Son Mühür / Atakan Başpehlivan Ege İhracatçıları Birliği Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, EİB binasında gerçekleşen Ege İhracat Buluşmaları toplantısında kürsüden ekonomiye dair önemli tespitlerde ve değerlendirmelerde bulundu. Başkan Öztürk, Türkiye'nin ihracat anlamında önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyleyerek, 'İhracatçılara uygun ekonomi programınıın uygulanması gerekiyor' ifadelerini kullandı.

Muhammet Öztürk: Son dört yılımız enflasyon ile mücadele ederek geçti

Muhammet Öztürk Eib

Kürsüden gerçekleştirdiği konuşmasında Türkiye'nin pandemi döneminde önemli bir ihracat merkezi olarak öne çıktığını aktaran ve bu dönemde Türkiye'nin önemli bir ihracat merkezi olarak öne çıktığını vurgulayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, ihracatçılara uygun ekonomik programın uygulanması gerektiğini söyleyerek, "Dünya pandemi döneminde yakın dönemin en büyük sınavlarından birini verdi. İşte o dönemde Türkiye önemli bir ihracat merkezi olarak öne çıktı.

Asıl mesele fırsatı yakalamak değil, onu kalıcı hale getirmektir. Son dört yılımız büyük ölçüde enflasyon ile mücadele ederek geçti. Bugün artık önümüzdeki fırsatlara bakmalıyız. Dünya artık yalnızca ucuz üreticiyi değil, yakın tedarikçiyi arıyor bu bizim için yeniden büyük bir fırsattır. İhracatçının önünü görebildiği bir ortamı istiyoruz. Türkiye'nin potansiyeli güçlüdür ve her şeyden önemlisi dünyanın en önemli pazarlarında rekabet etmeye hazır güçlü bir ihracat pazarımız vardır. İhracatçılar enflasyon, faizler ve döviz kuru ile mücadelede etmektedir.

Sağlıklı bir ekonomi için büyümenin sağlıklı bir atmosferde gerçekleşmesi gerekiyor. Türk ihracatçısı, Türkiye ekonomisinin yüzde 25'ini temsil ediyor. İhracatımızın büyümeye katkı verebilmesi için çift haneli büyümeyi gerçekleştirmesi gerekiyor. Emek yoğun sektörlerdeki istihdam desteklerinin 5000 TL'ye yükselmesini bekliyoruz. 2026 yılında tüm tarım ürünlerinde yüksek rekolteler ile karşı karşıyayız. Bunun fırsata dönüşmesi için ihracatçılara uygun programın uygulanması gerekiyor" dedi.

"Türkiye'nin ihracat hedefi önemli bir hedeftir"

Ayrıca geçtiğimiz Pazar günü açıklanan 'Orta Vadeli Program' üzerine de değerlendirmelerde bulunan Başkan Öztürk, Türkiye'nin ihracat hedefini gerçekleştirecek potansiyeli sahip olduğunu belirterek, "Pazar günü açıklanan OVP hedefinde tek hedefli enflasyon hanesinin 2 yıl sonraya ertelendiğini gördük.

Yakın coğrafyamızdaki savaşlar, hedeflerde ciddi revizyonlara yol açtı. Bir önceki OVP'de enflasyon hedefi yüzde 16 iken, son hedef ise yüzde 28 olarak açıklandı. Enflasyon ile mücadeleden taviz vermeden ekonomi politikalarının eş zamanlı uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye'nin ihracat hedefi önemli bir hedeftir, bunu gerçekleştirebilece potansiyelimiz var" diye konuştu.

"Enflasyon artık bir sosyoloji haline geldi"

Ege İhracat Buluşmaları

Göztepe’nin Uçan Adamları evinde kayıp: İkinci haftada da galibiyet yok
Göztepe’nin Uçan Adamları evinde kayıp: İkinci haftada da galibiyet yok
İçeriği Görüntüle

Açıklanan Orta Vadeli Program'ın ardından enflasyonun tek haneli sayılara düşüşünün 2030'lara kaldığının altını çizen ve yaşananların kriz değil çürüme olduğunu vurgulayan İktisatçı Dr. Şeref Oğuz, "Orta Vadeli Program, bana orta vadeli palavra gibi geliyor. Gönül isterdi ki bu yapılanlar işe yapılsın. Benim gördüğüm şu umudu erteleyerek bir program yapıldı. Enflasyonun düşmesi 2030'lara kaldı.

Enflasyon bana göre bir niyet işidir, bizim niyetimiz var mı onu bilemiyorum. Ben bizdeki enflasyonun endemik olduğunu düşünüyorum. Ben Türkiye'de bir kriz değil, çürüme olduğunu düşünüyorum. Ben ahlak boyutuna dikkati çekmek istiyorum, enflasyon artık bir sosyoloji haline geldi. Enflasyon ahlakı da alıp götürrdü. O yüzden biz fakir değiliz, ahlaksısız lafını çok söyler oldum" ifadelerini kullandı.

"Türkiye’nin bir Çin politikasına ihtiyacı var"

Eib toplantı ihracatço İzmir

Gerçekleştirdiği konuşmasında ABD ve Çin arasında büyük bir hegemonya kavgası olduğuna işaret eden ve konuyla ilgili tespitlerini açıklayan gazeteci Hakan Güldağ, "Planlı programlı bir gidiş belirlersek buradan çıkmama gibi bir durumumuz yok. Türkiye, son dönemlerdeki maliyet artışlarını saymazsak dünyadaki en iyi ülkelerden biri. İşler ve ticaret yön değiştirmeye başladı. Bu sürecin sonunda ister istemez paranın kendisi de sorgulanmaya başladı.

Çin ve ABD arasında büyük bir hegemonya kavgası var. Almanya'nın durumu ortada, bu süreç bizim gibi ülkelere de geliyor. Avrupa, 'Made in EU' işini yapıp Çin'e karşı kapatalım dedi. Çin, bunu görünce Avrupa'nın bütün otomobil yan sanayisini satın almaya başladı. Çok büyük bir mücadele var, bundan sonrası artık sermaye kontrollerine doğru gidiyor. Bu da Liberal dünyanın ortaya koyduğu serbest dünyanın sonu anlamına geliyor. Türkiye'nin bir Çin politikasına ihtiyacı var" diyerek, sözlerini noktaladı.

Muhabir: ATAKAN BAŞPEHLİVAN