Büyük Altay 106 yaşına basıyor. Altay'ın büyüklüğü sadece sportif başarılarından ileri gelmiyor. Altay'ın büyüklüğünü anlamak derin ve anlamlı tarihini bilmek gerekir. Bu derin tarihin içine düşüp kaybolmayı çok severim. Ama köşenin elverdiğince, kalemin döndüğünce, bir tarihçi edasıyla değil ama Altay'ın büyüklüğünü bir kez daha solumak adına, bildiğim, duyduğum bazı bilgileri kısaca aktarayım. Bir de ilginç bir soruyu bir kez daha gündeme getireyim.
Altay daha önce mi kuruld? Yani,Büyük Altay 106 yaşından büyük mü'
Altay, Halkapınar Şehitliği'nde yazan "Vatan ve Namus" ülküsünün futbol sahalarına yansımış halidir. Kulübün kurucuları Mustafa Necati, Vasıf Çınar, Şükrü Saraçoğlu, Baha Esat Tekant, Talat Erboy, Esat Çınar, Nejat Evliyazade gibi kişilikler, futbol şemsiyesi altında Kuvay-ı Milliye örgütlenmesini üstlenmiş, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok önemli yerleri olan eşsiz şahsiyetlerdir.
1913 Yılı sonunda İzmir'e gelen Celal Bayar İttihat Terakki Cemiyetine katmak için spor yapan Altaylı gençleri davet eder ve 1914 yılının 16 Ocak tarihinde Altay fiilen kurulur. Celal Bayar Şark İdadisi'nde faaliyet gösteren Altay'ın kuruluşu için para yardımında da bulunur.
Altay'ın üç kurucusu Vali Rahmi Bey, Vasıf Çınar ve Mustafa Necati, kurtuluş ve cumhuriyetimizin kuruluş öyküsünde derin anlamlar taşır.
Mustafa Necati, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda Atatürk'ün sağ kolu olarak görev almıştır. İlk hükümette Mübadele, İmar ve İskan Bakanlığı, ardından, ikinci hükümette Adliye Bakanı, daha sonra da Milli Eğitim Bakanı görevleriyle, alanlarında yeni cumhuriyetin temellerinin atılmasına ön ayak olmuştur. Yani Atatürk'ün üç bakanlığını yapmıştır. Apandisit patlaması sonucu genç yaşta vefat eden Mustafa Necati (1894- 1 Ocak 1929), Türkiye Cumhuriyeti'nin kaderini de değiştirmiştir.
NASIL MI'
Yunan Kuvvetleri Kütahya'ya dayanmıştır. Meclis-i Mebusan'da büyük bir moral çöküntüsü vardır. Hatta bir grup Mustafa Kemal'in Başkumandanlık'tan alınması için yazılI önerge bile verir. Gazi Paşa durumu öğrenir ve Mustafa Necati'ye meclisi oyalaması için haber gönderir. Mustafa Necati 22 saat boyunca ayakta, sadece su içerek konuşur. Konuşmayı uzatmak için de Kordonboyu'nun güzelliğinden tutun da, doğduğu yer Eşrefpaşa'daki anılarına varıncaya kadar, aklına ne gelirse anlatır. Yıldırım Orduları Komutanı Gazi Mustafa Kemal yetişir ve meclisi ikna eder. Mustafa Necati o konuşmayı yapmasa, belki de Mustafa Kemal başkumandanlıktan alınacak ve ülke kara yazgısına boyun eğecektir.
Atatürk’ün yakın arkadaşlarından Falih Rıfkı Atay, Çankaya kitabında, ölüm haberini alan Mustafa Kemal’in derin bir üzüntüye kapıldığını ve ağlamaya başladığını belirtir. Ülkemiz için birçok alanda çok büyük işler yapan bu güzel insanın ölümü ulu önderimiz Atatürk’ü ağlatmayı başaran nadir olaylardan biri olmuştur.
GELELİM TARİHİ SORUMUZA...
Bazı tarihçiler ise Altay'ın kuruluşunun 1914'e değil İttihat ve Terakki'nin İzmir Mekteb-i Sultani'ye dönüştürdüğü, günümüzün "İzmir Atatürk Lisesi" İzmir Mekteb-i İdadi'ye dayandırır. 1876 yılında kurulan İdadi, 2.Meşrutiyet döneminde 1908 yılında Sultani olarak anılmaya başlar ve burada öğrenciler arasında Türkçülük hareketleri yayılır. Avusturya'nın Bosna - Hersek'i ilhakına İttihat ve Terakki, İstanbul'da Ayasofya Mitingi ile İzmir'de ise Sultani öğrencilerinin kurduğu Nevresidegan Maarif Cemiyeti ile tepki koyar. Öğrenciler Avusturya yapımı fesleri giymez, boykot ederler. Yine Sultani'de ilk kez Terbiye-i Bedeniyye dersleriyle Osmanlı'da çok yeni olan spor faaliyetleri de başlar. Öğrentmen bulmak zordur, zar zor Ermeni Melikyan Efendi, Beden Eğitimi öğretmeni olarak atanır. Onun öğrencileri arasında Altay'ın kurucusu olan gençler de vardır.
22 Ekim 1910'de Rum Pelops takımına karşı Sultani'nin takımı maç yapar. Bu İzmir'deki ilk Türk takımıdır. (İzmir Mektebi İdadisi - Melih Tınal)
İŞGALDEN SONRA DA ALTAY
1915 işgal yılları ve gençlerin savaşa katılmaları üzerine Karşıyaka ve Altay Kulübü'nde dağılmaya yüz tutan futbol faaliyetlerini de Sultani öğrencileri ile Altaylı bazı futbolcuların bir araya gelerek oluşturduğu İdman Yurdu canlandırır.
Önce yeşil-beyaz sonra da kırmızı beyaz rengini alan İdman Yurdu, Rum takımlarıyla yaptığı maçlarla Türkler'in sesi olur.
İşte bu işbirliği ve Altay'ı kuran gençlerin İzmir Sultanisi'nin talebeleri olması, bazı tarihçilere esin kaynağı olmuş ve Altay'ın 1908'de Sultani'de doğduğu ve 1914'te Celal Bayar'ın maddi ve manevi destekleri ile resmi kuruluşunu tamamladığı savları ortaya atılmıştır.
Yani "İzmir'e futbol Altay'la geldi" söylemi bir şarkı sözünden ibaret değil gibi. Araştırması tarihçilere kalmış. Benden bu kadar.
Ama kaç yılında kurulursa kurulsun Altay'ın büyüklüğü değişmez, değişmeyecektir.
FAHRETTİN PAŞA'NIN SOYADI ALTAY'DAN
Yunanlılar'ı kovalayarak İzmir'e ilk giren savaş kahramanı komutan Fahrettin Altay Paşa soyadını Altay kulübünden almıştır. Kendi anlattığına göre; “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa ile mütareke yıllarında İzmir’i ziyaretimizde Altay bir İngiliz donanma karması ile Alsancak’ta oynuyordu. Maçı beraber izledik. Altay çok güzel bir oyundan sonra İngiliz’leri yenince Ulu Önder çok duygulandı, gururlandı ve Altay için takdirlerini belirtti. Aradan epey zaman geçti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, İran ile bir sınır anlaşmazlığını halletmek üzere beni görevlendirdi ve Tebriz’e gittim. Tebriz’de bulunduğum sırada; Meclis'te soyadı kanunu müzakere edilmiş ve ittifakla Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Atatürk soyadı verilmişti. Bütün yurt kendisini yeni soyadından dolayı tebrik ediyordu. Ben de hemen bir telgraf çekmiş ve kendilerini kutlamıştım. Atatürk’ten ertesi gün gelen cevab-ı telgraf şöyle idi:
Sayın Fahrettin ALTAY Paşa, Ben de seni tebrik eder "Altay" gibi şanlı şerefli günler dilerim. Telgrafı aldığım zaman gözlerimden yaşlar boşandı. Atatürk çok duygulandığı, beraberce izlediğimiz Altay maçının hatırasına izafeten bana "ALTAY" soyadını layık görmüştü.
TÜRK TANKININ İSİM BABASI
2007 yılında yapım çalışmaları başlayan Türk Yapımı Altay Tankı'na da Kurtuluş Savaşı 5.Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altay Paşa'nın hatırasına bu isim verilmiş, dolasıyla Altay ilk yerli malı tankın da isim babası olmuştur.
ALTAY'IN ANLAMI
“Al”, Türk lehçelerinde “yüksek”, “yüce” ve “kudret” anlamlarına da gelir. Altay dağının adı aynı maksatla söylenmiş olup, Al = yüce-yüksek, tay = tağ/dağ demektir, Al-tay = yüce-ulu dağ, yüksek dağ anlamındadır. (İsmail Uğural)
ALTAY'IN İLKLERİ SAYMAKLA BİTMEZ
Altay İzmir ve Türk futbolunda bir çok ilklere imza atmıştır. Altay Cumhuriyet tarihimizde ilk deplasman yapan Türk takımıdır. 1923 Yılında Başkent Ankara'ya davet edilen Altay'ın bu seyahatinin çok başarılı olması nedeniyle büyük kurtarıcı Atatürk, 1924 Paris Olimpiyatlarına Türk sporcularının katılmaları için emir verir ve 1924 Paris Olimpiyatları'na Altay'dan Futbolcu olarak Hamit Aslan, Atlet olarak Sait Odyak iştirak eder.
İzmir'de 15 kez İzmir Şampiyonluğu kazanan yüzlerce şilt ve kupayı müzesine taşıyan Altay'ın sinesinden Göztepe doğar.
ANADOLU'YA GELEN İLK KUPA ALTAY'IN
Altay'ın Türkiye Kupası'nda da ayrı bir yeri vardır. Türkiye Kupası'nda 7 kez final oynayıp 2 kez kazanan Altay Spor Kulübü aynı zamanda bu kupayı Anadolu'ya taşıyan ilk takımdır.
1963-64 sezonunda finalin ilk ayağında Galatasaray ile 0-0 berabere kalan Altay, ikinci maçın tarihinin Futbol Federasyonu tarafından değiştirilmesine tepki göstererek rövanş maçına çıkmaz ve kupayı Galatasaray'a bırakır. 1966-67 yılında ezeli rakibi Göztepe ile 2-2 berabere kalır ve dönemin uygulaması nedeniyle kura ile ilk şampiyonluğunu kazanır. Bir sonraki sezon da finale yükselen Altay rövanşta Fenerbahçe'yi 1-0 yenmesine karşın, ilk maçı 2-0 kaybettiği için ikinci olur. 1971-72 sezonunda finalde bu kez Eskişehirspor'a kaybeden Altay, 1978-79 sezonunda da Fenerbahçe'ye karşı ilk maçı 2-1 kazanmasına karşın rövanşı 2-0 kaybeder ve yine ikincilikte kalır. Bir sezon sonra Galatasaray'ı 1-0 ve 1-1 ile geçerek hem tarihinde ikinci kez Türkiye Kupası şampiyonu olmuş, hem de 1964 sezonundan kalma hesabı da kapatmıştır. Galatasaraylılar'ın hakeme saldırması çıkardığı olaylar yüzünden kupayı soyunma odasında da olsa alır. 1985-86 sezonunda 7. kez oynadığı finali de Bursaspor'a 2-0'la kaybeder.
Altay, Türkiye Kupası'nın en başarılı 5. takımı olma ünvanını korumaktadır.
EBEDİ PUAN CETVELİ
Altay uzun yıllar ebedi puan cetvelinde üç büyüklerin ardında yer alan Anadolu Takımı olarak 4.lük ünvanını korumuştur.
1982-83 sezonunda Süper Lig'deki 25. sezonunda ilk kez küme düşen Altay, bir yıl sonra geri dönerken, 1989-90 sezonunda ikinci kez küme düşüp yine yine bir sezon aradan sonra 1. Lige yükselmiş, 1990'lı yılların sonunda yaşanan İzmirliler'in futbol krizi Altay'ı da etkilemiş ve siyah-beyazlı takım 1999-2000 sezonunda küme düşmüştür. 2002-03 sezonunda bir kez daha 1. Ligde (Süper Lig) boy gösteren takım aynı sezon küme düşmüş ve bir daha yükselememiştir. Bu süreç Altay'ı ebedi puanlamada geriletmiş yine de ilk 10'un dışına atamamıştır.
Altay'dan söz etmek sayfalara sığmaz. Kalanları da başka yazılara bırakalım.
NİCE YILLARA BÜYÜK ALTAY! 106.YAŞIN KUTLU OLSUN!