Son Mühür/ Merve Turan- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, hafta sonu programına Kemeraltı esnafıyla bir araya gelerek başladı.
Bölgedeki dükkan sahipleriyle bir araya gelen Tugay, tarihi çarşı için planlanan projeleri anlattı, esnafın dertlerini dinleyip tek tek not aldı. Toplantıda belediyenin bürokratları da yer aldı.
"Tertemiz bir belediye yönetiyoruz"
Esnafa yaptığı konuşmasında görev süresinin sonuna kadar vaat ettiği tüm projeleri bitireceğinin altını çizen Cemil Tugay, "Görev süremin sonuna kadar Kemeraltı ile ilgili talep edilen çalışmaları bitireceğiz.
Bunu Buca Metrosu için de Onat Tüneli için de devam eden karayolları geçitleri için de söylüyorum. Ben ne yaptığımı biliyorum.
Tertemiz bir belediye yönetiyoruz. Bir gram lekesi yok, kimse bize bu konuda bir tek laf edemez. Tek derdimiz işimizi iyi yapmak" dedi.
"Çankaya otoparkı depreme dayanıksız çıkıyor"
Esnafın en çok merak ettiği konulardan biri olan Çankaya’daki katlı otoparkın durumuna açıklık getiren Tugay, yapının %100 riskli olduğunu ve yasal bir zorunluluk sebebiyle buradan çekildiklerini belirtti.
Binanın yalnızca %46,5’inin belediyeye, kalan kısmının ise Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Ziraat Bankası’na ait olduğunun altını çizen Tugay, sürecin perde arkasını şu sözlerle aktardı:
"2020’deki depremden sonra otopark depreme dayanıklı mı değil mi diye test yapılıyor. Bir yıl süren süreçten sonra burası depreme dayanıksız çıkıyor.
Dayanıksız çıkınca ‘Burayı ne yapalım, güçlendirelim mi, yıkalım mı’ diye tartışmasını yapıp yıkmaya karar veriyorlar. İnsanlar itiraz ediyor, dava açıyorlar.
"O şartlar altında görevimizi yapmazsak suçlu hale geliriz"
Davada yerel mahkeme, bu binanın yıkılması lazım diye karar verip onaylıyor. Üst mahkemeye götürüyorlar, oradan da yıkılması lazım diye karar alınıyor. Karar kesinleşiyor.
Birkaç aya yıkılması gerekirken seçim oluyor. Geliyoruz, insanlar ‘Bu otoparka ihtiyacımız var yıkmayın’ diyor. ‘Yıkmak istemem ama eğer yasal zorunluluksa bir şey yapamam’ diyorum.
Göreve geldiğimde yasal olarak kesin yıkılması lazımdı. Tapuya artık riskli yapı diye tescil edilmiş. O şartlar altında görevimizi yapmazsak suçlu hale geliriz"
"Sanki yüzde 100 sahibi belediye gibi davranılıyor"
Binayı belediyenin yıkmadığını, resmi kurumların talimatı üzerine hareket ettiklerini söyleyen Tugay, "Ama sanki yüzde 100 sahibi belediye gibi davranılıyor. Belediye düşük hisse ile burasının sahibi.
‘Soralım, soruşturalım, yıkılmaması için yol bulalım’ dedim. O arada Vakıflar Bölge Müdürü süre uzatım kararı için görüştü ve alındı. Bir yıl süre verdiler.
‘Bir yıl içinde güçlendirme çalışması yapın’ diye karar verdiler. Bir yılda arkadaşlarımız uğraştı ve ‘burada güçlendirme yapılamaz’ sonucuna vardılar. 1. derece arkeolojik sit alanıydı.
Sonradan 3. dereceye düşürüldü. Zeminde bir tane tarihi eser çıktı mı, bitti. Agora’nın dibinde çıkmama şansı var mı? Onun dışında yapılacak masraf çok büyük ve otopark kapasitesi 3’te 1 oranında düşecek.
"Yıkılmasıyla ilgili hiçbir çalışmamız yok"
Sonuç olarak güçlendirme projesi yapılamıyor. Orada bir deprem ya da başka bir şey olsa... Konak Kaymakamlığı elektik ve suyu kesin diye yazı yazıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü binayı bir an önce yıkın diye yazı yazıyor. O şartlarda mecburen biz otopark işletmesinden çekildik.
Orasını yıkan biz değiliz. Yıkılmasıyla ilgili hiçbir çalışmamız yok. Sadece otopark işletmesinden çekildik. Çünkü yasal değil, suç. Yüzde 100 riskli yapı" dedi.
"İzmir’in kötülenmesini içerliyorum, çok rahatsız oluyorum"
Hayatının büyük kısmının Kemeraltı'nda geçtiğini söyleyen Tugay, İzmir'in haksız yere eleştirilmesinden duyduğu rahatsızlığı,
"Benim amacım bu şehirdeki sıkıntıları, sorunları çözmek. Bunu asla kimseyi kimseden ayırmadan yapmak. Konforlu alanlarda çalışıp gösteriş yapmak işim değil.
Benim için önemli olan şey görevim, ülkem, şehrimdir. Bu şehrin gerçek evladıyım, bu şehri gerçekten çok seviyorum. İzmir’in kötülenmesini içerliyorum. Çok rahatsız oluyorum" diyerek dile getirdi.
Kemeraltı'nda su baskınlarına neşter
Kış aylarında esnafın en büyük sorunu olan su baskınları için de kesin çözüm ürettiklerini söyleyen Tugay, İkiçeşmelik bölgesinde başlayacak kuşaklama altyapı çalışmasıyla bu kış bu tür sorunların yaşanmayacağını söyledi.
Tugay, çarşının geleceğiyle ilgili olarak esnafa şu soruyu yöneltti: "Kemeraltı bir kimlik değişimi mi istiyor? Direksiyonu eski bildiğimiz geleneksel Kemeraltı yönünde mi tutmalıyız yoksa yepyeni bir Kemeraltı mı hedeflemeliyiz?"
"Değişim ve dönüşüm bir anda değil, adım adım gerçekleşir"
İzmir'e gelen turistlerin büyük bir çoğunluğunun şehir merkezine uğramadan Efes'e geçtiğini dile getiren Tugay, Kemeraltı'nın kalkınması için turizm potansiyelinin artırılması gerektiğini söyledi:
"İzmir'e yılda yaklaşık 2 milyon turist geliyor, bunların 1 milyon 600 bini Efes'i ziyaret ediyor. Şehir merkezine gelen turist sayısı ise oldukça düşük.
Geçen yıl bu sayıda bir artış yaşandı, bu yıl ise daha da artmasını bekliyoruz. Kentimizin tanıtımı için planlı ve bilinçli çalışmalar yürütüyor, yurt dışından çok sayıda konuğu İzmir'de ağırlıyoruz.
Ancak beklenen turizm sıçramasının gerçekleşebilmesi için öncelikle otel ve yatak kapasitesinin artırılması gerekiyor.
Kemeraltı için hedef belirlerken mevcut gerçekleri göz önünde bulundurmalıyız. Değişim ve dönüşüm bir anda değil, adım adım gerçekleşir.
"Alanın cazibesini artıracak şekilde kullanmaya hazır mısınız?"
En çok ihtiyacımız olan şey samimiyet, dürüstlük ve içtenliktir. Birbirimize sevgi ve güvenle yaklaşabilirsek her sorunun üstesinden gelebiliriz. Kemeraltı için ne yapacağımızı ve bu süreci birlikte konuşmalıyız.
Kemeraltı, çok özel bir yer ama mevcut durumdan daha iyi noktaya gitmek istiyorsak burada ne yaptığımızı bildiğimiz bir yön çizmemiz gerekiyor.
Mevcut olan müşteri yetmiyor, daha fazlasını istiyoruz ama gelen insanlar da nitelikli alışveriş yapacak insanlar olsun isteniyor.
Bunun karşılığı belli. Alanın cazibesini artıracak şekilde kullanmaya hazır mısınız? Gerçek anlamda değişim kafalarda oluyor. İşin doğrusunu konuşup fikir birliğine varmamız gerekiyor"