Son Mühür- İzmir’in turizm ilçelerinden biri olan Çeşme, ilçenin tam ortasındaki devasa kamu arazisi üzerinden patlak veren büyük bir rant tartışmasıyla çalkalanıyor. Çevre, Şehirmcilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çakabey Mahallesi sınırları içerisinde yer alan deniz manzaralı 600 bin metrekarelik arazi için Enerjisa Enerji Üretim A.Ş.’nin hazırladığı Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesine "ÇED Olumlu" kararı verdi. Ancak bu karar, bölgede büyük bir tepki dalgasını beraberinde getirdi.

Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) tarafından yapılan açıklamaya göre, arkasında Sabancı Holding ve Alman enerji devi E.ON ortaklığının bulunduğu proje, masum bir yeşil enerji yatırımı değil; açık bir "arazi kapatma" operasyonu.
2 Milyon dolar yatırımla 200 milyon dolar değerindeki araziye tahsis
ÇEŞÇEP’in sunduğu rakamlar ve tablonun meblağı dudak uçuklatacak cinsten. Şirket, 9,98 MW güç üretecek 18 bin 163 adet güneş paneli kurmak için resmi belgelerde yaklaşık 89,9 milyon liralık (yaklaşık 2 milyon dolar) bir yatırım bedeli taahhüt etti. Buna karşılık, kentin kalbinde yer alan 60 dönümlük deniz manzaralı kamu arazisinin bugünkü piyasa değeri tam 200 milyon dolar olarak hesaplanıyor.
Dernek yöneticileri durumun vahametini şu sözlerle aktardı: "Devletin öz malı olan bu toprak, gerçek değerinin yüzde birine dahi ulaşmayan komik bir bedelle 49 yıllığına bu gruba devrediliyor. Bu tablo tek başına işin amacının elektrik üretmek değil, Çeşme'nin en kıymetli toprağını parsellemek olduğunu kanıtlıyor."
"Halk istemiyor" raporuna rağmen imzalar atıldı
Geriye dönüp bakıldığında, projenin onay süreci de en az rakamlar kadar tartışmalı. Bakanlık yetkilileri, yasal zorunluluk olan Halkın Katılımı Toplantılarını bölgede üç kez düzenlemek istedi. Ancak Çeşme halkının kitlesel ve kararlı protestoları nedeniyle bu toplantıların hiçbiri gerçekleştirilemedi.
Hatta tutanaklara yetkililerin bizzat "Halk dinlemek istemiyor" notunu düşerek sahadan ayrıldığı biliniyor. Vatandaşın ve çevrecilerin tüm örgütlü karşı duruşuna, üstelik İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği olumsuz görüşe rağmen Bakanlık 29 Temmuz’da imzayı attı, 13 Ağustos’ta ise kararı duyurdu. Halkın sesi duyulmuş ama tamamen yok sayılmıştı.
Sabancı ve E.ON’un Çeşme sicili kabarık
Sürecin arkasındaki şirketler grubunun bölgedeki geçmişi de şüpheleri artırıyor. Aynı sahada daha önce faaliyet gösteren Rüzgar Enerjisi Santrali’ne (RES) ait imar planları, sit alanının bütünlüğünü bozduğu ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay 6. Dairesi tarafından iptal edilmişti.
Şirketin elinde halihazırda EPDK’dan 49 yıllığına kiralandığı halde fiilen atıl duran devasa araziler mevcut. Zaten elinde kullanmadığı ruhsatlı sahalar varken, şirketin ısrarla Çeşme’nin en değerli merkezinde yeni bir alan talep etmesi "Asıl hedef enerji mi, yoksa gayrimenkul mu?" sorusunu akıllara getiriyor.
Çevrecilerden adliye binasına çağrı
Tarım arazisi ve 3. Derece Doğal Sit Alanı statüsündeki toprağın betonlaşmasına izin verilmesini Anayasa'nın 56. ve 63. maddelerine açık bir aykırılık olarak niteleyen ÇEŞÇEP, konuyu yargıya taşıyor. Dava açma süresinin bitmesine sayılı günler kala dosya tamamlandı.
Dernek, İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması ve iptal talebiyle başvuracak. Ancak bilirkişi, keşif ve yargılama giderlerinin yüksekliğine dikkat çeken çevre aktivistleri, Çeşme’nin geleceğini korumak isteyen tüm yurttaşlara hukuki mücadeleye maddi ve manevi destek olma çağrısında bulunuyor. Çeşme’nin göbeğindeki bu rant kavgasında son sözü yargı söyleyecek.




