Küresel çapta yaşanan salgın korkularına bir yenisi daha eklendi ve koronavirüs benzeri bir panik yaratan hantavirüs yeniden tehlike çanlarının çalmasına neden oldu. Ölüm oranlarının yüksekliği ve virüsün kemirgenlerden bulaşma riski, hastalığın tedavisi ve Türkiye'deki durumu konusundaki soru işaretlerini artırdı. Vatandaşlar büyük bir merakla "Hantavirüs Türkiye'de var mı?", "Hanta virüs belirtileri nelerdir?" sorularına yanıt aramaya başladı. Doğadan insanlara geçen bu tehlikeli hastalık hakkında bilmeniz gereken tüm ayrıntılar haberimizde...
HANTAVİRÜS AŞISI VAR MI?

Dünya genelinde yaygın bir şekilde uygulanan ve sağlık otoritelerince onaylanan bir hantavirüs aşısı şu an için bulunmuyor. Bazı ülkeler belirli virüs türlerine karşı inaktif aşılar geliştirse de bu aşılar sadece dar bir bölgede kullanılıyor ve hastalığa karşı etkinlikleri tam olarak kanıtlanmış değil. Bilim insanları laboratuvar ortamında yeni nesil aşı testlerini tüm hızıyla sürdürüyor, ancak günlük hayatta koruyuculuk sağlayacak bir aşı henüz kullanıma girmedi. Bu nedenle hastalıktan korunmanın en temel yolu kemirgenlerden uzak durmak ve hijyen kurallarına harfiyen uymaktan geçiyor.
HANTAVİRÜS TÜRKİYE'DE VAR MI?
Hantavirüs Türkiye'de de görülüyor ve zaman zaman yetkililer tarafından yeni vakalar rapor ediliyor. Özellikle 2009 yılından bu yana, başta Batı Karadeniz bölgesi olmak üzere farklı illerde sınırlı sayıda hantavirüs enfeksiyonu tespit edildi. Kırsal kesimde veya doğayla iç içe yaşayan vatandaşların bu duruma karşı daha dikkatli olması gerekiyor.
HANTA VİRÜS BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hastalığın ilk belirtileri genellikle mevsimsel grip ile büyük bir benzerlik taşıyor ve bu durum erken teşhisi zorlaştırıyor. Virüs vücuda girdiğinde ateş, halsizlik, kas ve baş ağrısı ile baş dönmesi gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Bu sürece karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal de eşlik edebiliyor. Hastalık ilerlediğinde ise tablo iki farklı boyuta evriliyor. Bir tarafta böbrek yetmezliği ve kanama sorunları kendini gösterirken, diğer tarafta akciğer ödemi ve ciddi solunum güçlükleri başlıyor. Nefes darlığı, öksürük ve düşük tansiyon gibi belirtiler ortaya çıktığında acil tıbbi müdahale hayati önem taşıyor. Virüse maruz kaldıktan 1 ila 8 hafta sonra belirtileri hissedenlerin hiç vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurması gerekiyor.
HANTAVİRÜS ENFEKSİYONUNA BAĞLI ÖLÜM ORANI NEDİR?

Hastalığın ölümcül seyri, virüsün türüne ve görüldüğü coğrafyaya göre değişiklik gösteriyor. Avrupa ve Asya kıtalarında daha çok böbrek sendromu şeklinde ortaya çıkan virüste ölüm oranı yüzde 1 ile 15 arasında kalıyor. Ancak Amerika kıtasında akciğeri hedef alan türde bu oran yüzde 30 ila 50 gibi çok tehlikeli seviyelere ulaşıyor. Türkiye'deki vakalarda ölüm oranı daha düşük seviyelerde seyretse de durum ciddiyetini koruyor. Erken teşhis ve yoğun bakım şartlarında uygulanan destekleyici tedavi, özellikle solunum yetmezliği yaşayan hastalarda doğrudan hayat kurtarıyor.
HANTAVİRÜS İNSANDAN İNSANA BULAŞIR MI?
Hantavirüs genel yapısı itibarıyla insandan insana geçmiyor. Hastalık temel olarak, enfekte olmuş kemirgenlerin dışkı, idrar veya tükürüğüyle kirlenmiş tozların havaya karışıp solunması yoluyla insanlara bulaşıyor. Güney Amerika'da görülen "Andes" türünde çok nadir de olsa insandan insana geçiş rapor edilse de, uzmanlar bunu son derece istisnai bir durum olarak kabul ediyor. Kısacası öpüşmek, sarılmak veya aynı ortamı paylaşmak gibi günlük temaslar bulaşma riski oluşturmuyor. Bu durum hastalığın büyük bir pandemiye dönüşme ihtimalini düşürse de, hastalıktan korunmak için çevresel hijyene dikkat etmek şart.



