Son Mühür/ Emine Kulak- Atakan Başpehlivan- İzmir’in önemli mimari yapılarından biri olan ve İzBB mülkiyetindeyken ücretsiz eğitim veren Meslek Fabrikası’na yönelik tahliye işlemleri nedeniyle başlayan gerginlik sürüyor. Sabah saatlerinde polis ablukasıyla başlayan süreç, zaman zaman yaşanan sıcak anlarla devam etti.
Lyon’da Dünya Sağlık Örgütü’nün “Tek Sağlık Zirvesi”ne konuşmacı olarak katıldığını açıklayan Tugay, ilk uçakla İzmir’e döndü. Akşam saat 18.00’de ise Meslek Fabrikası önündeki direnişe katıldı.
Tugay, Meslek Fabrikası önüne gelerek kolluk kuvvetlerinin oluşturduğu bariyerin önünde yetkili amirle görüşme talebinde bulundu. Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak amirinizle görüşmek istiyorum. Görüşmeden nasıl çözeceğiz? Ortada bir sorun var, çözmek lazım. Bunun için de konuşmak lazım.” ifadelerini kullandı.
Ancak amir ile görüşemeyen Tugay daha sonra açıklamalarda bulundu. Konuşmasının başında kalabalığa seslenen Tugay, ‘Biz burada bazı şeyleri sakin şekilde konuşacağız’ diyerek gerginliği sakinleştirmeye çalıştı.
“Başından beri etik kuralları yerle bir ettiler”
Daha sonra açıklamada bulunan Tugay, “ Ben çok teşekkür ediyorum. Kötü ve şansız bir gün yaşıyoruz. İzmir adına utanç günü diyebileceğimiz gün yaşıyoruz. Bir belediye binasını normalde hukuki süreçlerle götürülmesi gerekirken sabahın 5’inde çitler kurarak bir tür tecite yol açtılar. Yurt dışında toplantıdaydım gitmeden önce hukukçu arkadaşlarla konuşmuştum ve onlar da bir şeyin olmayacağını söylemişti. Çünkü önce tebligat verilir süre verilir. Ama başından beri kamuoyunun etik kurallarını yerle bir ederek, elimizden bu bina alınmaya çalışılıyor” dedi.
“Bu İzBB’nin malına çökmedir”
Meslek fabrikasının geçmişine değinen Tugay, “Bir kanun var ve o kanun ‘ herhangi bir bina vakıflar tarafınca yapılmışsa ve binada şerh varsa o binayı vakıflar alabilir’ diyor. Buna dayanarak meslek fabrikamızı almaya çalışıyorlar ama yanlış olan çok şey var. Kanun diyor ki ‘vakıflar tarafınca’ yapıldıysa diyor. Bu binanın yapımı tamamen İzmir iki tane vatandaşın un fabrikası olarak yaptığı binadır. Vakıf en ufak bir harcama yapmamıştır. Biz burada o kanun maddesinin dışına çıkılmıştır. İzmir halkı kendi arasında para toplayıp egemenlik binasını yapmıştır. Bu binalar eski tarihlerinde kamulaştırıldıktan sonra o gün yine bakanlar kurulunun imzası ile İzmir yerel yönetimine verilmiş. O tarihten bu güne değişik amaçlarla kullanılmış. 1936 yılında halk ekmek için çalışılmış. Belgeler unutulmaz. Bize ekim 2025 yılında bu binaların bize sorulmadan vakıflar genel müdürlüğünün mülkiyetine geçirildiği söylenince belgeleri ortaya çıkardık. Gerçeği ortaya çıkarmış olduk. 2007 yılında Aziz Kocaoğlu zamanında buranın tapusunda bir şerh görüyoruz. O şerh mülkiyetle hiçbir ilgilisi olmayan şerhtir. O şerhe o zaman başkanımız ‘ ben bunun parasını ödeyeyim, şerhi kaldırın’ demiş. Ve belli ücret ile o şerh kaldırılmış. İmalatında vakıfların, şerhinde vakıfların olmadığı bir bina durumundadır. 10 yıl bir sürede burası restore ediliyor. DGM varken biz bu mahkemeden hep utandık. Ama DGM’yi buraya getiren İzmir halkı da değil belediyede değil. 12 +Eylül 1980’de asgari darbeyi yapanlar DGM kurmayı hissettiler. O gün seçilmiş belediye başkanının görevden aldıktan sonra asgari yönetimle DGM yapıldı. O darbeciler bile bu binayı vakıflara geçirelim diye düşünmemişler. Onlar bile yapmamış. Yıllar sonra İzBB sabırla, para harcayarak bu binayı kullanılır hale getirdi. Aziz Kocaoğlu’ da burayı meslek fabrikası olarak kullanıma açtı. O günden bu güne hizmet ediyor. Böyle bir hikayesi olan yapının Büyükşehir belediyesine bilgi vermeden gidip de tapu dairesinden vakıfların mülkiyetine geçirilmesi bizim gözümüzden kabul edilemezdir. Bu İzBB’nin malına çökmedir” dedi.
Birleri diyor ki Mahkemeyi kaybettiniz. Ne kadar yalancısınız siz. Halkı kandırmayı ne kadar seviyorsunuz. Yalan söylüyorsunuz. O mahkemeler devam ediyor. Biz ocak ayında öğrendik tapu devrini. O günden bu güne hukuk mücadelesi veriyoruz. Dav açıldıktan sonra yanlış olduğu için hukuk yürütmeyi durdurmayı hemen verdi. Nasıl olduysa jet hızıyla yürütmeyi durdurmayı da kaldırdılar. Mahkemeden ret aldıkları dedikleri şey kendilerinin bir şekilde aldıkları yürütmeyi durdurma kararları. Utanmadan çıkardığını tapu senedinin üzerinde yer alan Beyazıt mahkemesi, böyle bir vakıf yok. Uydurdular bir isim. Onun üzerine tapu alıyorlar. Zamana ihtiyaç Var. Biz diyoruz ki bizi acele çıkarmayın. Mahkeme sonucunu bekleyin” şeklinde konuştu.
“İzmir’in vekilleri olacağınıza gitseydiniz vakıflar müdürü olsaydınız”
AK Partili Vekil’lere sert çıkan Tugay, “Güç gösterisi yapmak isteyenler var. Ama gördüğüm kadarıyla o vekiller daha çok vakıflar genel müdürü vekilleri. İzmir’in vekilleri olacağınıza gitseydiniz vakıflar müdürlüğü olsaydınız. Uyanmadınız mı İzmir’in oyunu bu şekilde harcatmaya. İtiraz ediyoruz Bir İzBB başkanları, ilçe başkanları STK temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, halkımız burada. Herkesin itirazı var. Bu gerçekten başlangıç. Ben buradayım. Bundan sonra tam buradayım” diye konuştu
“Korkmamızı beklemeyin”
Ankara’da yaptığı görüşmelere değinen Tugay, “Polis arkadaşlarımız memur, görevli. Onları buraya getirenlere az önce kapı önünde ‘ görüşmek istiyorum’ dedim. Görüşmeye gelmeyen amire, telefona çıkmayan valiye, kaymakama şunu hatırlatmak isterim. Cemil Tugay ve diğer belediye başkanlarımız İzmir halkının temsilcisiyiz. Temsilcinin emir kulu değiliz. Korkmamızı beklemeyin. Bu kadar belediye başkanını hapse tıktınız bana da yapabilirsiniz. İzmir yıkılmaz bir cumhuriyet şehridir. İddia ediyorum bu şehrin sabrını zorlarsanız eğer hiç tahmin etmediğiniz cevabı insanlardan alabilirsiniz. Göreve başladığımızdan beri bizim elimizi kolumuzu tutmak için, kaynaklarımızı kısmak için yapmadıkları kalmadı. Bakanlar aracılık yaptı ama tekrar tekrar teşekkür ettirmek istiyor. Teşekkür ediyoruz ama oradan bir şey çıkmadı neye teşekkür edeyim. Bekleyen kararlar, krediler onaylansın istiyoruz. Bir liralık borç bunların ekonomisi yüzünden oldu 10 lira. Biz faiz ödüyoruz. Sizin ne oldunuz Nas. Hani Nas? Niye SGK’ye vergi dairesine olan borçları açıklamıyorsunuz? Kanunen açıklamak zorundasınız. Diyorsunuz ki kanunu takmıyoruz. Bize şunu mu demek istiyorsunuz; Bu ülkede kanun yok” diye konuştu.
“Sürüler şeklinde aldıkları sarı öküzlerin yanına diğer renkli insanları da katacaklar”
Korkmadığını söyleyen Tugay, “AK Partili vekiller kanunsuzluğunuzdan, bu düzeninizden bıktık. Ben buralara geldiğim zaman kendi başıma bir şey gelir mi diye korkacağım. Korkmayacağım lan sizden. Bugüne kadar edebimle durdum. Bugüne kadar Cemil Tugay birilerinin ayağına gittiyse, sorunları görüşmelerle çözmeye çalışırsa İzmir halkı içindir. Gözünüze cebinize dursun. Bu zamana kadar kendime bir kuruşluk menfaat mi istedim? Bugün burada olmayanlar şu gördüğünüz insanlar, siz evlerinizde oturdunuz. Bu insanlar tertemiz, yurtsever, halkını seven insanlar. Bu insanlar halkının hakkı için mücadele eden insanlar. Eğer korkuyorsanız bilin ki o korku sizi kurtarmayacak. Bu ülke o padişahlar zamanında bu ülke işgal edildiği zaman insanların korkuyla evde oturmasıyla dönem yaşansaydı şimdi buralarda yunan bayrakları asılı olurdu. Cesur insanlar bir kere, korkaklar bin kere ölür. Ülkemizde çok fazla yolsuzluk, hırsızlık, hukuksuzluk var. Bu düzen nereye gidecek. Bu işler basıl çözülecek. Susarsak, boyun eğersek kuyruğumuzu kıstırıp gidersek bu işler bitmeyecek. Sürüler şeklinde aldıkları sarı öküzlerin yanına diğer renkli insanları da katacaklar. Diyorsanız ki bu yanlış, ben istifa edip gideyim. Eğer halkın sesi olan siyasetçiler olmazsa, halkın hukukunu savunanda olmayacak. Ne olur başlarınızı öne eğmeyin” dedi.
“İzmirliler kimsenin önünde eğilmeyin”
İzmirlilere seslenen Tugay, “Önümüzdeki dönem belediye başkanlığına aday olmayacağımın sözünü verip o dilekçeyi imzalayabilirim. Kimin iktidarı bitmedi de sizin bitmeyecek. Hani o padişahlar, hani o imparatorlar, liderler? Hepsi toprak olmadılar mı? Bir gün o toprağın altına gireceksiniz. Sonsuza kadar yaşayacakmış gibi bizlere zulüm yapmayacaksınız. İzmirliler kimsenin önünde eğilmeyin. Bak kardeşim burası İzmir. Burası başka bir şehir” dedi.