Son Mühür / Yağmur Daştan- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, bir dizi programa katılmak üzere İzmir’e geldi. Programın ikinci gününde partisinin İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Genel Başkan Özdağ, düzenlediği basın toplantısıyla gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ’a basın toplantısında Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali Şehirlioğlu ve İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu da eşlik etti.
“2021 krizi bunun yanında küçük bir merhem”
İzmir’deki programları kapsamında çeşitli ziyaretlerde bulunduklarını ve özellikle ekonomik sorunların çözümü için Zafer Partisi’nin yapmayı planladığı projeleri anlattıklarını aktararak açıklamalarda bulunan Özdağ, dün emeklilerin Ankara’da gerçekleştirdiği eylem sırasında bir vatandaşın kendi canına kastettiği haberlerine değindi. “Ekonomik buhranın ulaştığı nokta bu” mesajı veren Özdağ, “Son üç günde üç polis memuru intihar etti. Her güne bir polis memuru intiharı düşüyor. 2021’deki ekonomik kriz, bunun yanında küçük bir merhem gibi kalıyor” dedi.
“Bu sürecin politik sonuçları olacaktır”
Türkiye’de son zamanlarda ‘fon krizi’ olarak kamuoyunun gündemine gelen gelişmeleri değerlendirerek devam eden Özdağ, “500 bin insan, aileleriyle 2 milyonu aşıyor. Bunların büyük bölümü küçük yatırımcı. İnsanlar 60 bin lira ile 1 milyon arasındaki birikimlerini devletin güvence verdiği, ‘ben denetliyorum’ dediği fonlara yatırdılar. Bu 500 bin insan rulet oynamadı, poker masasına pulları sürmedi. Devlet kontrol ederek para yatırdı. Bu manipülasyon aylardır bilinmesine rağmen ses çıkarılmadan izlendi ve 20 milyar dolarlık zararın ortaya çıkmasına neden olundu. Bu, ekonominin bilerek kötü yönetildiğinin somut göstergesidir. Duyuyoruz ki bu sürece müdahalenin arkasında da dışarıdan yabancı endeks kuruluşlarının müdahale ve baskısı varmış. Onlar bu baskıyı yapmasalar hadise bu kadar erken ortaya çıkmayacakmış. Şimdi finans sistemi üzerinde yıkıcı etkiler yapabilecek bir süreci de tetikledi. Ekonomik ve sosyal buhrandan bahsetmiyorum bile. Bu sürecin politik sonuçları da muhakkak olacaktır. 2021 krizinin sonraki seçimleri nasıl etkilediğini yaşayarak gördük. Fon manipülasyonu da ister 2027’de yapılsın ister 2028’de… Bundan sonraki seçimleri kökten etkileyecek süreçlerden biri olacaktır. Kamuoyunda başka bir tartışma başladı; zararı kim ödeyecek? Kimin ödeyeceği açık: Devlet çalınan paraları bulacak ve sahiplerine verecek. Bu zarar vergi mükelleflerine bırakılamaz, böyle olursa çaldıkları yanlarına kar kalır. Bu para yok olmadı, çalındı. O zaman çalanlardan alacaksınız ve mağdurlara bu parayı iade edeceksiniz” ifadelerini kullandı.
“Orta Doğu’da barış ve istikrar desteklenmeli”
Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suudi Arabistan ile ilgili yaptığı açıklamaları eleştirerek konuşmasına devam eden Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, Türkiye’nin Orta Doğu’da barışçıl bir politika izlemesi gerektiğini söyledi. Özdağ, şunları söyledi: “Türkiye’nin Orta Doğu Politikası barış ve istikrarı teşvik etmeli. Netanyahu’yu İsrail halkının sandığa gömmesinin zamanı gelmiştir. İsrail halkının Netanyahu’ya değil barış isteyen siyasilere ihtiyacı vardır. Aksi takdirde gün yüzü görmeleri mümkün değildir. Daha uzun süre sığınaklarda kalmaya devam ederler. Bizler de Orta Doğu’da barışa öncülük eden bir politika izlemeliyiz.”
Geçtiğimiz günlerde Manisa’da bir okulun yakınında yaşanan saldırıya dair değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, “Sorun eğitim sorununun ötesinde” mesajı verdi. 1990’lı yıllarda akademisyenlik döneminde eğitimde şiddetle ilgili araştırmalar yaptığını söyleyen Özdağ, “Lisedeki ve okullardaki şiddetle asla okullarla sınırlı değil, geniş bir alanın parçası ve sonucudur. Televizyonlardaki diziler, sokaklardaki çeteler, ekonomik dengesizlikler anne babanın ayrılışı, öğrencinin bu ayrılış sonucunda başarısızlığı bütün bunlar şiddet sarmalarını besleyen ve genişleyen faktörlerdir. Okullardaki şiddeti engellemenin yolu tabii kapıya güvenlik görevlisi dikmek olamaz. O, meselenin küçük bir boyutudur. Yapılmamalı değil ama tek başına yeterli değildir. Eğer dizilerde mafya yüceltilir ve şiddet cezasız kalıyor intibakı pompalanırsa genç zihinlere, şiddet üzerinden kazancın kolay erişilebilir olduğu gösterilirse bunun genç zihinlerde yıkıcı etkisi olur. Biz de bu dizileri toplumda saygı ve çalışmanın erdemini gösterecek şekilde şekillendirmeliyiz ki gençlerimiz ve çocuklarımız şiddet ortamına sürüklenmesin. İçişleri, MEB ve Gençlik Spor Bakanlığı arasında erken uyarı sistemi olmalı. Nerelerde ve kimlerde sıkıntı olduğunu görüp önlem alabilir. Bu da önümüzdeki süreçte gerçekleşecek benzer üzücü hadiseleri engellememizi sağlar” ifadelerini kullandı.
İttifak mesajı: Her siyasi partinin bir özgül ağırlığı var
‘Erken seçim’ tartışmalarına da değinen Özdağ, “Seçimlerin ne zaman yapılacağını biz bilmiyoruz, Erdoğan’ın da bilmediğini düşünmüyoruz. Fon krizinden sonra 2027 ilkbaharında yapılacak bir seçimin 2028’e ertelenmesi konusu Ankara’da da konuşuluyor. Seçim yasası değişmesi gerekiyor. Seçim takviminden önce değişmesi lazım. 2028’in nisan ayında gerçek seçimler; 18 ay var. Demek ki eylül, ekimde meclis açıldığında hızla seçim yasasıyla ilgili değişikliklerin yapılması gerekiyor. Ondan sonra seçim takvimi daha net ortaya çıkar. Bu yapılan değişiklikler çerçevesinde siyasi partiler iktidar olabilmek için ittifaklar yapmak zorunda. Burada küçük parti, büyük parti diye bir şey yok. Erdoğan, HÜDA PAR’ın desteğini istedi ve ittifak yaptı. Onun için her siyasi parti özgül ağırlığa sahiptir ve bir değeri vardır. Biz de meseleye siyasi parti açısından asla bakmıyoruz ittifak oluştururken Atatürk Cumhuriyeti ve kuruluş ilkelerini savunan bütün siyasi partilerin bir araya gelmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Şu anda herhangi bir siyasi partiyle ittifak konusunda temaslarının olup olmadığı sorusuna ise Özdağ, “İstişarelerde bulunduğumuz partiler var” yanıtı verdi.




