İZMİR HABERLERİ

‘Tuz, bor ve ağır metaller!’ Gediz suyunun raporu açıklandı

Bilimsel raporlar Gediz Nehri’nin tarım, çevre ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını gösterirken, konuyla ilgili açıklamalarda bulunan CHP’li meclis üyesi Erdal Karagöz, “Bırakın İzmir’i, artık Türkiye’nin gözü Gediz’e çevrilmeli” çağrısı yapıldı.

Abone Ol

Son Mühür / Yağmur Daştan- Ege’nin can damarı olarak bilinen Gediz Nehri, bugün tarımı, doğayı ve insan sağlığını tehdit eden bir zehir hattına dönüşmüş durumda. Bilim insanlarının nehirden aldığı su numuneleri, Gediz’in yüksek tuz, bor ve ağır metal yükü taşıdığını ortaya koyarken, hazırlanan rapor “Bu su tarım için uygun değil” gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Dört il, 19 ilçe ve yaklaşık 1 milyon 800 bin insanı doğrudan etkileyen kirlilik, Menemen Ovası’ndan sofralara uzanan ciddi bir gıda ve çevre krizi olduğunu anlatan İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Menemen Belediyesi CHP’li Meclis Üyesi Erdal Karagöz, uyarılarda bulundu. Karagöz, “Bırakın İzmir’i, Türkiye’nin artık gözünü Gediz’e dikmesi lazım” dedi.

“Gördük! Kurutuyor, yok ediyor”

Bölgede yaşanan sorunları uzun süredir takip ettiklerinin altını çizen Karagöz, “İzmir Tarım Komisyonu olarak Gediz yatağı üzerinde bulunan sıkı denetimimiz ve mücadelemiz sonucunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı da denetimlerini sıklaştırdı. Yatak üzerinde bulunan fabrika, sanayi tesisleri ve evsel atık noktalarından numuneler alarak bölgedeki işletmelere ceza yazdı. 11 belediye, 122 işletmeye, OSB’de bulunan tesislere 16 milyon liraya yakın bir ceza yazıldığı bilgisini edindik. Gediz Nehri, dört il ve 19 ilçeden geçiyor. Buralarda çalışmalar yapılırken aynı zamanda o bölgede yaşayan yaklaşık 1 milyon 800 bin insan Gediz Nehri’nden zarar görme durumunda. Yatak üzerinde bulunan balık türlerinin birçoğunun ve kurbağaların yok olduğunu görüyoruz. Gediz yatağının kenarında bulunan Anadolu’da ‘kargı ve kamış’ denilen yumru köklü uzun yıllık bitkiler, ağır metal, tuz ve bor nedeniyle kurudu. Bu gerçekten hayret edilecek bir durum. Artık biz de insanlara tarlalarında, bahçelerinde istenmeyen bitkiler varsa Gediz Nehri’nden su alıp onunla sulamalarını söylüyoruz. Gördük! Kurutuyor, yok ediyor” ifadelerini kullandı.

Rapordaki ifadeleri tek tek anlattı: Tarım yapılamaz!

Gediz Nehri’nden düzenli aralıklarla su numuneleri aldıklarını ve tahlil yaptırdıklarını söyleyen Karagöz, “En son yaptırdığımız tahlil sonucu hazırlanan raporda, ‘Yapılan analizler sonucunda, incelenen mikro elementler ve ağır metallerin bir kısmının izin verilen sınırlar içerisinde yer aldığı, bir kısmının ise sınır değerlerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Demir, mangan ve selenyum elementlerinin izin verilen üst limitleri aştığı, diğer analiz edilen elementlerin ise kabul edilebilir düzeylerde olduğu tespit edilmiştir. Suyun tuzluluk durumu değerlendirildiğinde, elektriksel iletkenlik açısından suyun III. sınıf sulama suyu özellikleri gösterdiği belirlenmiştir. Bu durum, suyun tarımsal kullanımında önemli bir kısıtlayıcı faktör olarak değerlendirilmelidir. pH değeri açısından suyun hafif alkali karakterde olduğu görülmüştür. Bor içeriği bakımından yapılan değerlendirmede, suyun III. sınıf su niteliğinde olduğu ve özellikle hassas bitkiler açısından risk oluşturabilecek özellikler taşıdığı belirlenmiştir. Organik kirlilik göstergesi olan kimyasal oksijen ihtiyacı parametresi değerlendirildiğinde, suyun belirgin düzeyde kirlilik içerdiği tespit edilmiştir. Renk parametreleri açısından su berrak görünüm sergilemekle birlikte, kimyasal analiz sonuçları suyun kirlilik yükünün yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Genel olarak değerlendirildiğinde, incelenen suyun özellikle tuzluluk, bor içeriği ve bazı ağır metal parametreleri açısından tarımsal kullanım için uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu suyun kontrolsüz ve uzun süreli kullanımının toprak ve bitki sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceği değerlendirilmektedir’ ifadeleri yer aldı. Bunları bilerek ‘Gediz Nehri sağlıklı’ diyebilir misiniz? Burada yetişen ürünleri iç rahatlığı ile yiyebilir misiniz? Üç ayrı noktadan alıp laboratuvara teslim ettiğimiz numunelerde bor ve tuzun çok yüksek olması nedeniyle sudaki diğer mineraller tespit edilemedi. Menemen Ovası, 165 bin dekarlık arazisini bu suyla suluyor” dedi.

“Pamuğu da sulayamazsın, pirinci de ağacı da…”

Karagöz, geçtiğimiz yıllarda yapılan analizlerde de benzer sonuçlar elde edildiğini söyledi.

“Bu ürünleri sadece Menemen’de yaşayan insanlar yemiyor. İstanbul ve İzmir’e de TIR’larla sevkiyat yapılıyor” hatırlatmasını da yapan Karagöz, Menemen Ziraat Odası Başkanı Yücel Altıntaş’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı “Gediz pamuk ve mısırı besliyor, sebzeden uzak tutuluyor” açıklamalarını değerlendirdi. Karagöz, şunları aktardı: “Sabah saatlerinde ilçeye gelenler lahana ve ıspanak kamyonlarını görebilirler. Bütün pazarlara bunları yönlendiriyoruz. Ne derece sağlıklı? Bu suların nasıl dağıtıldığını çok iyi biliyorum, uzun yıllar bu alanda çalıştım. Menemen’de 70 bin dekar alana pamuk ekiliyor; bu kadarlık alanda elde edilen ürünle İzmir ovasını beslersiniz. Eskiden dekar başına 600 kilo pamuk alıyorduk, şimdi 300 kilo alıyoruz. ‘Pamuk Gediz ile sulanıyor’ demek, Menemen Ovası Gediz ile sulanıyor demek. Yani biz toprak yapısını bozuyoruz. Meyve ağaçları sulanıyor. Sert çekirdekli meyve ağaçları ağır metal olduğu için kurumaya başladı. Verilen suyun tarımsal sulamada kullanılamayacağı açık açık söyleniyor. Pamuğu da sulayamazsın, pirinci de ağacı da…” dedi.

“Türkiye’nin gözünü Menemen’e dikmesi lazım”

Son olarak, “Bu gidişata bir an evvel ‘Dur’ denilmezse Menemen Ovası’nda tarımı bitireceğiz” sözleriyle devam eden Karagöz, “Menemen, Türkiye’nin dördüncü büyük ovası. Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir yer var? Bu ovayı Gediz Nehri ile sulamaya devam ederseniz bu arası 5 ila 10 yıl içinde bitecek. Bırakın İzmir’i Türkiye’nin gözünü Menemen’e dikmesi lazım. Yataklarımız, denizlerimiz bu nehir yüzünden zehirleniyor. Hep sanayicinin yanında durmamak lazım. Gıda çok önemli. Yarın bir gün gıda savaşları olacak. Gediz Nehri’nin sorunu çözülmeden Körfez de asla temizlenemez. Bir yandan toprağımız bir yandan suyumuz Gediz Nehri ile bozuluyor. 280 işletme, 165 zeytinyağı fabrikası var. Bu fabrikaların tamamına yakını atıklarını Gediz’e atıyor. Menemen’e saniyede 7 buçuk metreküp bor, tuz ve ağır metallerden oluşan su geliyor. Bu suyun yarısını tarımda kullanıyoruz, geri kalan suyu da Kuş Cenneti’nde bulunan flamingolara ve Körfez’e gönderiyoruz. Menemen’den İzmir’e su basan pompalarımız var. Gediz’e yakın artezyenlerin belki de ileride içme suları bozulacak. İleride ‘İçme suyu bozuldu’ denilirse kimse şaşırmasın. Örneğin, Menemen’in Görece Köyü’ne basan pompanın suyu kokuyor. Köylü artık onu kullanmıyor. İleriki dönemlerde Menemen’de bulunan içme suyu kuyuları da bozulabilir. Gediz yatağı 24 saat akıyor, biz önlem almakta gecikiyoruz. Menemen’de durumumuz kötü, işimiz zor. Artık başka sorunlara gösterilen duyarlılığı Gediz’e karşı da geliştirin” diye konuştu.