Son Mühür- Birleşmiş Milletler’in 81’inci Genel Kurulu tamamlandı. New York’taki yoğun temasların ardından yurda dönen AK Parti İzmir Milletvekili ve Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, sahada bizzat takip ettiği tarihi süreci kaleme aldığı özel bir makaleyle kamuoyuna aktardı.

Kasapoğlu’nun değerlendirmeleri, uluslararası diplomaside alışılagelmiş kalıpların ötesine geçen bir gerçekliği gözler önüne seriyor.

BM kürsüsünde ezber bozan çıkış

New York, 190’dan fazla ülkenin temsil edildiği devasa bir vitrin. Ancak bu defa koridorlarda sadece diplomatik nezaket cümleleri yankılanmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM kürsüsünden 16'ncı kez yaptığı hitap, küresel sistemin tıkanmışlığını en çıplak haliyle masaya yatırdı.

Kasapoğlu, New York’taki atmosferi anlatırken şu kritik tespiti yapıyor:

"Karşımızda kilitlenmiş, kapasitesini yitirmiş, işlemez hale gelmiş bir küresel sistem var."

Gazze’deki insani trajediyi "çağımızın en utanç verici temerküz kampı" olarak tanımlayan bu sert çıkış, uluslararası kamuoyunun vicdanını bir kez daha sarsı. Sadece son 3 yılda Gazze'de 74 bin sivilin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kasapoğlu, Türkiye’nin bu süreçteki dik duruşunu net cümlelerle özetledi:

"Herkes Türkiye gibi cesur bir duruş sergileseydi, bugün bu zulümleri konuşmuyor olurduk."

"Dünya 5'ten büyüktür" Doktrini ve bölgesel inisiyatif

190’ı aşkın ülkenin kaderinin 5 daimî üyenin iki dudağı arasına terk edilemeyeceğini belirten Kasapoğlu, Türkiye’nin ilkesel duruşunun altını çizdi. Uluslararası hukukun güçlüye ayrı, zayıfa ayrı uygulanamayacağını vurgulayan deneyimli siyasetçi, BM’nin felç olduğu noktalarda bölgesel sahiplenmenin şart olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurduğu Savunma İttifakı, işte bu yerli ve milli çözüm iradesinin en somut adımı olarak dikkat çekiyor.

Diplomasi masasında 100 milyar dolarlık rasyonel hedef

Türkiye’nin insani ve vicdani yaklaşımı, rasyonel devlet aklından taviz verildiği anlamına gelmiyor. Aksine, New York’taki temaslar ticari ve stratejik hedeflerin de kararlılıkla kovalandığını gösterdi.

Türk-Amerikan ilişkilerinin 100’üncü yılına girilirken ikili ticaret hacminde gözler 100 milyar dolar hedefine çevrildi. Rakamlar da bu ivmeyi doğruluyor:

Seyit Mehmet Özkan açıkladı: Altınordu’nun genç yıldızı Beşiktaş’ta
Seyit Mehmet Özkan açıkladı: Altınordu’nun genç yıldızı Beşiktaş’ta
İçeriği Görüntüle

2025 Seviyesi: 38,6 milyar dolar

2026 İlk 8 Ay: 28 milyar dolar bandı

Yıl Sonu Beklentisi: 40-43 milyar dolar

Savunma sanayiinde 248 milyon dolarlardan 10 milyar doları aşan ihracat seviyelerine ulaşılması, Türk şirketlerinin artık Amerika pazarında sadece satıcı değil, doğrudan yatırımcı ve üs kuran bir aktör haline geldiğini kanıtlıyor.

İdealizm ve realizmin ötesinde yeni bir dış politika

Türkiye-Suriye-Suudi Arabistan üçlü buluşmasından MIKTA ve Filistin eşgüdüm toplantılarına kadar uzanan yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin çok boyutlu dış politika kartlarını nasıl ustalıkla oynadığını açıkça ortaya koydu.

Kasapoğlu'nun vurguladığı gibi, Türkiye ne ilkelerinden taviz veren soğuk bir pragmatizme savruluyor ne de sahanın gerçeklerinden kopuk soyut söylemlere hapsoluyor. Vicdanı pusula, aklı ise strateji kılan bu duruş, 21. yüzyılın çalkantılı diplomasisinde yön belirleyici olmaya devam edecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ