Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yıl dönümü, yeniden nasıl bir ülke olduğumuzu düşünme günü kutlu olsun...
29 Ekim 1923 yılında ilan edilen Cumhuriyet, bize sadece yeni bir yönetim biçimi değil, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu yeni bir yaşam anlayışı kazandırdı. Büyük savaşlardan yorgun düşmüş bir milletin yeniden ayağa kalkmasıdır Cumhuriyet.

Bugün, bayramdan öte çok anlamı olan bir gündür. Cumhuriyetin hayatımızda nasıl karşılık bulduğunu görmek önemlidir. Adalet, eşitlik, ifade özgürlüğü ve özgürlük… Cumhuriyeti yorumlarken göz ardı edilemeyecek değerlerdir. Bu değerler toplumumuzun her kesimine çağdaş bir yurttaşlığın kapılarını açmıştır. Çevre coğrafyamıza baktığımızda ülkemizdeki Cumhuriyet rejiminin bir kez daha ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.

Atalarımız bu ülkeyi büyük fedakârlıklarla kazandılar. Ağır bedeller ödendi. Millî Mücadele'nin insanları, bugünlerimiz için ağır bedeller ödedi. Bu yüzden bugün sadece o günleri hatırlamak yetmez. Onların bize emanetini yaşatıp geliştirmeli ve bizden sonraki nesillere daha fazlasını bırakmalıyız.
Her çocuğun eşit şartlarda okuyabilmesinde, gençlerin kendi geleceklerini görebilmesinde ve planlayabilmesinde, fikirlerin özgürce paylaşıldığı ve adaletin olduğu bir toplumun inşasında Cumhuriyetin imzası vardır.

Bugün aslında bizden sonrakilere bırakacağımız en değerli miras, bu yazılar ya da tarih kitaplarındaki anlatımlar değildir. Asıl miras; soru sorabilen, araştıran, eleştiren, düşünen, düşüncelerini olumlu yönde hayata aktaran ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmektir. Geçmişi anlamak, geleceğimizi garanti altına almaz. Bu yüzden başta eğitim olmak üzere her alanda; sanatta, sporda, bilimde ve kültürde çaba göstermemiz gerekir.
Bugün Cumhuriyet’in 103. yılını kutlarken asıl sorumluluğumuz, bu kazanımları korumanın ötesinde onları genç kuşaklara aktarmak ve değişen dünyanın gereklerine göre yeniden güçlendirmektir. Cumhuriyet, geçmişten devralınmış bir miras olduğu kadar, geleceği birlikte inşa etmemiz için bize emanet edilmiş bir sözdür.
Eğitimde fırsat eşitliği, kadınların hayata eşit katılımı, gençlerin kaygıları olmadan yaşayabilmesi; Cumhuriyetin değerlerinin günlük yaşamımızda karşılık bulduğunu gösteren alanlardır. Bugünü anlamlı kılan da tam olarak budur: Geçmişi anarken bugün nasıl bir ülke olduğumuzu ve yarın nasıl bir ülke olmak istediğimizi düşünmek... Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

**
SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ...
Cumhuriyet Bayramımızı kutlarken 1 Kasım'da yürürlüğe girecek olan, 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi de üzerinde düşünmemiz gereken güncel başlıklardan biri. Bizler bu konuyu yaklaşık üç yıldır radyo yayınlarımızda uzman konuklarla ve paylaştığımız haberlerle tartışıyor, gündemde tutuyor ve farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.
Son dönemde artan akran zorbalığı ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili haberler toplumda büyük soru işaretleri oluşturdu. Bu durum, ivedilikle adımlar atılması gerektiğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Siber zorbalık, zararlı içerikler ve kişisel verilerin kötüye kullanılması, çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilecek ve görmezden gelinemeyecek gerçeklerdir. Bana kalırsa gerek ülkemizde gerekse dünyada çok geç kalınarak alınmış önlemlerdir bunlar. Ancak her zaman derim: “Bir, sıfırdan büyüktür.”
Bu yasaklarla birlikte meselemiz sadece sosyal medya hesaplarının kapanması olmamalı. Asıl meselemiz, çocukların hayatını nasıl anlamlı kılacağımızdır. Spora ve sanata yönelen çocuklar, bu alanların disipliniyle bambaşka bir hayata sahip olabilirler. Çocuklara yasaklar getirirken yetişkinler olarak bizlerin de dijital dünyadan uzaklaşması, daha temiz ve anlamlı bir toplumun oluşmasına katkıda bulunacaktır. Bize dayatılan algoritmaların yaşamımızı ele geçirmesine izin vermemeliyiz.
İşte tam da burada Cumhuriyet, bizlere ve çocuklarımıza yalnızca korunması gereken bireyler olarak değil, düşünen, sorgulayan ve öğrenen yurttaşlar olarak yetişme sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Biz yetişkinlerin ve anne babaların rehberliği, okulların ise medya okuryazarlığında olduğu gibi dijital okuryazarlık alanında da sorumluluk alması, bu tartışmanın ayrılmaz parçalarıdır. Çünkü geleceğimizi korumak, çocuklarımızı yalnızca tehlikelerden uzak tutmak değil, onları hayatın içinde bilinçli bireyler olarak yetiştirmektir.
**

FARKINDALIK HAYAT KURTARIR
Ekim ayı, meme kanseri konusunda da farkındalık ayıdır. Erken teşhisin önemini hatırlatmanın tam zamanı. Bu ay içinde radyo programlarımda da bu konuyu birçok kez gündeme getirdim. Bazen bir sağlık kontrolünü ertelemek, hayatımızın geleceğini etkileyebilir. Kadınların bu durumu ihmal etmemesi, düzenli kontrollerini yaptırması ve şüpheli durumlarda bir uzman hekime başvurması büyük önem taşır. Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biridir. Verilere göre her yıl 2,3 milyon kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Ülkemizde ise her yıl 27 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Bu kanser türüyle mücadelede en etkili strateji, hastalığı erken evrede yakalamaktır. Erken evrede teşhis edilen bu kanser türünde iyileşme olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden erken teşhis, hayat kurtarıcı olarak tanımlanıyor.

Hatırlatmak isterim ki ülkemizde Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; Toplum Sağlığı Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri, Mobil Kanser Tarama Araçları, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri aracılığıyla birinci basamak sağlık kuruluşlarında ücretsiz kanser taramaları yapılmaktadır.
Ulusal tarama programı kapsamında:
- 20 yaşından itibaren ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapılması,
- 20-39 yaş arasında iki yılda bir klinik meme muayenesi yaptırılması,
- 40-69 yaş arasındaki kadınların yılda bir klinik meme muayenesi yaptırması ve iki yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir.
2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası... İyi ki LÖSEV var... Sağlığımız en büyük hazinemiz. Sağlıklı, nice güzel günlerde buluşmak üzere…