İZMİR HABERLERİ

Ücretsiz eğitim hayal oldu: Okul masrafları katlandı!

Eğitim-İş 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü, 2025-2026 eğitim öğretim yılının ilk dönemine ilişkin değerlendirmesinde, kamusal eğitimin niteliğinin gerilediğini ve eğitimdeki eşitsizliklerin derinleştiğini söyledi.

Abone Ol

Son Mühür / Atakan Başpehlivan Eğitim İş 3 Nolu Şube Başkanı Barış Düdü, 2025-2026 eğitim öğretim yılının birinci dönemini değerlendirerek eşitsizliklerin derinleştiğini ve eğitim emekçilerinin çok yönlü sorunlarla karşı karşıya kaldığını vurguladı ve iktidarın eğitim politikalarına dair sert eleştirilerde bulundu.

Barış Düdü: Ciddi sağlık ve güvenlik sorunları yaratmaktadır

Büyük kentlerde eğitime erişimin servis zulmüne dönüştüğünü kaydeden ve özellikle eğitim çağındaki çocukların ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kaldıklarının altını çizen Eğitim İş 3 Nolu Şube Başkanı Barış Düdü, “2025–2026 Eğitim Öğretim Yılı birinci dönemi, Türkiye’de eğitimin kamusal niteliğinin daha da aşındığı; eşitsizliklerin derinleştiği, çocukların, ailelerin ve eğitim emekçilerinin çok yönlü sorunlarla karşı karşıya bırakıldığı bir dönem olmuştur. Devlet okullarında eğitim ücretsiz olmasına rağmen velilerden kayıt esnasında ve dönem içinde para toplanmaya devam edilmiş, okula başlama maliyetleri önceki yıla göre daha da artmıştır. Özel okul ücretleri denetimsiz bırakılmış, bir soygun düzenine dönüşmüştür.

Açık lise, örgün eğitimin alternatifi haline getirilmiştir. Özellikle yoksulluk, çocuk işçiliği ve erken yaşta evlilik gibi nedenlerle örgün eğitimden koparılan çocuklar için açık lise bir çözüm değil; sorunun üzerini örten bir araç olarak kullanılmaktadır. Zorunlu eğitime rağmen %100 okullaşma sağlanamamıştır. Hayalet sınıf uygulaması sona erdirilememiştir. Sınav odaklı eğitim, öğrencileri ve velileri özellikle ortaöğretim son sınıfta kamu okullarından uzaklaştırmakta ve farklı çözüm arayışlarına itmektedir. MESEM’ler bir eğitim modeli değil, devlet eliyle kurulmuş çocuk işçiliği mekanizmasıdır. Çocukların ağır çalışma koşulları denetlenmemektedir. Taşımalı eğitim uygulaması mağduriyet yaratmaya devam etmekte, özellikle küçük yaş grupları için ciddi güvenlik ve pedagojik sorunlar yaratmaktadır.

Büyük kentlerde eğitime erişim servis zulmüne dönüşmüştür, uzun yolculuklar, zaman kaybı ve ekonomik yükler üzerinden bir tahakküm alanına dönüşmektedir. Yetersiz derslik ve okul yatırımları nedeniyle ikili eğitim uygulaması özellikle büyükşehirlerde sürmektedir. Okulların temizlik ve hijyen sorunu çözülememiş, beslenme ve içilebilir su sorunu devam etmiş, güvenlik personeli ihtiyacı devam etmiş, şiddet olayları artmıştır. Ülkede devlet okullarının nitelikli eğitim, laik bilimsel müfredat, hijyenik ve güvenli ortam sunmadığını düşünen ailelerin her geçen gün artan talebi ile özel okul sayıları artmaktadır. Özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların ise eğitime eşit, nitelikli ve süreklilik arz eden biçimde erişimi yasal güvence altında olmasına rağmen, uygulamada ciddi biçimde aksatılmaktadır. Sabit saat (yaz saat) uygulamasının kalıcı hale getirilmesi, özellikle okul çağındaki çocuklar açısından ciddi sağlık ve güvenlik sorunları yaratmaktadır.” diye konuştu.

“Cumhuriyet değerlerine açılan savaş devam etmiştir”

Son olarak, kamusal eğitimin içinin boşaltıldığını ve niteliksizleştiğini belirten Düdü, şu ifadeleri kullandı: “Son yıllarda sahte diploma ve evrak düzenlenmesine ilişkin iddialar eğitim sisteminin güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Seçim döneminde, ‘Mülakatların kaldırılacağı’ vaat edilmiş olmasına rağmen, 2023 KPSS sonrası öğretmen atamalarında yapılan mülakatlarda mağdur edilen 1611 öğretmenin mahkeme kararlarına rağmen mağduriyetleri çözülmemiş, atamaları yapılmamıştır.

24 yıllık AK Parti iktidarının tamamında olduğu gibi 2025/2026 Eğitim Yılı I. Döneminde de laik ve bilimsel eğitimden giderek uzaklaşılmış, Cumhuriyet değerlerine açılan savaş devam etmiştir. Yönetici kadrolar AK Parti’nin kadroları haline getirilmiş, liyakatsiz kadrolaşma, mevzuat ve program değişiklikleri protokol ve özel teşviklerle dini tarikatlarla ilişkili vakıf ve derneklerin okullara girmesine izin verilmesi, Tevhid-i Tedrisat kanununun yok sayılması yoluyla eğitim daha da dinselleştirilmiş, kamusal eğitimin içi boşaltılmış, niteliksizleştirilmiştir.”