Kurtuluş Savaşı’nın birçok isimsiz kahramanı var. Adana’nın bereketli topraklarında Fransızlara karşı inanılmaz mücadeler vererek, tarihe adını altın harflerle yazdırmış Adana, Akkapılı Cemil Nardalı da bunlardan biri...

Cemil Nardalı (asıl adıyla İsa, 1875 – 10 Kasım 1955), Adana’nın Akkapı Mahallesi’nde doğmuş bir Türk millî kahramanı ve toplum önderidir. Fransız ve Ermeni işgaline karşı Adana’da Milli Mücadele sırasında Akkapı’da millî kuvvetler (Obalar Müfrezesi) kurarak mücadele etmiş, binlerce sivili korumuş ve güvenli bölgelere geçişlerini sağlamıştır.

Babası Molla Mesut Efendi olan Nardalı, 43 yaşında Adana’nın kurtuluş mücadelesi içinde yer alır ve yerel direniş hareketini örgütler.

Fransız ve Ermeni askerleriyle çatışmalar sırasında halkın can güvenliği için çalışır; konağını mültecilere barınak, toparlanma ve korunma yeri olarak açar.

Mustafa Kemal Paşa’nın direktifiyle mahallesi ve halkını koruma görevini üstlenir; sinan paşa gibi cephe komutanlarıyla işbirliği yapar.
Adana’daki “Kaç Kaç” dönemiyle anılan göçlerde, binlerce kişiyi güvenli bölgelere sevk etmiş, halkın moralini ve birlik duygusunu güçlendirmiştir.

Nardalı soyadı: Fransız ve Ermeni askerlerinin kardeşlerini nar ağacı dallarıyla öldürmeleri nedeniyle bu soyadı kendisine halk tarafından verilmiştir.

Yaşamının sonu ve mirası:

80 yaşında 10 Kasım 1955 tarihinde vefat etmiş, cenazesi geniş bir katılımla defnedilmiştir. Adana’da bir cadde ve bir okul onun adıyla anılmaktadır; konağı bugün kent tarihine ışık tutan önemli bir sivil miras olarak değerlendirilir.

Adana’nın göğsünü kabartan isimlerden biridir Şeyh Cemil Nardalı… Halkın “dede” dediği bu yiğit, 1919’un karanlık günlerinde Akkapı’nın bağrında bir umut ışığı yakmıştır. Fransız ve Ermeni işgalinin gölgesinde, konağını daralıp kaçanlara sığınak etmiş; “Obalar Müfrezesi” ile direnişin ateşini körüklemiş; binlerce yüreğe cesaret vermiştir. Onun adı sadece bir kahramanlık destanı değil, vatan sevgisinin, fedakârlığın ve birlik ruhunun simgesidir.

Bugün sokak adlarına, okul duvarlarına yazılan isimler arasında Cemil Nardalı’nın adı durdukça, Adana’nın o zor günlerde yaşadığı hikâye de nesilden nesile aktarılacaktır. Çünkü o, sadece bir isim değil; tarihin göğsüne kazınmış bir kahramandır.

Şeyh Cemil Nardalı: Adana’nın Unutulmaz Milli Mücadele Kahramanı
Adana, tarih boyunca Anadolu’nun bağrında nice yiğitler yetiştirmiş, çeşitli dönemlerde zorluklara göğüs germiş bir şehirdir. Bu büyük mücadelenin en çetin günlerinde, Şeyh Cemil Nardalı adı, Adana’nın kurtuluş mücadelesinin simge isimlerinden biri olarak halkın gönlüne yazılmıştır.

Milli Mücadele ve “Kaç Kaç” Günleri

1918 yılından itibaren Adana ve çevresi Fransız işgali altına girdi. Bu dönemde baş gösteren şiddet, baskı ve saldırılar sonucu halk büyük bir korku ve kaos içinde “Kaç Kaç” adıyla anılan zor günleri yaşadı. Binlerce sivil, karadan ve havadan yapılan saldırılarla güvenli bölgelere ulaşmaya çalışırken büyük acılar çekti. Bu karanlık günlerde Şeyh Cemil Nardalı, Akkapı’daki konağını hem bir karargâh hem de bir sığınak haline getirdi. Konak, Fransız ve Ermeni birliklerinden kaçan kadın, yaşlı ve çocuk dahil binlerce insanı barındırmak, beslemek ve güvenli yerlere ulaştırmak için bir merkez oldu.

Onun önderliğinde kurulan yerel milli müfreze, bölgedeki halkı örgütledi, korudu ve güvenli geçiş yollarını sağladı. Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek (yerel liderliğin ulusal liderlikle koordinasyonu), halkın hareketini düzenlediği rivayet edilir.

Tarihi Miras ve Tanınması

Milli Mücadelenin sonunda Adana’nın düşman işgalinden tamamen kurtuluşu sağlandığında, Şeyh Cemil’in öncülüğündeki çalışmalar yerel halk için hayati önemdeydi. Bugün onun yaşadığı tarihi konak, restore edilerek müze ve kültürel merkez haline getirilmiştir.
Cemil Nardalı, 10 Kasım 1955’te hayata veda etti. Cenazesi dönemin yerel yönetimi ve binlerce Adanalı tarafından saygıyla toprağa verildi.

Son yıllarda torunları öncülüğünde “Milli Kahraman Cemil Nardalı Vakfı” kurularak, bu yerel kahramanın hatırası yaşatılmaya çalışılıyor; milli mücadele ruhunu gelecek nesillere aktarmak amaçlanıyor.
Adana’da bir ilkokul ve bir cadde de onun adını taşıyarak hatırasını yaşatıyor.
Şeyh Cemil Nardalı, sadece bir dini lider değil; zorluk zamanlarında halkını koruyan, örgütleyen ve Kurtuluş Savaşı’nın yerel dinamiklerini güçlendiren bir Milli Mücadele kahramanıdır. Onun yaşadığı konak, verdiği mücadele ve bugün kurulan vakıf, Türk tarihinin bu önemli dönemine ışık tutan değerlerdendir.

Bir Sessiz Vedanın Ardından: Cemil Nardalı’nın Vefatı

Bazı insanlar vardır; hayatları gürültülü geçmez ama yoklukları derin bir sessizlik bırakır. Cemil Nardalı, Adana’nın işgal günlerinde halkın sığındığı bir isim, zor zamanların omuz veren yüzüydü. Onun vefatı da, yaşamı gibi gösterişten uzak ama anlam yüklü bir vedaydı.

10 Kasım 1955 günü, Adana yalnızca Cumhuriyetimizin kurucusunu anmıyordu; aynı gün, kentin hafızasında derin izler bırakmış bir Milli Mücadele kahramanını da uğurluyordu. Şeyh Cemil Nardalı’nın ölümü, bir insanın değil; bir dönemin, bir duruşun ve bir vicdanın eksilmesiydi.

İşgâl yıllarında Akkapı’daki konağını mazlumlara açan, “Kaç Kaç” günlerinde korkunun karşısına cesareti koyan Cemil Nardalı, silahıyla değil, iradesi ve önderliğiyle savaşmıştı. Kadınları, çocukları, yaşlıları koruyan bu adam; vefat ettiğinde ardında madalyalar değil, minnet duyan bir halk bıraktı.
Cenazesi, sessiz ama vakur bir kalabalıkla toprağa verildi. Onu tanıyanlar bir din adamını değil; zor zamanda sırtını döndürmeyen bir insanlık örneğini uğurladıklarını biliyordu. Çünkü Cemil Nardalı’nın büyüklüğü, makamda ya da unvanda değil; halkıyla kurduğu gönül bağındaydı.

Bugün onun adı bir konakta, bir okulda, bir sokakta yaşıyor olabilir. Ancak asıl mirası, işgal karşısında susmayan, zulüm karşısında kapısını kapatmayan duruşudur. Ölümü, bize şunu bir kez daha hatırlatır:
Bazı insanlar ölmez; şehirlerin vicdanına dönüşür.