Kocaeli’den İzmir'in Aliağa ilçesine seyreden ‘Alsu’ isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı’ndan Karadeniz Ereğli’ye giden ‘Tuğberk İmamoğlu’ isimli gemi, 2 Eylül gecesi Silivri’nin yaklaşık 18 mil güneyinde çarpışmıştı.

Çarpışmanın şiddetiyle Tuğberk İmamoğlu kısa sürede batarken, gemide olan 10 kişiden haber alınamamıştı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ekipleri geniş çaplı operasyon başlatmıştı.

Dalgıçların inemediği derinlikte su altı robotları (ROV) arama çalışmalarında kullanıldı ancak enkazın yapısı nedeniyle iç kısımlara ulaşılamadı.

Özel firmayla görüşüldü

Silivri sahilinde Kaymakamlık ve AFAD koordinasyonunda kurulan kriz merkezinde bekleyiş devam ederken, yetkililer batığın bulunduğu noktadan çıkarılması için uzman bir firmayla irtibata geçti.

Gemide güverte lostromosu olarak görevli olan 27 yıllık denizci Nidai Duman’ın kızı Süreyya Keleş, Silivri Kaymakamı Murat Eren ile gerçekleştirdikleri görüşmenin detaylarını paylaştı.

Geminin tamamının çıkarılmasının mümkün olmadığını söyleyen Keleş, yaşam alanının balon ve bot sistemleriyle yüzeye yakın bir noktaya çekilmesinin değerlendirildiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu hep sinirli ve gergin dedi ve ekledi: Eski 'Demokrat Dede' halinden eser yok!
Kılıçdaroğlu hep sinirli ve gergin dedi ve ekledi: Eski 'Demokrat Dede' halinden eser yok!
İçeriği Görüntüle

"Orada şu anda hala biri var mı yok mu bilinmiyor"

Keleş, yürütülen son çalışmaya ilişkin; "Biz 3 kişinin güvertede olduğunu duyunca sevinmiştik açıkçası. En azından orada şu anda hala biri var mı yok mu bilinmiyor.

ROV cihazı devam ediyor çalışmalarına ama en azından o yaşam mahallinin yukarı çıkarılabilmesi, bir bot ve balon sisteminden bahsetti.

Tamamıyla o firmadan gelecek olan analize bağlı. Tabii bu da bizim için büyük bir umut oldu. Beklemeye devam ediyoruz." dedi.

Teknik inceleme kaderi belirleyecek

Enkazın olduğu noktanın derinliğine dikkat çeken Keleş, firmanın hazırlayacağı raporu beklediklerini söyleyerek şu ifadeleri kullandı;

"Ama o gemi parçalanıp yaşam mahallinin balon sistemiyle belli bir seviyeye mi çıkarılacak ya da o tamamıyla gelecek olan rapora bağlı.

Firma ona göre bize bir şey yapacak, söyleyecek. Tamamıyla açıklanacak olan raporla belli olacak. Şu an onun bir bilgisi verilmedi bize, bilmiyoruz.

Tabii, şu anda derinlik çok yüksek. Çok derin. Teknik olarak pek bir bilgimiz yok ama bir firmanın oradan bir şeyin, oradaki yaşam alanının çıkarılabileceği umudu verildi en azından."

"Mürettebattan 3 kişinin güvertede olduğu söylenildi"

Kazanın gece saat 03.00 sularında gerçekleşmesi sebebiyle personelin büyük bölümünün istirahatte olduğunun değerlendirildiğini ifade eden Keleş, "Mürettebattan 3 kişinin güvertede olduğu söylenildi.

Vaktine göre, gecenin 3’ü olduğu için tahminler 7 kişinin de istirahat halinde olduğu. Eğer o alan belli bir seviyeye çıkartılırsa en azından orada birileri var mı yok mu daha net görüp, öğreneceğiz.

Şu haliyle ROV cihazının çalışmaları devam ediyor ama tabii ki içeri giremediği için içeride ne var ne yok, kim var kim yok onun bir bilgisi yok. Biz 3 kişinin güvertede olduğunu duyunca sevinmiştik açıkçası.

Ama şu anda 3 kişi eğer öyle bir durum varsa ve o yaşam alanı yukarı çıkacaksa, keşke o 3 kişi de orada olsa 7 kişi de orada olsaydı. 3 kişi, iyi, çok iyi dediğimizde hala 3 kişiden haber yok eğer doğruysa o da. 7 kişi içerideyse onlar çıkartılırsa, içindeyse onlar da çıkacak zaten." diye konuştu.

Son seferi olacaktı: "Ben geliyorum merak etme"

Babasının yıllardır denizde olduğunu ve bu seferin ardından mesleği bırakmayı istediği aktaran Keleş, son görüşmelerini gözyaşlarıyla anlattı; "Babamın son turuydu, 'Ben geliyorum merak etme' demişti. Babam güverte reis diyorlar.

Muhtemelen güvertedeki o 3 kişiden bir kişi tahminimce babamdır. Çünkü babam gemide sorumlu birisiydi ve bilgisi de çoktu. Ve yatmayan bir adamdı yani işi gereği.

Gemi hayatı 27-28 yıl civarında ama bu firmada 10 yıla yakındır çalışıyordu. Bu son seferiydi babamın. Yani herkese, tüm herkese aynısını söylemişti.

Ve geçen hafta bugün son konuşmamızda da aynısını demişti. 'Ben geliyorum, merak etme. Telefonum açık, ne zaman canın isterse ara' demişti. Son konuşmamız geçen hafta bugün olmuştu."

Muhabir: Ebru Asitan