İtalya’da Katolik Kilisesi’ne yönelik cinsel istismar vakalarını takip eden önemli kuruluşlardan biri olan İstismar Mağdurları Ağı (Rete l'Abuso), dün kamuoyuyla paylaştığı 2025 yılı raporuyla ülkedeki cinsel istismar hadiselerinin boyutlarını gözler önüne serdi. Mağdurların ifadelerine, basında yer alan olaylara ve yargı kararlarına dayandırılarak hazırlanan raporun sonuçları, Katolik Kilisesi'nin bu kronik sorunla mücadelesinin ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha gösterdi. Rapora göre, 2000 yılından bu yana İtalyan Katolik Kilisesi bünyesindeki yaklaşık 31 bin aktif rahipten şok edici bir oranla 1106’sının istismar olaylarına karıştığı kaydedildi.
Mağdurların büyük çoğunluğu çocuk
Raporun en dikkat çekici verilerinden biri, toplam mağdur sayısının 4 bin 625 olması ve bu mağdurların 4 bin 451’inin çocuklardan oluşmasıdır. İstismar Mağdurları Ağı Başkanı Francesco Zanardi, rapora ilişkin basına yaptığı değerlendirmede, istismar faillerinin yargılanması ve cezalandırılması gibi hukuki süreçlerin son derece ağır işlediğine dikkat çekti. Zanardi, mağdurların adalet arayışının önündeki engellere vurgu yaparak Kilise’nin şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda yetersiz kaldığını ima etti.
Vatikan'dan eleştiri ve Papa'dan net mesaj
Rete l'Abuso'nun bu sarsıcı raporundan kısa bir süre önce, Vatikan’ın Çocukları Koruma Komisyonu’nun 16 Ekim’de yayımladığı ikinci yıllık rapor da İtalya Kilisesi’ni eleştiri oklarının hedefi yapmıştı. Komisyon raporunda, İtalya’daki 226 piskoposluktan sadece 81’inin beş yılda bir düzenlenen ankete yanıt verdiği belirtilmişti. Bu durum, Kilise'nin cinsel istismar vakalarını ele alma konusunda isteksizliğini ortaya koymuştu. Öte yandan, Mayıs ayında göreve başlayan Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa 14. Leo, 20 Ekim’de ilk kez cinsel istismar mağdurlarıyla bizzat bir araya gelerek konunun hassasiyetini göstermişti. Papa 14. Leo, 23 Ekim’de Filipinler’deki Ulusal Koruma Konferansı’na gönderdiği mesajda ise kararlı bir duruş sergileyerek, “Kilise’de hiçbir tür istismara hoşgörü gösterilmemesi gerektiği yönündeki çağrımı yineliyorum” ifadesini kullanarak konunun Kilise’nin bir numaralı gündem maddesi olmaya devam edeceğinin sinyalini verdi.





