Küresel iklim değişiklikleri etkisini her geçen gün daha sert bir şekilde hissettiriyor. Bilim insanları, okyanus yüzeyindeki ısınmaların tetiklediği yeni bir meteorolojik krizin kapıda olduğunu belirtiyor. Yaklaşan yaz ayları, sadece yüksek sıcaklıklarla değil, aynı zamanda ani ve şiddetli hava olaylarıyla da hafızalara kazınacak gibi görünüyor. Uzmanlar, tarihi rekorların kırılabileceği bir döneme girildiğini belirterek vatandaşların yaşanabilecek olumsuzluklara karşı şimdiden hazırlıklı olmasını tavsiye ediyor.
İSTANBUL İÇİN KORKUTAN SICAKLIK REKORU İHTİMALİ
Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, Türkiye'yi yakından ilgilendiren çok önemli değerlendirmelerde bulundu. Bu yıl içerisinde doğal afetlerin artış göstereceğine dikkat çeken deneyimli uzman, özellikle megakent İstanbul'u bekleyen büyük bir tehlikeye işaret etti. Geçmiş yıllarda ölçülen 40.3 derecelik en yüksek sıcaklık rekorunun aşılma ihtimalinin oldukça kuvvetli olduğu belirtiliyor. Şen, yaklaşan bu devasa hava akımının adını koyarak tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi.
YAKLAŞAN TEHLİKENİN ADI: SÜPER EL NİNO
Beklenen felaket tablosunun arkasında yatan temel nedenin, uzun yıllar öncesinden çok daha şiddetli olması öngörülen Süper El Nino olduğu ifade ediliyor. Bu büyük doğa olayının zamanlaması ve yaratacağı etki üzerine uyarılarda bulunan Prof. Dr. Orhan Şen, durumu şu sözlerle özetledi:
"Doğal afetlerin hepsi biraz daha fazla olacak bu sene. Yani 1997'de bir defa "Süper El Nino" olmuştu. Ondan da daha kuvvetli bir Süper El Nino geliyor. El Nino geliyor ama El Nino'nun da süperi geliyor. Ama El Nino daha başlamadı. Şu anda El Nino temmuz ayından itibaren başlayacak ve önümüzdeki sonbaharı da içine alacak"
İNSAN SAĞLIĞI RİSK ALTINDA
Beklenen sıcak hava dalgalarının sadece termometreleri etkilemekle kalmayıp doğrudan insan sağlığını da tehdit edeceği vurgulanıyor. Yaz aylarının ortasından itibaren art arda yaşanacak kavurucu sıcaklık artışları hakkında Şen, "Ama yazın ikinci ayından itibaren yani temmuz, ağustos hatta eylül ayında da aşırı sıcaklar, sıcak hava dalgaları peş peşe gelecek. Hani şimdiye kadar olanlardan tabii biraz daha tehlikeli bir dalga olacak. Bunlar insan sağlığı açısından ön plana çıkacak" uyarısında bulundu.
HEM SEL HEM KURAKLIK AYNI ANDA VURACAK
Bu makro ölçekli hava olayının en şaşırtıcı yanlarından biri ise zıt gibi görünen iki felaketi aynı anda getirmesi. Doğu Pasifik'teki deniz yüzey sıcaklıklarının artışıyla tetiklenen bu durumun, atmosferin genel işleyişini bozduğu biliniyor. Şen, bu karmaşık yapıyı şöyle anlattı:
"Süper El Nino Doğu Pasifik'teki deniz yüzey sıcaklığının ısınmasından kaynaklanan bir makro ölçekli meteorolojik olay. Ama bu makro ölçekli meteorolojik olay dünyanın her tarafında etkisi oluyor. Etkisi ne? Söylediğimiz gibi meteorolojik karakterli doğal afetlerin artışını, frekansının artışını, geliş yollarını değiştiriyor. Bunun yanında kuraklığı da beraberinde getiriyor."
Aşırı yağışların nasıl kuraklığa yol açtığı konusundaki soru işaretlerini ise şu ifadelerle giderdi:
"Diyeceksiniz ki, hem seller olacak hem aşırı yağışlar olacak. Kuraklık nedir? Esasında sel ve aşırı yağış bir kuraklık demektir. Çünkü aşırı yağışlarda şiddetli yağışlarda, yüzeysel akışlarla akıp gidiyor sular, toplayamıyorsunuz."
TÜM DÜNYAYI ETKİLEYEN ZİNCİRLEME REAKSİYON
Orta ve Doğu Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sularının normal değerlerin oldukça üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan bu fenomen, atmosferde zincirleme bir reaksiyon başlatıyor. Normal şartlarda Asya kıtasına doğru esen rüzgarların zayıflaması veya yön değiştirmesiyle sıcak sular Güney Amerika kıyılarına doğru hareket ediyor. Atmosfere muazzam miktarda ısı salınmasına yol açan bu durum, küresel sıcaklık ortalamalarını yükselterek "tarihin en sıcak yılı" rekorlarının kırıldığı dönemlere zemin hazırlıyor.
KÜRESEL İKLİM DENGELERİ ALTÜST OLUYOR
Bu zorlu süreçte hava akımlarının değişmesiyle birlikte dünyanın bir bölgesi sel felaketleriyle boğuşurken, diğer bir bölgesi şiddetli kuraklığa teslim olabiliyor. Özellikle Güney Amerika'nın batı kıyılarında aşırı yağışlar görülürken, Avustralya ve Endonezya gibi bölgelerde kuraklık baş gösteriyor. Düzenli bir takvime bağlı olmayan, genellikle iki ila yedi yıl arasında değişen periyotlarla gerçekleşen ve etkileri iki yıla kadar uzayabilen bu döngü, okyanuslardaki balık popülasyonundan küresel gıda fiyatlarına kadar geniş bir yelpazede onarılması güç tahribatlar bırakıyor.