Son Mühür / Yağmur Daştan - Dünya genelinde ekonomik krizlerin döngüsel bir hal aldığı; teknolojinin gelişmesiyle birlikte ‘güvenlik’ konusunun sınırlarının bir hayli keskinleşmesi gerektiği günlerden geçiyoruz. Türkiye, bir yandan ekonomik zorluklarla mücadele ederken diğer yandan ise özellikle savunma ve güvenlik konusunda ‘milli’ hamlelerin rotasını çizme yolculuğunu sürdürüyor. 28’inci dönem İzmir Milletvekili adayı ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Aybars Aksoy, tam da bu noktaya parmak basarak "milliyetçi" olmanın ötesinde "milli kalabilmenin" önemine dikkati çekti. Aksoy, Türkiye’nin köklü sorunlarının temelinde kaynak yetersizliğinden ziyade bir "zihin yönetimi" meselesi olduğunun altını çizerek uyarılarını sıraladı.
“Milli kalabilmenin önündeki en büyük engel”
“Türkiye’de milliyetçi olmak mesele değildir; asıl meziyet, milli olabilmek ve milli kalabilmektir. Türk siyasi ve toplumsal düşünce yapısındaki esas derin ve köklü sorun tam da bu ayrımdadır” sözleriyle açıklamalarına başlayan Aksoy, “Milli kalabilenler, kültürel ve ekonomik asimilasyona karşı direnç gösterebilenlerdir. Dünyayı iyi analiz edebilen, ancak taklitçilikten kaçınıp, kendi değerlerinden beslenen bir dünya görüşüne sahip; sanayide, teknolojide ve kültürel üretimde katma değer yaratabilenlerdir. Milliyetçilik ise bir hissiyat olarak Türkiye’de yaygındır ve bu bir sorun teşkil etmez ancak söylemden eyleme geçemeyen milliyetçiliğin sonucu milli kalabilmenin önündeki en büyük engeldir” ifadelerini kullandı.
“Kültürel erozyon” uyarısı yaptı
Toplumsal kalkınma ve milli beka tartışmalarındaki temel meselenin kaynak yönetiminden ziyade zihin yönetimi olduğunu belirten Aksoy, “Bir toplumda nitelik kazanmış bireylerin emeği, bilimsel disiplinle birleştiğinde o ülkenin milli bir güce dönüşmemesi için hiçbir sebep yoktur. Fakat düşünme yetisini zayıflatmış, kültürel erozyona uğramış toplumlar; ne kadar dış kaynak ve sermaye aktarılırsa aktarılsın, millileşme sorunu yaşamaya devam eder. Türkiye Cumhuriyeti, yüce Türk milletinin, imkansızlıklar içinde ve “Şikayetle cesaret aynı zihinde bulunmaz” şiarıyla yürüttüğü milli mücadelede, milli kalma iradesinin, askeri ve stratejik deha ile birleşmesi sonucunda kutlu bir zafer elde ederek kurulmuştu. Bugün ise gördüğümüz üzere, toplumun zihinsel tıkanıklıktan mustarip olarak şikayet kültürünü benimsemiş ve çözüm üretme iradesini yitirmiştir” dedi.
“Milli benlik korunarak inşa edilmeli”
21’inci yüzyılda milli kalabilmenin yalnızca sınırları korumak değil; veriyi, toplumsal yapıyı ve zihinsel bağımsızlığı da koruyabilmeyi gerektirdiğini de sözlerine ekleyen Aksoy, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Türkiye’de her alanda milliliği hedeflemiş ve tatbik etmiş tüm liderleri tek tek anarak teşekkürlerini iletti. Aksoy, “Ekonomik bozulmalar döngüseldir; ancak bir toplum zihinsel tahribata uğramışsa, millilik zamanla folklorik bir unsura dönüşme riski taşır. Bu nedenle milli ekonominin, sosyal, beşeri ve idari bilimlerin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine uygun olarak ve milli benliğin korunarak yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin gelecekte soft-power yani yumuşak güç kapasitesini arttırmasının tek anahtarı budur” diye konuştu.