Son Mühür/Hüseyin Demir Trendyol Süper Lig’de büyük heyecan başlıyor. Türk futbolunda; bonservisi yüksek olan, 30 yaş üstü süperstar pahalı futbolcular transfer edilirken Göztepe Spor Kulübü, genç ve potansiyeli olan oyuncuları transfer ederek harcama limitlerine dikkat ediyor. Finansal Fair Play çerçevesinde hareket eden Göztepe’nin finansal sürdürülebilirliği, ekonomik yapısı, kurumsal ve mali disiplini, spor kulüplerine örnek oluyor. Göztepe Spor Kulübü’nün sürdürülebilir ekonomik yapısını, stratejik yönetimini spor ekonomisti Tuğrul Akşar, Son Mühür’e anlattı.

“İzmir takımlarında şeffaf bilanço şart”
Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Akşar, borç batağında bulunan İzmir’in köklü takımlarının şeffaf mali bilanço disiplinin sağlanması gerektiğini belirtti. Spor ekonomisinde çalışmalarıyla referans gösterilen Akşar, FIFA 2026 Dünya Kupası’ndaki ekonomik modelin 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları’nda devam edeceğini vurguladı.

“Finansal fair play"
Göztepe Spor Kulübü’nün finansal fair play’e uygun davrandığını, transfer politikalarında veri temelli olduğunu belirten spor ekonomisti Tuğrul Akşar, “Göztepe Spor Kulübü’nün ‘model’ olarak anılması tesadüf değil; bu, Türkiye futbolunun kronik hastalıklarına karşı rasyonel bir yönetim pratiğinin sonucudur. Göztepe, gelirine göre harcayan, maaş/ciro dengesini koruyan ve transferde spekülatif değil, veri temelli kararlar alan bir yapı kurdu. Bu yaklaşım, klasik ‘borçla büyüme’ döngüsünü kırdığı için sürdürülebilir oluyor. Kısacası Göztepe, finansal fair play’i zorunluluk değil, strateji olarak okuyan nadir kulüplerden biri olarak biliniyor” diye konuştu.

“Kurumsal disiplin”
Göztepe Spor Kulübü’nün kurumsal disiplinle hareket ettiğini, İzmir takımlarının şeffaf bilançoya önem vermesi gerektiğini vurgulayan spor ekonomisti Tuğrul Akşar, “Göztepe Spor Kulübü’nün bu modeli romantize etmeden şunu da söylemek gerekir: Bu yapı, sabır ve kurumsal disiplin gerektirir; kısa vadeli sportif baskıya karşı direnç şarttır. Türkiye’de çoğu kulüp tam da bu noktada kırılıyor. Altay, Karşıyaka ve Altınordu gibi köklü kulüpler için çözüm ise ‘yeni para’ değil, “yeni akıl’dır. Öncelikle borçların yeniden yapılandırılması ve şeffaf bilanço disiplini sağlanmalı” dedi.
“Türk futbolunun ihtiyacı sağlam sistemlerdir”
Türk futbolunda kahraman başkanlar yerine sağlam sistemlerin olması gerektiğini belirten Tuğrul Akşar, “Spor kulüplerinde finansal sürdürülebilir için şu üç adım kritik:1. Maaş tavanı ve mali disiplin: Gelirinin üzerinde oyuncu maliyeti sürdürülemez. 2.Altyapı ve oyuncu ticareti: Altınordu’nun geçmişte yaptığı gibi, oyuncu yetiştirip satarak döviz bazlı gelir yaratmak şart. 3.Kurumsal yönetişim: ‘Ahbap-çavuş’ ilişkileri yerine profesyonel yönetim, bağımsız denetim ve hesap verebilirlik. Bugün Türk futbolunun ihtiyacı kahraman başkanlar değil, sağlam sistemlerdir. Göztepe modeli bu anlamda bir istisna değil, olması gereken normdur” ifadelerini kullandı.
“Süre arttıkça gelir artıyor”
FIFA Dünya Kupası’ndaki ekonomik modelin 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları için prototip olduğunu söyleyen spor ekonomisti Tuğrul Akşar, “ 2026 deneyimi bize şunu net gösterdi: artık oyun sadece sahada oynanmıyor, zamanın kendisi metalaştırılıyor. FIFA’nın su molası uygulaması, sağlık gerekçesinin ötesinde, yayıncıya satılan mikro reklam envanteri’ne dönüştü. Bu, klasik 90 dakikalık oyunun içine yeni bir ticari katman eklemek demek. ABD’de 63 milyonluk izlenme ve 30 saniyelik 1 milyon dolar reklam fiyatı, sporun eğlence endüstrisiyle tamamen birleştiğini gösteriyor. Bu model, 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları için de bir prototip. Orada da daha fazla duraklama, daha fazla ‘sponsor entegrasyonu’ ve veri temelli reklam hedefleme göreceğiz. Kısacası mesele futbol ya da olimpiyat değil; mesele ‘dikkat ekonomisi’. Süre uzadıkça gelir artıyor. Bu da sporu rekabetten çok, paketlenmiş bir medya ürününe dönüştürüyor” şeklinde konuştu.





