Son günlerde çirkinleşen siyaset ve ekonomik çalkantılar nedeniyle, göz ardı ettirilmeye çalışılan, 103 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl kurulduğunu yani Cumhuriyetin ilanına geliş sürecinde yaşananları bir kez daha yazacağım.

Çünkü işgalci emperyalist güçleri bertaraf ederek bağımsızlığımızı nasıl ilan ettiğimizi, yaşadığımız bu toprakların ne zorluklarla kazanıldığını ve içimizdeki hainlerin 15 Mayıs 1915 tarihinden günümüze kadar toplamda 111 yıl boyunca işbirlikçilerine bu ülkeyi nasıl peşkeş çektiklerini unutmaya başladık, daha doğrusu unutturuldu. İşte bu nedenle bu yazımda kuruluş gerçeklerimizi hatırlatmaya çalışacağım.

En önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan fedakar halkımızın içimizdeki hainlerle 111 yıldır nasıl mücadele ettikleri göz ardı ettirilerek, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” zihniyetinin hakim olduğu korkak ve ürkek bir toplum haline getirildiğimizi bildiğinizi tahmin ediyorum. Bugün yaşadığımız bu süreç Cumhuriyetin ilanından bir gün önce yani 28 Ekim 1923 Pazar günü, Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 Pazartesi günü ve 30 Ekim 1923 Salı günü sabaha karşı yaşananları ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” adlı kitabında o gün yaptığı konuşmasından birkaç satırını aktaracağım:

“Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir şekilde yapışarak, kendimi onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”

Bugün içinde yaşadığımız ve “Vatanım” diye gururla söylediğimiz bu toprakları günümüz terimleriyle belirtecek olursam; üstün zekası, üstün cesareti ve üstün liderliği ile emperyalist ülkelerden kurtarıp bize emanet eden;

“Tek Başkomutanım”, “Tek Başöğretmenim”, “İlk Cumhurbaşkanım”, Kadınlara tüm dünyada “ilk seçme ve seçilme hakkı veren” liderim, İstiklal Savaşı sonrası kalkınmanın ilk unsuru olarak tarımı ve çiftçiyi destekleyen, köylüye “Milletin Efendisi” diyerek emeğin ve alın terinin ne kadar kutsal bir değer olduğunu topluma enjekte eden tek reisim, Köylere okullar yaptırarak eğitime köy halkının ulaşmasını sağlayan liderim, yaşamı boyunca elde ettiği tüm mal ve manevi varlığını kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakan liderim Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

1950’li yıllarda ilkokulda bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü; küçük Mustafa tarlada karga kovalarken öğrettiler. Küçük Mustafa bugünlere nasıl mı geldi?

İlkokula giden Mustafa zekası ve çalışkanlığı nedeniyle öğretmeninin dikkatini çekince ona “Sen Mustafa, ben Mustafa karışmasın ben sana Kemal adını veriyorum” der. Küçük Mustafa Kemal sonra eğitim sürecini tamamlayıp Osmanlı Ordusuna katılır. Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecinin, Birinci Dünya Savaşı sırasında 1 Mart 1914’te Yarbay olan Mustafa Kemal, Arıburnu zaferini kazanır. 31 Mart 1918’de Yıldırım Orduları’nın başına atanır ama kısa süre sonra görevden alınır, o da 13 Kasım 1918’de İstanbul’a döner. Anadolu'nun işgal sürecini yakından izleyen Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkar.

Sonra neler mi yaşanır?

Amasya, Erzurum, Sivas, Balıkesir, Nazilli, Muğla ve Doğu Trakya kongreleri sonrası Kuvayı Milliye direniş birlikleri kurulur. Sırasıyla Meclis-i Mebusan ve Misak-ı Milli oluşturulur, 23 Nisan 1920’de Kurucu Meclis ifadesi yerine “Selahiyet-i Fevkaladeyi Haiz Bir Meclis” deyimi ile “Olağanüstü Yetkilere Sahip Bir Meclis” olan Büyük Millet Meclisi (BMM) açılır. Ulusal Egemenlik kavramı da eklenerek Mustafa Kemal, Meclisi Mebusan tarafından ilk “Meclis Başkanı” seçilir. Alınan kararlar sonrası BMM’ne “Türkiye” kelimesi eklenir ve TBMM adını alır. 1920 yılında Ulusal Ordumuz kurulur ve “Kurtuluş Savaşı” kararı alınır. Başkomutan olarak Mustafa Kemal Paşa atanır. 26 Ağustos 1922’de Dumlupınar zaferi sonrası ilerleyen Türk Ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’i düşman işgalinden kurtarır. Devamında da Anadolu ve Trakya düşmanlardan temizlenir. 20 Kasım 1922’deki Lozan Barışı ile yeni bir Türk Devleti, Türkiye Cumhuriyeti adıyla varlığını ve bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirir. Böylece Birinci Dünya Savaşı hukuksal olarak sona erer. 29 Ekim 1923 Pazartesi günü Türkiye Cumhuriyeti adını alan yurdumuz bugün 29 Ekim 2026’ya yani 103’üncü yılını tamamlar.

Bu arada küçük ama çok önemli bir açıklama da daha bulunacağım; 10 Kasım 1938'de 57 yaşında sonsuzluğa uğurladığımız Atatürk'e karşı 13 Kasım 1918’den itibaren 156 kez suikasta uğradığını biliyor musunuz? Zannetmem…

Genç bir yaşta kaybettiğimiz ülkemizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile asırlardır bu topraklarda gözü olan düşmanlarımızdan bu vatanın oluşmasında canını veren kahramanlarımızı rahmetle anıyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

En büyük bayramımız, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm ulusumuza kutlu olsun.