Kasım 2025'te İstanbul'a gelen Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, konakladığı otelde zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırılmış, ancak gerçekleştirilen bütün müdahalelere rağmen vefat etmişlerdi.
Olayla ilgili İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşmasında, acılı aile yakınlarının feryadı ve sanıkların savunmaları dikkat çekti.
"Bu acıyı hiçbir şey dindiremeyecek"
Çiğdem Böcek’in annesi Aysu Çelik, mahkeme salonunda adalet mücadelesini şu sözlerle dile getirdi: "Çocuğum için adalet sağlamanızı istiyorum.
Benim çocuklarımın ne suçu vardı? Zehirlediniz. Vicdanınız nasıl rahat sizin? Benim damadım çok iyi bir adamdı. Söyleseydiniz başka otele giderdi.
Benim kızım sağ olsaydı İzmir’e gelecekti. Gereken cezayı almalarını istiyorum. Onlar geri gelmeyecek. Bu acıyı hiçbir şey dindiremeyecek.
Nasıl kıydınız? Değdi mi? Bize ‘Burayı ilaçladık’ deyip geri gönderebilirdiniz. Benim damadım sizden para da talep etmezdi.
Benim kızımın doğum günü için buraya gelmişlerdi. Üç cenaze çıkardım. Biz yandık. Bizimkisinin telafisi yok. Başkası yanmasın. Bir annenin gözyaşını dindirin. Bunları serbest bırakmayın.
Çocuğuma, ‘İlaçlama yaptık’ diyebilirdiniz. Siz toprak öpmek nasıldır biliyor musunuz? Adaletinize sığınıyorum. Bir annenin içindeki acıyı bilemezsiniz."
"İçeride yattıkları her gün bizim çektiğimiz acıyı çeksinler"
Acılı baba Yılmaz Böcek ise duygularını, "Bu karşınızda oturan zanlılar dört kişiyi öldürdü. Bu insanlar 10 sene ceza da alsa acımızı dindirmeyecek.
Tek dileğimiz en yüksek cezayı almaları. İçeride yattıkları her gün bizim çektiğimiz acıyı çeksinler. Dilerim daha beter olsunlar" diyerek ifade etti.
"Ben ailenin ilaçlamadan dolayı vefat ettiğini düşünmüyorum"
Otel sahibi Hakan Oğlak, suçlamaları reddederek, "İlaçlama benim bilgim ve onayım dahilinde yapıldı. Halil Duran’a sordum, ‘Ne yapmamız gerekir?’ diye.
Bana ilaçlamadan sonra birkaç gün otele girilmemesi gerektiğini söyledi. Ben de iki gün bekledim ve oteli havalandırdım.
Olayda hangi ilacın kullanıldığını bilmiyorum. Biz, DSS İlaçlama’nın söylediği tüm tedbirleri yerine getirdik. 101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi mümkün değildir. Ben ailenin ilaçlamadan dolayı vefat ettiğini düşünmüyorum" dedi.
"Bilinçli taksirle yargılanamam"
İlaçlama firması yetkilisi Serkan Kış ise olay yerinde kokuya rastlanmadığını savunarak, "Servet Bey hiçbir gaz kokusu aldığını söylemiyor. Aksine midyeden zehirlendiğini söylüyor.
Hatta olay yeri inceleme ekipleri de gaz kokusu aldığını söylemiyor... Ben ise olay günü uzaktaydım. Bu nedenle bilinçli taksirle yargılanamam" dedi.
Avukat ise Serkan Kış'a çarpıcı bir soru yönelterek, "Karan bebek öldükten sonra neden devam ettiniz?" dedi. Kış ise, "Karan bebeğin ilaçlamadan öldüğünü bilmiyorduk" cevabını verdi.
Firmanın sahibi Zeki Kış ise yalnızca "Beraatimi talep ediyorum" dedi.
Karar açıklandı
Yapılan yargılama sonunda mahkeme şu kararları verdi:
Zeki Kış (İlaçlama firması sahibi): 18 yıl hapis.
Serkan Kış: 18 yıl hapis.
Hakan Oğlak (Otel sahibi): 13 yıl 4 ay hapis.
Doğan Caferoğlu (İlaçlamayı yapan çalışan): 12 yıl 2 ay 20 gün hapis.
Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud In Chıshtı ve Rustemshea Batyrov hakkında ise beraat kararı verildi. Ayrıca Halil Duran hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.