İki devlet, tek millet diyoruz! Peki, aynı milletin inancına yönelik kısıtlamalar karşısında neden susalım?

Azerbaycan’da başörtüsüne yönelik yasaklar ve kısıtlamalar kabul edilemez! Bu mesele öyle geçiştirilecek, görmezden gelinecek ya da diplomatik nezaketin arkasına saklanılarak üzeri örtülecek bir mesele değildir. Bu, doğrudan inanç özgürlüğü, insan onuru ve temel haklar meselesidir.

Bizler başörtüsü yasağının ne demek olduğunu çok iyi bilenlerdeniz. Bu ülkenin yakın tarihinde başörtüsü nedeniyle eğitiminden, mesleğinden ve hayallerinden uzaklaştırılan insanların yaşadıklarını unutmadık. İnancı yüzünden ayrımcılığa uğramanın, kendi değerleriyle hayatın dayattığı engeller arasında bırakılmanın ne demek olduğunu biliyoruz.

Öyleyse bugün Azerbaycan’da benzer mağduriyetler yaşanmasına neden olabilecek yasaklar karşısında nasıl sessiz kalabiliriz?

Türkiye’de karşı çıktığımız bir yasağa Azerbaycan’da neden sessiz kalalım? İnanç özgürlüğü sınır kapısında mı kalıyor?

BAŞÖRTÜSÜ BİR SUÇ DEĞİLDİR!

Bir kadının başörtüsü takması kimin özgürlüğünü tehdit ediyor? Bir insanın inancını yaşaması neden yasakların konusu hâline getiriliyor?

Başörtüsü bir suç değildir. Başörtüsü bir tehdit değildir. Başörtüsü, bir insanın inancı ve tercihiyle ilgili bir meseledir. Hiç kimsenin inancı nedeniyle eğitimden, çalışma hayatından veya toplumsal yaşamdan dışlanmasını kabul edemeyiz.

Devletlerin görevi, vatandaşlarını inançlarından dolayı cezalandırmak değil, onların temel haklarını güvence altına almaktır. Kamu düzeni ve kurumların işleyişi gerekçe gösterilerek temel haklar ölçüsüz biçimde sınırlandırılamaz.

Kimsenin bir kadına nasıl inanacağını, inancını nasıl yaşayacağını veya inancının gereğini yerine getirip getiremeyeceğini dayatma hakkı yoktur.

Özgürlük, yalnızca başını açanın değil, başını örtenin de özgürlüğüdür!

Eğer bir ülkede insanlar inançlarının gereğini yerine getirdikleri için hak kaybına uğruyorsa, orada ciddi bir özgürlük tartışması vardır. Bu tartışmayı görmezden gelmek, sorunu ortadan kaldırmaz.

İKİ DEVLET, TEK MİLLET; AMA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNDEN TAVİZ YOK!

Yıllardır Azerbaycan için “İki devlet, tek millet” diyoruz. Azerbaycan’ın sevincini sevincimiz, acısını acımız biliyoruz. En zor zamanlarında kardeşliğimizi ortaya koyduk, dayanışmamızı gösterdik.

Ancak kardeşlik, her kararı sorgulamadan kabul etmek değildir. Kardeşlik, yanlış gördüğümüz bir uygulama karşısında susmak hiç değildir.

Gerçek kardeşlik, gerektiğinde en açık ve en kararlı şekilde itiraz edebilmektir.

Azerbaycan halkına duyduğumuz sevgi, oradaki her uygulamayı eleştiriden muaf tutmamızı gerektirmez. Aksine, bu kardeşliğin samimiyetine inanıyorsak, inanç özgürlüğünü ilgilendiren meselelerde de açıkça konuşabilmeliyiz.

Bizim itirazımız Azerbaycan halkına değil; başörtülü kadınların haklarını sınırlandırabilecek yasak ve uygulamalara yöneliktir.

Azerbaycan’ın bağımsızlığını ve egemenliğini nasıl önemsiyorsak, orada yaşayan insanların temel hak ve özgürlüklerini de aynı ciddiyetle önemsemeliyiz.

Kardeşlik, alkış tutmak değildir. Kardeşlik, hakikati söylemekten korkmamaktır.

DÜN TÜRKİYE’DEYDİ, BUGÜN AZERBAYCAN’DA MI?

Türkiye, başörtüsü yasaklarının toplumda açtığı yaraları yıllarca tartıştı. Nice insanın hayatı bu yasaklardan etkilendi. Bugün dönüp aynı anlayışın başka bir ülkede ortaya çıkmasına sessiz kalmak, geçmişte yaşanan acılardan gereken dersleri çıkarmamak olur.

Biz bu mücadeleyi dün de verdik, bugün de temel hak ve özgürlükler çerçevesinde vermeye devam etmeliyiz.

İnanç özgürlüğünü savunmak, yalnızca kendi ülkemizdeki insanlar için geçerli bir ilke olamaz. Bu hak evrenseldir. Ülkeye, yönetime, siyasi tercihe veya diplomatik ilişkilere göre değişmez.

Bir yerde başörtülü kadınların haklarını savunup başka bir yerde aynı meseleye sırtımızı dönemeyiz.

İnanç özgürlüğü pazarlık konusu değildir. İnsan onuru siyasi hesaplara kurban edilemez.

Hiç kimse başörtüsü taktığı için ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmemelidir. Hiçbir kadın, inancıyla eğitim veya çalışma hakkı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

Bu konuda tavrımız nettir: Temel hakları ihlal eden yasaklara karşıyız. İnancı nedeniyle ayrımcılığa uğrayan herkesin hakkını savunuyoruz.

AZERBAYCAN YÖNETİMİNE ÇAĞRIMIZDIR!

Azerbaycan yönetimi, başörtüsüne ilişkin yasak ve kısıtlamaları temel hak ve özgürlükler açısından yeniden değerlendirmelidir. Başörtülü kadınların eğitim, çalışma ve toplumsal yaşama katılım haklarını güvence altına alan bir yaklaşım benimsenmelidir.

Bu çağrı, iki ülke arasındaki kardeşliğe karşı değil; kardeşliğin daha sağlam temeller üzerinde yükselmesi içindir.

Azerbaycan bizim kardeşimizdir. Ancak kardeşlik hukukunun gereği, temel hak ve özgürlükler konusundaki hassasiyetimizi de açıkça ortaya koymaktır.

Kimse bizden inanç özgürlüğü söz konusu olduğunda susmamızı beklemesin. Kimse, siyasi ilişkileri gerekçe göstererek bu meseleye kayıtsız kalmamızı istemesin.

Bizim için ölçü makamlar değil, hak ve adalettir. Ölçü siyasi hesaplar değil, insan onurudur.

SON SÖZ: BU MESELEDE TAVRIMIZ NETTİR!

Azerbaycan bizim kardeşimizdir. Bu kardeşliğe sahip çıkmaya devam edeceğiz. Fakat kardeşliğimiz, inanç özgürlüğü konusunda sessiz kalacağımız anlamına gelmez.

Başörtüsü yasağına karşıyız!

İnsanların inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramasına karşıyız!

Kadınların başörtüleri nedeniyle eğitimden, çalışma hayatından veya toplumsal yaşamdan dışlanmasına karşıyız!

Bu tavrımızın ülkesi, sınırı ve siyasi hesabı yoktur.

Çünkü hak, hak sahibinin kimliğine göre değişmez. Adalet, kime uygulanacağına göre şekil almaz. İnanç özgürlüğü de devletlerin keyfine bırakılabilecek bir ayrıcalık değildir.

İki devlet, tek millet diyorsak, bu sözün hakkını vermeliyiz. Kardeşlikte samimiyet, adalette kararlılık, inanç özgürlüğünde tavizsizlik göstermeliyiz.

Azerbaycan’a sevgimiz de kardeşliğimiz de baki. Ama inanç özgürlüğü söz konusu olduğunda söyleyecek sözümüz, gösterecek tavrımız ve savunacak değerlerimiz var.

Başörtüsü yasağına karşı sessiz kalmayacağız. Çünkü inanç özgürlüğü, herkesin hakkıdır!