul’da filizlenen diplomatik temasların Muskat ve Cenevre’nin ardından Washington’da sürdüğünü belirtti. Nükleer dosya konusunda somut bir neticeye varılmasının mümkün olduğuna dair umut verici sinyaller aldığını söyleyen Bakan, aynı zamanda bölgedeki askeri hareketliliğin de yakından izlendiğini vurguladı. Bu hareketliliğin müzakerelere baskı kurma amacı taşıyıp taşımadığına yönelik analizlerin sürdüğünü ifade eden Fidan, Türkiye’nin her zaman olduğu gibi askeri yöntemler yerine barışçıl müzakerelerin sonuç vermesi yönünde temennide bulunduğunu dile getirdi.





