Türk otomotiv sanayisini doğrudan ilgilendiren önemli bir mevzuat değişikliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan "Yerli Malı Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" çerçevesinde, otomotiv sektöründeki nihai ürünlerin yerli katkı payı hesaplamalarıyla ilgili geçici bir muafiyet tanındı. Yeni düzenlemeye göre, otomotiv imalatçıları için yerli malı belgelendirme süreçlerinde esas alınan katı hükümlerin uygulanması, 1 Temmuz tarihine kadar askıya alındı. Bu karar, sektörün mevcut üretim süreçlerini yeni standartlara uyumlu hale getirebilmesi adına stratejik bir zaman dilimi kazandırmayı hedefliyor.

Yerli malı sayılma kriterlerinde yeni dönem ve geçiş süreci

Otomotiv bileşenlerinin ve araçların "yerli malı" statüsü kazanması için gerekli olan teknik şartlar, 25 Ocak 2025 tarihinde yayımlanan temel tebliğle yeniden şekillenmişti. İlgili yönetmelik uyarınca, bir sanayi ürününün yerli malı olarak tescil edilebilmesi için toplam üretim maliyeti içindeki yerli katkı oranının asgari yüzde 51 seviyesinde bulunması zorunlu tutulmuştu. Ancak son yayımlanan ek tebliğle birlikte, otomotiv sektörü özelinde bu yüzde 51'lik hesaplama yönteminin uygulanması yaz ortasına kadar ertelenmiş oldu. Bu süre zarfında, yerli katkı oranı hesaplamalarında eski usulün devam etmesi ya da mevcut denetimlerin esnetilmesi öngörülürken, 1 Temmuz itibarıyla tüm üretim hatlarında yeni nesil yerli katkı oranlarının eksiksiz uygulanması yasal bir zorunluluk haline gelecek.

Sektörel uyum için stratejik hamle

Bakanlık tarafından hayata geçirilen bu düzenleme, otomotiv tedarik zincirindeki yerlileşme hamlesinin daha sağlıklı bir zemine oturmasını amaçlıyor. Yerli malı belgesi alarak kamu ihalelerinde ve çeşitli teşvik mekanizmalarında avantaj elde etmek isteyen otomotiv devleri, Temmuz ayına kadar iç operasyonlarını ve parça tedarik yapılarını yüzde 51 barajını aşacak şekilde optimize etme fırsatı bulacak. Bu erteleme kararı, özellikle küresel tedarik zincirindeki dalgalanmaların yaşandığı bir dönemde, yerli üreticinin rekabet gücünü korumayı ve mevzuata tam uyumun sancısız gerçekleşmesini sağlamayı hedefleyen bürokratik bir esneklik olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: DHA