Son Mühür/ Emine Kulak- Kara para aklama suçlamasıyla daha önce tutuklanan Dilan Polat ile gündeme gelen sosyal medyadaki sahte gösteriş tartışması, bu kez yargıya intikal eden Vanlı Kara Haydar olarak bilinen Mehmet Fatih Tançalan ve eşi sosyal medya fenomeni Çağla Öz’ün gösterişli düğünüyle tekrar alevlendi.
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlamasıyla tutuklanan Tançalan, savcılık ifadesinde maddi durumunun altın almaya elverişli olmadığını, takıların kuyumcudan emanet olarak alındığını ve düğünün ardından kuyumcu tarafından geri götürüldüğünü öne sürdü. Ayrıca Tançalan, eşinin gelinliğinden baklavaya, Maldivler tatilinden mekan organizasyonlarına kadar çok sayıda hizmetin reklam karşılığında ücretsiz sağlandığını iddia etti.

Mehmet Fatih Tançalan ve Çağla Öz’ün düğününde sahte zenginlik gösterileriyle gerçeğinden epeyce uzak, gözler önünde ışıltılı yaşamlar söz konusu olduğunu değerlendiren Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Erdem, güç bela geçinen insanların gözleri önünde sergilenen ‘sözde’ yaşantıların insanlar üzerinde olumsuz etkilerinin olacağını belirtti.
“Gerçeğinden uzak ışıltılı yaşamlar söz konusu”
Lüks yaşamlara emek verilmeden kolayca erişilebilme yanılgısın insanlar üzerindeki etkileri olabileceğini de söyleyen Prof. Dr. Erdem, “Söylemlerden çıkarabildiğim kadarıyla düğün öncesinde de esnasında da ve sonrasında da gerçeğinden epeyce uzak gözler önünde ışıltılı yaşamlar söz konusu. İlk başta belki taraflarca ‘hayat benim kime ne’ savunması öne çıkabilir ancak zaten güç bela geçinen insanların gözleri önünde sergilenen böylesi ‘sözde’ yaşantıların insanlar üzerinde olumsuz etkilerinin da olacağını düşünmek yanlış olmaz. Üstelik böylesi yaşamlara emek verilmeden kolayca erişilebildiği yanılgısının insanlar üzerindeki etkilerini psikologlarımıza bırakmayı uygun bulurum” dedi.
“Emek olmadan yemek olmaz”
Tüketici deneyimleri paylaşılan ürün ve hizmetlere karşı mesafeli olmanın faydası olabileceğini belirten Prof. Dr. Erdem, “Sosyal medyadaki ışıltılı yaşamlara karşı halkımızın daha temkinli, şüpheci ve mesafeli yaklaşmalarını tavsiye ederim. Malumunuz üzere emek olmadan yemek olmaz. Sosyal medyanın da gelir kapısı olarak özellikle reklam ve tanıtım faaliyetleri üzerindeki etkisi bir gerçektir. Bu kanallardan yapılan belirli ürün ya da hizmet pazarlama faaliyetlerinden olumlu sonuçlar elde edildiği pek çok bilimsel araştırma ile de desteklenmektedir. Anca hem bu ışıltılı yaşamlar hem de bu reklam ve tanıtımları yapılan influencerlar aracılığı ile tüketici deneyimleri paylaşılan ürün ve hizmetlere karşı biraz daha mesafeli olmakta şüphesiz fayda bulunmaktadır” diye konuştu.
“Halkımız, yaşça daha genç kardeşlerimiz duyarlı ve uyanık olsun”
Özellikle genç yaş grubunun daha duyarlı ve uyanık olmasını ümit ettiğini söyleyen Prof. Dr. Erdem, “Pazarlanan ürün ve hizmetlerin arkasında gerçek, fiziksel olarak var olan, yasalar önünde gerekli durumlarda hesap verebilen, tüketici haklarına saygılı ve ürün dağıtım, teslim, iade süreçlerini eksiksiz ve zamanında yerine getirebilen, finansal bakımdan devlete ve tüketicilere karşı yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirebilen işletmelerin gerçekte var olup olmadığına dair şüphelerin bizzat sosyal medya kullanıcısı tüketiciler/müşteriler tarafından yerine getirilmesi icap etmektedir zira, kullanılan sosyal medya platformunun kendi gerekliliklerinin sağlanmasının dışında, özellikle tüketiciyi koruma amaçlı, ayrıca bir doğrulama mekanizması bulunmamaktadır. Halkımızın, özellikle yaşça daha genç kardeşlerimizin bu hususlara karşı duyarlı ve uyanık olmasını ümit ederim” ifadelerini kullandı.




