Son Mühür- TÜİK tarafından açıklanan son veriler memur maaş artışını yüzde 13,52 seviyesinde eşitlerken, sahada görev yapan sağlık çalışanlarından ilk sert tepki İzmir’den geldi. Türk Sağlık-Sen İzmir Üniversiteler Şubesi, resmî rakamların sokağın ve hastane koridorlarının gerçekleriyle örtüşmediğini ilan ederek acil ek zam ve refah payı talebinde bulundu.
Haziran ayı enflasyon verilerinin ardından netleşen memur ve memur emeklisi maaş artış oranları, kamuda memnuniyet yaratmaktan çok uzak bir tablonun ortaya çıkmasına neden oldu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) aylık enflasyonu yüzde 0,99 olarak duyurmasıyla birlikte, kamu görevlilerinin alacağı zam oranı yüzde 13,52 olarak belirlendi. Ancak Türk Sağlık-Sen İzmir Üniversiteler Şubesi adına açıklama yapan Şube Başkanı Öğr.Gör.Dr. Ahmet İlker Gürsoy, bu oranların sahadan tamamen kopuk olduğunu dile getirdi. Gürsoy, mevcut tablonun çalışanların cüzdanındaki yangını söndürmeye yetmediğini açık bir dille ifade etti.
Enflasyon farkı bir zam değildir
Sağlık çalışanlarının uzun süredir her platformda dile getirdiği yapısal sorunlar, son zam oranlarıyla birlikte yeniden alevlendi. Sendika yönetimi, kamuoyunda "zam" olarak sunulan enflasyon farkının aslında bir lütuf ya da gerçek bir ücret artışı olmadığının altını ısrarla çiziyor. Yapılan açıklamaya göre enflasyon farkı, memur maaşının geçmişe dönük yaşadığı kayıpların geriden gelerek telafi edilmesinden ibaret. Yani sıfıra sıfır elde var sıfır.
Resmî veriler her ne kadar aylık yüzde 0,99'luk bir fiyat artışına işaret etse de üniversite hastanelerinde gece gündüz mesai harcayan hemşirelerin, teknisyenlerin, hekimlerin ve idari personelin yüzleştiği mutfak masrafları, kira fiyatları ve temel yaşam giderleri bu oranları çoktan katlamış durumda. Kamu çalışanları, adeta bir enflasyon canavarına karşı tek başına ekonomik bir kurtuluş savaşı veriyor. Bu savaşta cephaneleri ise giderek tükeniyor.
Sözde zamlar geçici, ekonomik refah pula döndü
İzmir Üniversiteler Şubesi, yetkililere acil bir çağrıda bulunarak hak edilen refah payı ve ek zammın kaçınılmaz hale geldiğini belirtti. Açıklanan yüzde 13,52'lik maaş artışının alım gücünü korumaya yetmeyeceği ortada. Sağlık görevlileri, maaşların insanca yaşanacak bir seviyeye çekilmesi için ivedilikle ek zam yapılmasını şart koşuyor. Memurun büyümeden pay alabilmesi ve ekonomik gelişmenin tabana yayılması için maaşlara mutlaka kalıcı bir refah payı uygulaması eklenmeli. Aksi takdirde atılan adımlar günü kurtarmaktan öteye geçemeyecek.
"Pandemide, savaşta, doğal afetlerde ve her türlü olağanüstü durumda Türk milletinin sağlığı için sahada terini döken sağlık çalışanlarının ekonomik refahı pula dönmüştür. Bu durum sözde zamlar ile sağlanamaz."
Üniversite hastanelerinin sırtındaki ağır yük
Sorunun sadece maaş rakamlarından ibaret olmadığını hatırlatan Şube Başkanı Gürsoy, üniversite hastanelerinde çalışan personelin idari ve mali haklar bakımından da üvey evlat muamelesi gördüğünü vurguladı. Ağır iş yükü altında ezilen, kadro sorunlarıyla boğuşan sağlık personelinin mali ve özlük haklarının acilen iyileştirilmesi gerekiyor. Taban ve teşvik ödemeleri adaletsizlikten arındırılmalı, emekliliğe yansıyacak tek kalem maaş sistemine bir an önce geçilmelidir.
Stajyer öğrencilerin eğitimleri sırasında aktif saha görevi almaları ve birikimlerini paylaşmaları sebebiyle, üniversite tazminatının tüm sağlık çalışanlarına tanımlanması da talepler arasında yer alıyor. Türk Sağlık-Sen, son sağlık çalışanı hakkını alana kadar, iş tanımı ve mesleği fark etmeksizin tüm mesai arkadaşları için sarsılmaz bir iradeyle mücadele edeceklerini duyurdu. Bu hak arayışı, sadece ekonomik bir talep değil, aynı zamanda emeğe saygı duruşudur.