Son Mühür- İngiltere eski Başbakanı Boris Johnson'ın kuzeni emekli Büyükelçi Selim Kuneralp, İran'ı haksız, ABD ve İsrail'i haklı bulduğunu belirten açıklamasıyla yeni bir tartışma başlattı.
Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal ve arkadaşlarını asi ilan etmesinin ardından 1922'de linç edilen Ali Kemal'in torunu olan Kuneralp,
''Ülkemizde Islamcıların molla rejimine arka çıkmalarını anlayabiliyorum. Ne de olsa onlarda din ile devletin ayrılması kavramı pek mevcut değil.
Ancak Atatürkçü olduklarını iddia edenlerin molla sevgisini anlamakta güçlük çekiyorum. Rıza Şah Pehlevi ve oğlu Muhammed Rıza Atatürk’ün çizgisinden giderek mollaları siyasetten çıkarmak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak gibi reformlara imza attılar. Tabii ki özellikle Muhammed Rıza’nın hataları oldu ve bedelini devrimle ödedi.
Ancak yapılan reformları tersine çevirip bir istibdat rejimi getiren bu sözde din adamları Atatürkçü geçinenlerin desteğine neden sahip? Tek neden ilkel bir Batı düşmanlığı sanırım. O da yeterli olmamalıydı'' mesajı verdi.
Selim Kuneralp'in İran'daki molla rejimine yönelik sözleri, ABD ve İsrail'e destek olarak algılandığı ortaya çıktı.
Sizler gibi aklını teslim etmiş...
Gazeteci Çağlar Tekin,
''Türkiye sizler gibi İsrail-ABD uzantısı "Kemalist", İslamcı, liberal, milliyetçi vs ağının egemenliğine geçirilmiş olabilir sahipleriniz İngiliz-ABD-İsrail eli ile. Ama bu ülkenin mayası bağımsızlıkla kurulu, yani sizler gibi aklını teslim etmiş, kimliğinden vazgeçmiş, Bibi-Trump gibi Hitler'den beter nazilerin emir-komutası altına alınması güç bir ülke.'' hatırlatmasında bulundu.
Konu molla sevgisi değil...
Siyaset bilimci Ali Yağız Baltacı,
''Sayın Büyükelçim, siz ki dünyanın birçok yerinde ülkemizi temsil ettiniz. Bizim gördüklerimizi görmüyor olmanız mümkün değil.
Konunun İran sevgisi hele hele molla sevgisi olmadığını size izah etmekten hicap duyarım.
Bir ülkeye ABD ve İsrail uçaklarıyla saldırılar yapılmasının ve bu iki ülkenin eliyle yeni bir rejim tahsis edilmesinin hiçbir meşru tarafı olamaz.
Anti Emperyalist saflarda olan hiçbir insan da bunu kabul etmez'' sözleriyle eleştirilerini dile getirdi.
Yazık bu ülkeye...
Felsefeci yazar Sadık Usta,
''Yazık ki bu ülkeye sizin gibi insanları elçi yapmış. Bu kadar süre içinde hiç mi ulusal onur diye bir şey hissetmediniz?'' diye sordu.
Keşke daha uzağa gönderseydim...
En sert eleştiri Bülent Ecevit döneminib Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'den geldi.
''Bir emekli büyükelçinin yazdıkları tartışılıyor. İran’ı İsrail ve Amerikan saldırganlığı karşısında destekleyenler Batı karşıtıymış! Batının emperyalist saldırılarına karşı çıkanları kınayanlar, Batının uşaklarıdır!'' vurgusunda bulunan Gürel,
''Bu emekli büyükelçiyi, daha önce yazıştığı Karen Fogg ile görev yaptığı İsveç’te de görüşmeye devam ettiği için, Dışişleri Bakanlığını devraldığım ilk gün, İsveç’ten, Güney Kore’ye yollamıştım. Keşke daha uzak bir yer bulabilseydim!'' sözleriyle tepkisini ortaya koydu.
Kim, ne yapsın bu kafayı?
Uzun yıllar Recep Tayyip Erdoğan'ın metin yazarlığını yapan gazeteci yazar Aydın Ünal'ın Kuneralp'e tepkisi de sert oldu.
''Ali Kemal teknik bir hata nedeniyle linç edilmişti; yoksa Ali Kemal gibi binlercesi Ankara’ya gelmiş, tövbe almış, en koyu Atatürkçü ve cumhuriyetçi kesilmiş, imtiyazlarını korumuş, o imtiyazlar da nesilden nesile, bugüne kadar sürüp gelmişti'' diyen Ünal,
''Şu şahsın Dışişleri’nde kritik görevler almış olması liyakatinden değil, dededen kalma imtiyazdan. Yoksa kim ne yapsın bu kafayı?
Dedesi İngiliz uşağıydı, kendisi İsrail yolunda. Ha bunlar Atatürkçü filan da değiller. Ah bir fırsat geçse ellerine, dedelerinin intikamını oracıkta alırlar.
Atatürkçülük sadece cehaleti ve ihaneti örtmeye yarıyor'' hatırlatmasında bulundu.