TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından son dönemde yapılan soruşturmaları değerlendirdiği açıklamasında, Türkiye’nin yeni bir Ergenekon kumpas sürecine girdiğini belirtti. Şık, son haftalarda yaşanan tüm hukuksuzlukların aynı planın bir parçası olduğunu ifade etti.

Duvar'ın haberine göre Şık, şu açıklamalarda bulundu:
"Daha önce söylediğimin tekrarı olacak ama Türkiye’nin yeni bir Ergenekon kumpas sürecine girdiğini düşünüyorum. Son birkaç haftada yaşadığımız tüm hukuksuzluklar aynı planın birer parçası. Ayşe Barım’ın hapsedilmesinden, iktidar yanlısı olmayan gazetecilere dönük soruşturma ve tutuklamalara, CHP kongresine dönük soruşturmalardan CHP’yi de içine alan kayyım uygulamalarına, siyasi eleştiri yönelten TÜSİAD yöneticilerine soruşturma açmaktan hatta medyumları falcıları bile tutuklamaya kadar hepsinin aynı sürecin parçası olduğu kanaatindeyim."

"Fethullahçı çete gibi yargı tetikçi olarak kullanılıyor"

Şık, söz konusu sürecin tıpkı Fethullahçı çetenin geçmişteki uygulamalarına benzediğini belirtti. Ancak bu kez hukuksuzlukları kanuni göstermeye çalışacak bir çaba olmadığını vurguladı.

"Bu yeni Ergenekon sürecinde de AKP’nin eski suç ve iktidar ortağı olan Fethullahçı çetenin yaptığı gibi yargı yine tetikçi olarak kullanılıyor. Aradaki tek fark ise Fethullahçılar hukuksuzluklarını kanuni göstermeye çalışırken şimdi buna dahi ihtiyaç duyulmuyor" şeklinde konuştu.

Ahmet Şık

TÜSİAD’a yönelik soruşturmalar ve iktidarın mesajı

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’a yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturmalar da Şık’ın değerlendirmeleri arasında yer aldı. Şık, bu soruşturmaların, iktidarın kamusal öneme sahip kişilerin eleştirilerine karşı verdiği bir mesaj olduğunu belirtti.

Şık, şu ifadeleri kullandı:
"TÜSİAD yöneticileri Orhan Turan ve Ömer Aras’ın temel hak ve özgürlükleri merkezine alan siyasi eleştirileri sonrasında yaşananlar, 'danışıklı dövüş’ iddialarının aksine bize bir şey söylüyor. Kamusal öneme sahip hiç kimsenin iktidara ve politikalarına eleştiri yöneltmesini istemiyorlar. Bunu yapan her kim olursa olsun, kendini hukuk normlarıyla değil iktidara biat üzerinden var eden yargı marifetiyle haddini bildiririz diyorlar."

"Haddini bildiririz" mesajı

Şık, savcılık ifadesine götürülürken elleri ceplerinde adliyeye giren TÜSİAD yöneticileri Turan ve Aras’ın, mahkemeye sevk edildiklerinde kolluk güçleriyle fotoğraflarının servis edilmesinin, iktidarın mesajını net bir şekilde ortaya koyduğunu savundu.

"Savcılık ifadesine götürülürken elleri ceplerinde adliyeye giren Turan ve Aras, mahkemeye sevk edildiğinde ise her iki kollarına polislerin girmesi talimatı veriliyor. Sonra da bu görüntü servis ediliyor. Hukuk devleti olunmasını talep eden bir konuşmanın ardından polis marifetiyle savcılığa götürülme, servis edilen görüntüler korkuyu ve toplumsal sinisizmi derinleştirmeye, sessizlik sarmalına sıkışmış toplumu daha da sessizleştirmeye dönük çabalar. Kısacası sesi çıkana had bildirilmeye çalışılıyor" dedi.

İmamoğlu görevden alınıp kayyım atanacak

Ahmet Şık, HDK (Halkların Demokratik Kongresi) operasyonları ve Gezi direnişiyle ilgili soruya verdiği yanıtta ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınacağına dair çarpıcı bir iddiada bulundu.

Şık, şu açıklamalarda bulundu:
"Ayşe Barım’ın da tutuklanmasıyla kutuplaştırma aracı olarak yeniden tedavüle sokulan Gezi direnişini kuvvetle muhtemel HDK soruşturmasına bağlayacaklar. Onu da kent uzlaşısı modeliyle birleştirerek İmamoğlu’nu görevden alıp İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atayacaklar."

Şık, İmamoğlu’nun görevden alınmasının gerekçesinin, tıpkı Ergenekon sürecindeki gibi birbirine bağlanan soruşturma zincirleriyle hazırlandığını belirtti. Bu sürecin, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a rakip olarak görülen İmamoğlu’nu saf dışı bırakma amacını güttüğünü vurguladı.

"Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınmasının kılıfı, tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi birbirine bağlanan bu soruşturma zincirleriyle hazırlanmış olacak. Bu sayede Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük rakibi olarak görülen İmamoğlu oyun dışına itilmekle kalmayacak. AKP’ye yerel seçim başarısızlığını getiren kent uzlaşısını ‘terörist’ faaliyet diye nitelendirerek CHP’ye oy veren sağ seçmenlerin tercihlerini sorgulatmış olacaklar" şeklinde konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi