İZMİR HABERLERİ

Türkiye’de bir ilk! Çölyak hastalarına müjde!

Çölyak hastalarının yıllardır süregelen "dışarıda ne yiyeceğim?" derdi İzmir'den başlayan bu projeyle son buluyor; işte Türkiye'nin ilk ve tek glütensiz rotası!

Abone Ol

İzmir merkezli olarak başlatılan "glütensiz seyahat" girişimi, çölyak hastalarının tatil planlarındaki en büyük engel olan güvenli gıda sorununu ortadan kaldırarak onlara özgürce hareket etme imkanı tanıyor.

Bu yenilikçi projenin temelleri, turizmci Mustafa Eren Küçükkibar ve eşinin, içerik üreticisi Şeyma Şahin ile bir araya gelmesiyle atıldı. Eşinin hastalığı sebebiyle yaşanan zorluklara bizzat tanıklık eden Küçükkibar ile Şahin, glüten hassasiyeti olan bireylerin dışarıda yemek yerken karşılaştıkları kısıtlamaları ve seyahat ederken duydukları tedirginliği masaya yatırdı. Sektördeki bu önemli eksikliği fark eden ikili, rotası tamamen güvenli noktalardan oluşan özel bir tur programı oluşturdu.

Loading...

Güvenli rota ve sosyal katılım

Alışılagelmiş turistik turların aksine bu rota, sadece glütensiz hizmet veren restoran, kafe ve oteller baz alınarak kurgulandı. İzmir çıkışlı olarak Ankara ve Eskişehir’i kapsayan yolculukta, katılımcıların yanlarında yiyecek taşıma veya gittikleri yerlerde içerik sorgulama zorunluluğu tamamen ortadan kalktı. Bu sayede çölyak hastaları, herhangi bir sağlık riski endişesi taşımadan sosyal hayata dahil olma fırsatı buldu.

TÜRSAB İzmir Bölge Temsil Kurulu Üyesi Mustafa Eren Küçükkibar, çölyaklı bireylerin sosyal etkinliklerde gıdaya erişim noktasında sürekli bir mücadele içinde olduklarını vurguladı. Yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını belirten Küçükkibar, şunları söyledi:

"İzmir ve çevresinde çok fazla talep geldi ve çok fazla sayıda katılımcı var. Bu açıkçası sevindirici ve bu alanda gerçekten boşluk olduğunun, insanların bu alana ihtiyaç duyduğunun en güzel göstergesi oldu. Turumuz tamamen doldu. Zaten duyuruya çıkar çıkmaz ilk haftada doldu."

Kar amacı gütmeyen sosyal sorumluluk

Küçükkibar, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin bu tür tematik turlarla ciddi bir turist potansiyeli yakaladığına dikkat çekerek Türkiye’nin de bu alanda bir merkez olabileceğini ifade etti. Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk organizasyonun ticari bir kaygıdan ziyade bir dayanışma örneği olduğunu belirten Küçükkibar, sözlerine şöyle devam etti:

"Tura talebin gelip gelmeyeceği konusunda açıkçası tereddütlerimiz olmadı değil ancak bir yerden başlamak lazımdı. Biz denedik ve bunun gerçekten ihtiyaç olduğunu gördük. Turdaki fiyatlandırmaları göz önüne alırken kar oranını hiçbir şekilde düşünmedik. Çünkü dünyada glütensiz ürünler biraz daha normal ürünlere göre yüksek fiyatlı oluyor. Çalışmamız bir nevi sosyal sorumluluk projesi oldu."

Bavul dolusu yemek taşıma devri kapandı

Projenin ortaklarından Şeyma Şahin ise yemek yemenin sosyalleşmenin temel taşlarından biri olduğunu ancak çölyak hastalarının toplumdaki düşük farkındalık nedeniyle bu alanda dışlandığını hatırlattı. Şahin, bu turun sağladığı konforu şu sözlerle anlattı:

"Glütensiz farkındalığı olmayan bir tura katılmış olsaydım, yanımda bir bavul yemekle gitmek durumunda kalacaktım ve muhtemelen gittiğimiz birçok noktada da birçok ürünü yiyemiyor olacaktım. Bu tura katılan birey yanına hiçbir glütensiz ürün almadan başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar gerek kahvaltıda, öğlen, akşam yemeğinde, gerekse otobüs içi dağıtımlarda glütensiz ürünün eşlik ettiği rahat bir yolculuk sürecek. Amaç glütensizle birlikte yemeğe odaklanmak değil, geziye odaklanmak ve gezinin keyfini çıkarmak. Bizim de burada esas istediğimiz bireyin eksik, farklı hissetmeden, arkasına bakmadan sadece önüne odaklanması, gezmesi ve keyif alması."

Sekiz yıldır bu hastalıkla yaşayan ve tura katılan Ebru Öztürk, hayatında ilk kez beslenme düzenini düşünmek zorunda kalmadan bir geziye katıldığını ve bu durumun kendisi için eşsiz bir deneyim olduğunu belirtti.