Son Mühür / Yağmur Daştan - Kuraklıkla boğuşan İzmir’in su karnesi nihayet yüzleri güldürmeye başladı. İzmir başta olmak üzere Ege’yi etkisi altına alan sağanakların “olağan bir yağış” olmadığını vurgulayan TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, 80 yılda bir görülebilecek ölçekte bir yağış rejimiyle karşı karşıya olunduğunu söyledi. Barajlardaki su miktarından balıkçılığa, enerjiden tarıma kadar pek çok alanda dengelerin değiştiğine dikkat çeken Yaşar, “Rekorlar daha yeni başlıyor” diyerek hem uyardı hem de İzmirlilere dikkat çekici müjdeler verdi.

“İklimde rastgelelik yoktur”

“İklimde rastgelelik yoktur”

“Biz böyle bir yağış dönemini 80 yılda bir yaşarız” vurgusu ile açıklamalarına başlayan Prof. Dr. Yaşar, “Devasa bir yağış aldık. Yıllık metrekareye düşen yağış oranı ortalama 100 kilogramdı, dün ortalamayı geçtik. Bundan sonraki süreçte de yağmurlar peş peşe gelecek, rekor üstüne rekor kıracağız. Barajlarda da doluluk fena değil. Toplamda 90 ila 100 milyon metreküp arası su birikti. Hatta yeraltı kuyularına dokunmasan bile yaklaşık 200 günlük ciddi bir suyumuz var. 2025 yılının eylül ayında o yılın kurak geçtiğini 2026’nın seller yılı olma olasılığının yüksek olduğunu söylemiştik. İklimlerde rastgelelik yok… Bilim zaten ne zaman yağış olacağını ne zaman olmayacağını söylüyor. Bunlara göre önlemler alınması gerekiyor” dedi.

İki ayrı müjde de verdi

İki ayrı müjde de verdi

İzmirlilere bu yıl için iki ayrı müjde de veren Prof. Dr. Yaşar, “Körfez’de bu sene balık ölümü olmaz. Müthiş yağdığı için su da kendini toparladı. Oksijen açısından da kendine geldi. Geçen sene çok kurak geçmişti, 2025 ve 2026 senesinde çok balık olmayacağı konusunda uyarmıştık. Önümüzdeki sene balık sezonunda rekorlar kıracağız. Bu sene balık yok ama seneye herkes balığa doyacak. Olağanüstü güzel yağıyor. İzmir’in 710 kilogramdır metrekareye ortalama yağışı, şu anda 350’lere geldi. 35 günde bir yıllık yağışın neredeyse yarısı yağdı. Bu üretim ve enerjimizi de destekleyecek. Barajlar dolacak, hidroelektrik santraller devreye girer. Bizim kömür ve doğalgaz ihtiyacımız da böylece azalır. Tekrar hidroelektrik enerji üretiminde yeniden yüzde 25’ine çıkacağız ve enerji ithalatına vereceğimiz para da düşecektir” ifadelerini kullandı.

“Yapabileceğimiz her yere baraj yapalım”

“Yapabileceğimiz her yere baraj yapalım”

“Hayatımız boyunca görüp göreceğimiz en yağışlı ayları görüyoruz. Bir daha böyle yağışları 80 yıl sonra görürüz. Ona göre önlemlerimizi almalıyız” mesajıyla devam eden Prof. Dr. Yaşar, “Suyun barajlardan kapalı ortamlara getirilmesini, şehir sularında kayıp kaçak oranlarının düşürülmesi, ürün desenlerinin devlet tarafından belirlenmesi gerekiyor. Jeoloji mühendislerini gidip hidrojeoloji haritasını çıkarıp yeraltı barajlarının nerelere yapılması gerektiğinin belirlenmesi lazım. Tahtalı Barajı bizim elimizi rahatlattı ardından Gördes yapıldı. Gördes Tahtalı’dan da büyük ama maalesef altı delik. Çiğli Arıtma’dan çıkan gri suyun tarıma kazandırılması gerekiyor. Arıtmadan çıkan sular tarımda kullanılmalı, bütün dünya bunu kullanıyor ve ciddi avantaj sağlanıyor. Yapılabilecek tüm yerlere baraj yapalım. Düvertepe Barajı hala bekliyor. Daha fazla baraj yapalım… Baraj yapmak DSİ’nin görevi ama yerel yönetimlerin de bu konuda hakkını almak için biraz daha kavgacı olması lazım” diye konuştu.

Muhabir: Yağmur Daştan