Ankara’daki yeraltı dünyasının kilit isimlerinden biri olarak gösterilen Ayhan Bora Kaplan’ın liderliğindeki suç örgütüne yönelik yürütülen kapsamlı soruşturmada yeni bir safhaya geçildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve örgüt lideri Kaplan dahil toplam 6 sanığı kapsayan birleştirme talepli yeni iddianame, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından resmen kabul edildi. Yargılama sürecine dahil edilen bu yeni dosyada, aralarında eski üst düzey emniyet mensuplarının da bulunduğu çok sayıda isim "müşteki" sıfatıyla yer alırken, suç ağının dijital dünyadaki izleri ve operasyonel faaliyetleri tüm detaylarıyla gün yüzüne çıkarıldı.

Emniyet mensupları müşteki koltuğunda: Soruşturmanın derinliği artıyor

Kaçakçılık ve Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu imzasını taşıyan iddianamede, emniyet teşkilatının kritik birimlerinde görev yapmış isimlerin şikayetçi olarak yer alması dikkat çekiyor. Eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ve eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner gibi isimlerin yanı sıra, şube müdür yardımcıları ve komiserlerin de aralarında bulunduğu geniş bir liste müşteki sıfatıyla dosyaya girdi. Şüpheliler kanadında ise örgüt elebaşı Bora Kaplan’ın yanı sıra, kırmızı bültenle aranırken Macaristan’da yakalanan Serdar Sertçelik ve örgütün hiyerarşik yapısında önemli roller üstlenen Cengiz Haliç gibi isimler ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı.

Bir poşet içindeki cep telefonu suç ağını çözdü

Soruşturmanın seyrini değiştiren en kritik gelişme, 12 Eylül 2025 tarihinde yaşandı. Tutuklu bulunan eski emniyet görevlisi Şevket Demircan’ın avukatına ait büronun önüne bırakılan bir poşet, suç örgütünün tüm dijital arşivini ele verdi. Poşetten çıkan cep telefonu üzerinde Ankara İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele ekiplerince yapılan titiz incelemeler, cihazın firari sanık Serdar Sertçelik’e ait olduğunu kesinleştirdi. Adli Bilişim Uzmanları ve Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı teknik raporlar, cihaz içerisindeki WhatsApp yazışmalarının ve kişisel verilerin manipülasyona uğramadığını, herhangi bir "yama programı" kullanılmadan orijinal haliyle korunduğunu kanıtlayarak delillerin hukuki geçerliliğini tescil etti.

Firari isimlerin WhatsApp trafiği

İddianamenin en çarpıcı bölümlerinden birini, sanıklar Cengiz Haliç ve Serdar Sertçelik arasındaki yazışmalar oluşturuyor. Dosyaya giren kayıtlara göre, örgüt lideri Kaplan’ın tutuklanmasının hemen ardından sızdırılan ifadelerin, firari FETÖ mensupları Cevheri Güven ve Erk Acarer gibi isimler üzerinden kamuoyuna servis edilmesi planlandı. Haliç’in Sertçelik’e gönderdiği mesajlarda, emniyet görevlileriyle yapılacak görüşmelerin gizlice kaydedilmesi ve polislere yönelik bir "kumpas" algısı oluşturulması yönünde talimatlar verdiği saptandı. Yazışmalarda, Sertçelik’in "Yani bana kumpas kurmuş olsunlar" diyerek stratejiyi onayladığı ve elde edilen dokümanları ilgili isimlere ilettiği bilgisi, örgütün dezenformasyon faaliyetlerini gözler önüne serdi.

160 yıla kadar ceza talebi

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen dosyada, sanıklar için istenen cezalar suçun vahametini ortaya koyuyor. Örgüt elebaşı Ayhan Bora Kaplan hakkında, tutuklu olduğu dönemde dahi örgütü yönetmeye devam ettiği ve "iftira", "tehdit", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" gibi suçları azmettirdiği gerekçesiyle 52 yıl 6 aya kadar hapis istendi. Örgütün yönetici kadrosunda bulunan ve halen firari olan Cengiz Haliç için ise 10 ayrı suç eylemi ve örgüt yöneticiliği suçlamasıyla toplamda 160 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep edildi. Diğer sanıklar Sertçelik, Polat, Teoman ve Bakioğlu için de değişen oranlarda ağır hapis cezaları öngörülürken, bazı gazeteciler hakkında yürütülen ek kovuşturmalarda ise takipsizlik kararı verildiği belirtildi.

Kaynak: AA