Son Mühür- Siyaset bilimci ve akademisyen Prof. Dr. Cem Terzi, Türkiye’deki muhalefet blokunun ve Kürt siyasetinin mevcut durumuna neşter vuran sert bir analiz kaleme aldı. Terzi’ye göre; isimler, logolar ve iletişim stratejileri değişse de Türkiye siyasetinde ana hatları belirleyen devlet aklı ve refleksleri olduğu gibi yerinde duruyor.
Terzi, temel ekseni "CHP'den evrilen Yeni Parti anlayışı" ile "DEM Parti'nin dönüşümü" üzerine kurduğu değerlendirmesinde, her iki yapının da tarihsel iddialarından uzakta bir "seçmen mühendisliğine" sıkıştığını savundu.
"Kürtlerin oyu isteniyor ama eşit özne görülmüyorlar"
Muhalefetin Kürt meselesine yaklaşımında yapısal bir çelişki bulunduğunu belirten Prof. Dr. Cem Terzi, Kürt seçmenin sadece bir oy deposu olarak görüldüğünü vurguladı. Tarihten örnekler vererek durumun yeni olmadığını ifade eden Terzi, CHP geleneğinden gelen anlayışın en net sınavını 2023 seçimlerinde verdiğini hatırlattı.
Seçim döneminde Diyarbakır’dan sandığa giden umutlar ile Ankara’da kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklar arasındaki tezatlığı anlatan Terzi, şu ifadeleri kullandı:
"Bir tarafta size oy veren milyonlarca Kürt, diğer tarafta ırkçı-milliyetçi söylemleriyle bilinen Zafer Partisi’ne İçişleri Bakanlığı dahil stratejik makamları bırakan gizli bir protokol. Buna yalnızca bir 'seçim stratejisi' denip geçilemez. Bu durum, Kürtlerin eşit bir siyasal özne olarak kabul edilmediğinin somut göstergesidir."
İletişim illüzyonu: "Demokrasi doğru kelimeleri bulmak değildir"
Siyasal iletişimin ilkelerin yerine geçemeyeceğini vurgulayan Terzi, İstanbul seçimleri ve sonrasında kurulan "Demokrasi İttifakı" söylemini de eleştirdi. Seçim kazanmaya odaklı stratejik hamlelerin bir "demokratik dönüşüm" gibi sunulmasının yanıltıcı olduğunu aktardı.
Diyarbakır’a gidip birkaç Kürtçe kelime etmenin ya da profesyonel iletişim ekipleriyle ajans dili kullanmanın sorunu çözmediğini belirten Terzi, "Kürt meselesi hoş cümleler bulma meselesi değildir. Anayasa, eşitlik ve devletin kendi geçmişiyle yüzleşme meselesidir. İlke, oy kazandırırken değil, oy kaybettirme pahasına da savunulabilendir" değerlendirmesinde bulundu.
"Eski CHP’nin ölülerini gömmek şart"
Yeni Parti'nin gerçekten "yeni" bir sayfa açabilmesi için geçmişle radikal bir hesaplaşmaya girmesi gerektiğine dikkat çeken Terzi; Dersim’den Şark Islahat Planı’na, zorunlu iskânlardan anadil yasaklarına kadar uzanan güvenlikçi devlet aklıyla yüzleşilmeden yeni bir siyaset kurulamayacağını ifade etti.
Terzi, muhalefetin bugün Kürt seçmenden uzaklaşıp milliyetçi ve merkez sağ oylara yönelmesini ise ilkelerin değil, tamamen pragmatik hesapların değişmesi olarak tanımladı.
DEM Parti’ye "Türkiyelileşme" eleştirisi: "O iddia nerede?"
Eleştirilerini yalnızca ana muhalefet çizgisine değil, DEM Parti’ye de yönelten Prof. Dr. Cem Terzi, partinin eski HDP dönemindeki kapsayıcı çizgisinden uzaklaştığını kaydetti. HDP’nin bir dönem Kürt sorununu tüm Türkiye’nin demokratikleşme hamlesiyle birleştiren "Türkiyelileşme" iddiasının zayıfladığını savundu.
Son süreçte siyasetin yeniden "Devlet–Öcalan–Kürt Hareketi" üçgenine sıkıştığını belirten Terzi, şu uyarıda bulundu:
Hakiki bir demokratikleşme, yargı bağımsızlığı ve yerel demokrasi gibi başlıklar erteleniyor.
Çatışmasızlık ortamı ile sorunun çözümü aynı şey değildir. Yalnızca örgütün silah bırakmasına odaklanan bir metin "barışın hukuku" olamaz.
Devletin yüz yıllık paradigması değişmeden, anadil ve eşit yurttaşlık hukuki zemine oturmadan kalıcı barış inşa edilemez.
"Barış uğruna demokrasi ertelenirse, elde edilen şey demokratik bir barış değil; devletin yeniden kurguladığı bir çatışmasızlık rejimi olur" diyen Terzi, DEM Parti’nin de bu çelişkiyle yüzleşmesi gerektiğini belirtti.
Ölçü AK Parti-MHP geriliği değil, demokrasinin kendisidir
Yazısına gelebilecek "Peki iktidara neden laf etmiyorsun?" eleştirilerini de peşinen yanıtlayan akademisyen, AKP-MHP blokunun Kürt meselesine zaten sadece bir "iç güvenlik ve beka" meselesi olarak baktığını, bu kanattan demokratik bir ufuk beklemenin gerçekçi olmadığını vurguladı.
"Yeni" olma iddiasındakilerin mevcut iktidarın geriliğiyle kendilerini kıyaslayamayacağını belirten Terzi, analizini şu çarpıcı soruyla noktaladı:
"Eğer yeni parti eski CHP’nin devlet aklından kopamıyorsa, DEM Parti de eski HDP’nin dönüştürücü demokrasi iddiasından uzaklaşıyorsa, siyaset aynı yere dönüyor demektir. Oysa gerçek bir çözümün ölçüsü Kürtlerin ne kadar değiştiği değil; devletin ne kadar değiştiğidir."




