Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Yılların verdiği tecrübeyle değerlendirmelerde bulunan ünlü magazin gazetecisi Habib Aytekin, “Bölgede yaşanan hiçbir gelişme birbirinden bağımsız değil. Büyük bir planın parçalarını izliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye bilinçli olarak hedefe yerleştiriliyor”

İsrail eski Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın Türkiye’ye ilişkin yaptığı açıklamaları hatırlattı.

Aytekin, bu analizlerin sıradan güvenlik değerlendirmeleri olmadığını savundu.

Gallant’ın Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişine ve NATO içindeki konumuna vurgu yapan sözlerini değerlendiren Aytekin şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin savunma ihracatının 10 milyar doları aşması, bölgesel güç kapasitesinin artması ve bağımsız dış politika çizgisi bazı çevreleri rahatsız ediyor" dedi.

Habib Aytekin "Türkiye’yi İran’dan daha karmaşık ve etkili bir aktör olarak göstermek" dedi.

Aytekin’e göre Türkiye önce bölgesel rakip olarak konumlandırılıdı. Ardından potansiyel tehdit algısı oluşturuluyor.

Doğu Akdeniz’de askeri satranç

ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi askerlerine verdiği askeri eğitim desteği verdi.

Yunan adalarındaki üs faaliyetlerinin arttığına dair gelişmeler, Aytekin’in dikkat çektiği başlıklar arasında.

“ABD burnumuzun dibindeki Yunan adalarını askeri üs haline getirdi. Şimdi Güney Kıbrıs’a verilen kapsamlı eğitim desteği dikkat çekiyor. Bu tablo, Doğu Akdeniz’de yeni bir savunma hattının kurulduğunu gösteriyor" dedi.

Aytekin’e göre bu adımlar yalnızca teknik askeri iş birlikleri değil; uzun vadeli stratejik dizayn olduğunu belirtti.

İran gerilimi ve mezhep fay hatları

Ortadoğu’da İran ve ABD gerilimi yükseldi. Pakistan ile Afghanistan arasındaki çatışmaların tırmanması da dikkat çekiyor.

Aytekin bu gelişmeleri şöyle yorumladı:

“Sünni ve Şii gerilimi bilinçli olarak yükseltiliyor. İran yalnızlaştırıldı. İslam coğrafyasında ülkeler birbirine karşı konumlandırılıyor. Amaç, bölgesel güçleri içeriden zayıflatmak" dedi.

Gazze’de yaşananların ise Aytekin’e göre yalnızca bir bölgesel kriz değil, tüm İslam dünyasına verilen stratejik oldu.

Güney Kafkasya’da nükleer hamle

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın Erivan ziyareti sırasında duyurulan nükleer enerji anlaşması da analizde önemli yer tutuyor.

Nikol Paşinyan yönetimindeki Ermenistan ile imzalanan anlaşmanın, yalnızca enerji alanında değil jeopolitik dengeler açısından da etkili olacağı belirtiliyor.

Aytekin’e göre bu hamle:

“Güney Kafkasya’yı Rusya ve İran’ın etkisinden koparma girişimidir" dedi.

Ayrıca, Ermenistan üzerinden Türk dünyasına ve Orta Asya’ya uzanan yeni bir stratejik gerçekleşecek.

“Sıra Türkiye’ye gelirse…”

Habib Aytekin yazısını çarpıcı bir soruyla tamamladı:

“İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelirse yalnız kalmayacağından emin miyiz? Türkiye kuşatma altında ve bu tabloyu doğru okumak zorundayız" dedi.

Aytekin’e göre Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor ve askeri tatbikatlar, nükleer anlaşmalar, diplomatik ziyaretler ve bölgesel krizler aynı stratejik planın farklı parçaları.

Bölgesel denklem nereye evrilecek?

Habib Aytekin, önümüzdeki süreçte Doğu Akdeniz, Güney Kafkasya ve İran hattındaki gelişmelerin daha da hızlanabileceğini değerlendirdi.

Türkiye’nin hem NATO içindeki konumu hem de bağımsız dış politikasıdır. Küresel güç dengelerinde önemli bir rol oynuyor.

Habib Aytekin’in kapsamlı değerlendirmesi, yalnızca bir analiz değil. Aynı zamanda kamuoyuna yönelik bir uyarı niteliği taşıyor.

Ortadoğu’da fırtına öncesi bir sessizlik mi var, yoksa yeni bir dönemin eşiğinde miyiz?

Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki aylarda yaşanacak gelişmelerle netleşecek.

Muhabir: Gökmen Küçüktaşdemir