İZMİR HABERLERİ

Vatandaş isyan etti: "İzmir Metrosu değil çile parkuru"

İzmir Metrosu’nda kronikleşen teknik arızalar, çalışmayan yürüyen merdivenler ve vagonlardaki aşırı yoğunluk, özellikle Ramazan ayının sabah saatlerinde vatandaşlar için dayanılmaz bir çileye dönüştü. Sahur yorgunluğuyla yollara düşen İzmirliler, bakımsızlık nedeniyle adeta bir "engelli parkuruna" dönen istasyonlarda hem fiziksel hem de psikolojik bir sınav veriyor.

Abone Ol

Son Mühür/ Beste Temel- İzmir’in ulaşım yükünü sırtlayan ana hatlardan biri olan İzmir Metrosu, son dönemde yaşanan teknik arızalar, hijyen sorunları ve bakımsızlık nedeniyle alarm veriyor. İşe ve okula yetişmeye çalışan binlerce İzmirli, konforlu bir yolculuk yerine her sabah "tüm seviyeleri geçilmesi gereken" zorlu bir parkurla karşı karşıya kalıyor.

Loading...

Yürüyen merdiven ve asansör çilesi

İstasyonların çoğunda kronikleşen yürüyen merdiven ve asansör arızaları, yaşlılar, engelliler ve çocuklu aileler başta olmak üzere tüm vatandaşları mağdur ediyor. Arızaların giderilmesinin günlerce, bazen haftalarca sürmesi, fiziksel yorgunluğu artırırken; vatandaşlar bu durumun bakımsızlık mı yoksa yönetimsel bir ihmal mi olduğunu sorguluyor.

Sefer aksamaları ve "İç içe" yolculuk

Sabah ve akşam iş çıkış saatlerinde sefer sıklığının artırılması beklenirken, tam aksine yaşanan teknik arızalar trafiği kilitme noktasına getiriyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan ve 3 duraklık mesafenin yarım saatte alınabildiği büyük arıza, bardağı taşıran son damla oldu. Vagonlardaki aşırı kalabalık, insanları sadece fiziksel olarak değil, havasızlık ve yüksek sıcaklık nedeniyle sağlık açısından da tehdit ediyor.

İklimle uyumsuz iklimlendirme ve hijyen sorunu

İzmir’in sıcak iklimine rağmen vagon içi havalandırmaların yetersizliği, yolcuların adeta "nefes alamaz" hale gelmesine neden oluyor. Kalabalığın etkisiyle birleşen havasızlık, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına davetiye çıkarırken; vatandaşların yaşam kalitesini ciddi oranda düşürüyor.

İstasyonlarda "Yağmur" mesaisi ve güvenlik riskleri

İlginç bir şekilde, dışarıda yağış olmasa dahi metro istasyonlarının tavanlarından sızan sular, istasyonları "kaygan zemin" tabelalarıyla dolu bir labirente çevirmiş durumda. Sızan suların elektrik aksamına zarar verme ihtimali ve zeminlerin kayganlığı, yolcu güvenliğini doğrudan tehlikeye atıyor.

Gerginlik ve kavgalar

Ulaşımdaki bu standart altı koşullar, vatandaşların sinir uçlarına dokunuyor. İşe geç kalma korkusu, kalabalık ve sıcaklık birleştiğinde istasyonlarda ve vagon içlerinde tartışmalar, kavgalar kaçınılmaz hale geliyor. Sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışan İzmirliler, HİM (Hemşehri İletişim Merkezi) üzerinden yapılan geri dönüşlerin "tekil bir arıza" gibi algılanmasından ve sistemik çözüm üretilmemesinden şikayetçi.

Ramazan ayında bir sınav da İzmir Metrosu'nda

Ramazan ayının sakin geçmesi beklenen sabah saatleri, İzmir Metrosu’nu kullanan vatandaş için yine tam bir kabusa dönüştü. İstasyondan kan ter içinde çıkan ve işine geç kaldığını belirten 28 yaşındaki bir yolcu, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle özetledi:

"Sahurdan sonra iki saat uyuyup yola çıkıyoruz, karşılaştığımız manzara bu! Merdiven bozuk, asansör çalışmıyor, içerisi kokuyor ve klima yeterli gelmiyor ya da sıcaklık derecesi çok yüksek kalıyor. İstasyonlarda yerler su içinde, her an birisi kayıp düşecek diye korkuyoruz. HİM’i aradığımızda bizden vagon numarası istiyorlar. Şaka gibi! Hangi birini söyleyeyim? Tüm duraklar, tüm vagonlar aynı rezillik içinde. Sabah sabah işe değil, savaşa gidiyoruz sanki. Bu şehirde yaşamak artık bir 'hayatta kalma oyunu'na döndü. İzmir Metrosu değil çile parkuru"