İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, kentin su kaynaklarındaki kritik seviyeye ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. 30 Kasım tarihinde Tahtalı Barajı’nda suyun tükenme riskinin bulunduğunu öngördüklerini belirten Erdoğan, bu olumsuz tabloya karşı ek tedbirleri uygulamaya koyduklarını duyurdu. İZSU’nun en önemli hamlesi, Gördes Barajı’nın su alınması zor olan “ölü hacmi” olarak tabir edilen kısmından su çekmek için başlatılan çalışma oldu. Erdoğan, bu ilave su kaynağının Tahtalı Barajı’nın kullanım süresini 2-3 ay daha uzatacağını ifade etti. Genel Müdür, su tasarrufu amacıyla uygulanan gece kesintilerinin sürdürüleceğini, ancak gündüz saatlerinde su kısıtlamasına gitmeyi planlamadıklarını sözlerine ekledi. Gördes Barajı’nın ölü hacmindeki suyun kullanımına ise önümüzdeki hafta başlanması bekleniyor.

Kent jeolojisi Kolokyumu’nda su yönetimi masaya yatırıldı

Kent jeolojisi Kolokyumu’nda su yönetimi masaya yatırıldı

İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bu önemli açıklamaları TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve Mimarlar Odası İzmir Şubesi işbirliğiyle düzenlenen ‘Kent Jeolojisi: İzmir Kent Sorunları ve Çözüm Önerileri Kolokyumu’nda yaptı. Etkinlik, İzmir’deki kentleşme süreçlerinin yarattığı sorunlara odaklanmak ve sürdürülebilir, güvenli, sağlıklı şehirler için çözüm önerilerini bilimsel zeminlerde tartışmak amacıyla gerçekleştirildi. Kolokyumda sürdürülebilir su yönetimi, afet ve planlama sorunları, kentsel jeoteknik meseleler, tıbbi jeoloji ve katı atık depolama gibi hayati konular ele alındı.

İzmir'in yüzde 60 yeraltı suyuna bağımlılığı

Kolokyumda söz alan Erdoğan, İzmir kent merkezinin Gördes, Tahtalı ve Balçova barajlarından beslendiğini doğrularken, kentin su tedarik yapısına dikkat çekti. İstanbul ve Ankara'da su ihtiyacının yüzde 98-99 oranında yüzey sularından karşılandığını ifade eden Erdoğan, İzmir’in su kaynağının yaklaşık yüzde 40'ının yüzey sularından, geriye kalan yüzde 60'ının ise yeraltı sularından temin edildiğini, bu oranın değişebildiğini belirtti. İzmir’i, üç büyük kent arasında su ihtiyacının büyük bir kısmını kuyular vasıtasıyla karşılamak zorunda kalan tek metropol olarak nitelendirdi.

Barajlardaki alarm zilleri ve alınan önlemler

Barajlardaki alarm zilleri ve alınan önlemler

Gürkan Erdoğan, temmuz ayı başında Gördes Barajı’nda su seviyesinin yüzde sıfıra indiğini ve Balçova Barajı’nın da geçtiğimiz hafta tamamen bittiğini hatırlattı. Kent merkezini besleyen üç barajdan sadece Tahtalı Barajı'nda yaklaşık 6,5 milyon metreküp su kaldığını, bunun dışındaki barajlarda su rezervinin kalmadığını vurguladı. Kent merkezine günlük ortalama 650 bin metreküp su verildiğini aktaran Erdoğan, "10 günlük su kaldı" gibi hesaplamaların gerçeği yansıtmadığını, zira İZSU’nun bu noktaya gelineceğini geçen yıldan itibaren öngörerek önlemler aldığını ifade etti. Geçen seneden beri düzenli olarak toplanan Su Kurulu'nun aldığı kararlar doğrultusunda, yaklaşık 20 yıldır kullanılmayan, kamuya ait olmayan tek baraj olan Güzelhisar’dan kente su taşıyan hattın yenilendiği ve merkez şebekeye günlük 600 litre/saniye su verilmeye başlandığı bilgisini paylaştı.

Tasarruf tedbirleri 25 milyon metreküp ilave su sağladı

İZSU Genel Müdürü, su kaynaklarının korunmasında kilit rol oynayan Göksu ve Sarıkız yeraltı suyu kuyularında yenileme çalışmaları yaptıklarını ve Halkapınar kaynaklarında da yeni kuyular açarak kapasiteyi artırdıklarını aktardı. Nisan ayında kademelendirme sistemi getirmeleri ve park-bahçe sulamalarındaki kısıtlamalar sayesinde, İzmir genelinde yaklaşık yüzde 12 oranında su tasarrufu sağlandığını açıkladı. Erdoğan, alınan bu kapsamlı önlemler sayesinde bugüne kadar kente toplamda 25 milyon metreküp ilave su temin edildiğini ve şu an itibarıyla gündüz su kesintisi yapılmamasında bu çalışmaların büyük payı olduğunu kaydetti. Gece 23.00-05.00 saatleri arasındaki kesintilerin ise hem kayıp-kaçağı engellediğini hem de kuyulardan alınan sularla depoları doldurarak barajları dengelemede kritik rol oynadığını ekledi.

Jeoloji uzmanlarından "Doğanın kurallarına uyun" uyarısı

Kolokyumda söz alan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Koray Çetin Önalan ise, İzmir ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ciddi afet riskine dikkat çekerek, ülkedeki yerleşme sorununa vurgu yaptı. Yakın zamanda ziyaret ettiği Hatay’da, suya doygun zemin üzerine inşa edilen yüksek binaların yıkılırken, mühendislik hizmeti alsa da almasa da dağ kenarındaki binaların ayakta kaldığını gözlemlediğini aktardı. Önalan, Antakya’nın yeniden aynı riskli bölgelere yüksek binalarla inşa edilmesinin bir ders çıkarılmadığını gösterdiğini belirterek, "Her yere bina yapamayız, doğanın kurallarına uymak zorundayız" uyarısında bulundu. Deprem, sel, yangınlar ve tıbbi jeolojik afetlerin yanı sıra su sorununun da Türkiye’de suyu yönetmeyi ve kullanmayı bilememekten kaynaklandığını ifade etti. Mimarlar Odası İzmir Şubesi Başkanı Uğur Yıldırım ise, çoklu krizler çağının temel sebebini, ideolojilerin doğal kaynakların sömürülmesine odaklanması olarak değerlendirdi.

Kaynak: DHA