İzmir Haberleri

SON DAKİKA Cemil Tugay'dan belediye operasyonlarıyla ilgili flaş sözler! 'Siyasi mücadele' vurgusu!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay Cemil Tugay, belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonların hukuki değil siyasi bir süreç görüntüsü verdiğini savunarak, “Siyasi müdahaleye karşı siyasi mücadele yapılır” ifadelerini kullandı. Tugay, yaşanan gözaltı ve tutuklama süreçlerinin demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi sorunlar içerdiğini dile getirdi.

Abone Ol

Son Mühür - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Halk TV ’de katıldığı programda belediyelere yönelik operasyonlar ile yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

''Toplumu korkuyla şekillendirme çabası"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, belediye bürokratlarına yönelik şafak operasyonunu sert bir dille eleştirerek; yaşanan süreci, toplumu sistematik bir baskıyla sindirme politikasının bir parçası olarak nitelendirdi ve şöyle dedi:

''Sistematik olarak taktiksel olarak muhalif olan herkesi sindirmeyi amaçlayan, sindirilmiş koca bir toplumu yaratmayı amaçlayan bir anlayış var. Bunu en fazla hisseden insanlardan biriyim. Sabah kalkınca ilk baktığımız şey herhangi bir belediyeye operasyon olmuş mu? İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne de operasyon yapıldı. Sabah 5’te İZSU Genel Müdürümüz ve ESHOT Genel Müdürümüz aradı. Polisler geldi, bizi alıyorlar, bilginiz olsun dediler. Hemen avukat arkadaşları aradım ve ben de hazırlandım, gittim. Bir öğrendim ki 150 kişiyi almışlar. Bu işte ne olduğunu anlayamadık. Meğer İZBETON şirketi ve kooperatiflerle ilgili bir süreci nedeniyle alınmışlar.''

''Bu ne hukuka ne demokrasiye sığar"

Tugay aşananların hukuk ve adalette yerinin olmadığını söyleyerek, ''Acayip bir şey. Her türlü tutuklama sürecinde soruşturma açın. ‘Seninle ilgili iddia var, seni soruşturuyorum’ deyin. Delillere bakın. Bunun ön soruşturma süreci, resmi soruşturma, savcılık süreci var. Suçlu olduğuna dair savcının kanaati olduğunda iddianame hazırladığında insanları mahkemeye çağırır ve yargılarsınız. Suçu kesinse cezasını verirsiniz. Bir sene iddianame hazırlanmadan tutuklu tutuluyor. Tutuklama işi cezalandırma yöntemine çevrildi. Bu ne hukuka ne demokrasiye sığmaz.

Tüm suçlar için böyle olursa herkesin tutuklanarak yargılanması lazım. Herkesin yargılama sürecinde cezaevinde olması lazım. Siyasetçiler için bu kolay oluyor da diğerlerinde öyle olmuyor değil mi? Biz bunu neden normalleştirdik? Bu kontrolden çıktı. Herkesin başına her şey gelebilir. Biz bu ülkeyi seven insanlarız, bu sorumlulukların altına bilerek girdik. Başımıza bir şey gelecekse de gelir. Neticede önemli olan ülkemizdir, halktır, bu ülkede adaletin olmasıdır. İnsanların demokratik haklarının olmasıdır. Bu ülkenin kalkınmasıdır. Gençlerin geleceğe güvenle bakmasıdır. Bu olmadıkça biz cezaevine girsek ne olur girmesek ne olur? Önemli olan biz değiliz'' dedi.

Cemil Tugay, “Başkanlar toplantısında bir karar alındı mı?” sorusuna verdiği yanıtta, “Cuma günü Balıkesir’de kapalı bir toplantı gerçekleştireceğiz. Bu konu konuşulmaya devam edecek. Ortada güven veren bir hukuk uygulaması olmadığı için yalnızca hukuki savunmalarla süreci normalleştirmemiz kolay görünmüyor. Türkiye’de çok değerli hukukçular var ve hepsi iyi niyetle görev yapıyor ancak ne yazık ki hukukun dışına çıkılan pek çok yargılama sürecine de tanıklık ediyoruz” dedi.

''Hukuki değil siyasi mücadele''

Tutuklama süreçlerine de değinen Tugay, ''Şunu söyledim: bu bir siyasi mücadele. Hukuki bir müdahale değil: Siyasi müdahaleye siyasi mücadele yapılır. Ben sadece başkanlık yapacağım anlayışı ile başa çıkılacak bir durum değil. Bu benim kendi görüşüm. Benim önerim, siyasi mücadelemizi güçlendirelim. Türkiye’de çok fazla yanlış iş oluyor. Bunları kamuoyuna anlatalım.” ifadelerini kullandı.

Çocukluk dönemlerinden bahsetti

Cemil Tugay, çocukluk yılları ve siyasete giriş sürecine ilişkin yaptığı açıklamalarda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Zorlu ekonomik koşullar altında büyüdüğünü ifade eden Tugay, yaşam mücadelesine dair önemli detaylar paylaştı.

Çocukluk döneminde maddi imkânların oldukça sınırlı olduğunu belirten Tugay, babasının öğretmen, annesinin ise ev hanımı olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

"Annemin dikiş makinesi sesiyle gelen başarı"

''Ben toplumda doktor olarak biliniyorum. 7 yıl önce Karşıyaka Belediye Başkanı olduğum zaman İzmir’in bilinen ve sevilen plastik cerrahlarından biriydim. İnsanlar beni 30 yıl süren hekimlik yaşantımla biliyorlar. Çocukluğumuzda yaşadığımız hayatı bilmiyorlar. Benim rahmetli babam öğretmendi. Annem çalışmıyordu. Biz 4 kardeştik. Küçük bir evde, kıt kanaat yaşayan insanlardık. Onurlu insanlardık ve kimseye el açmadık. Ciddi bir hayat mücadelesi verdik. Ben evin en büyük çocuğuydum. O sıkıntılı dönemlerde aileme destek olmak için evde oturmak yerine sokakta çalışmayı tercih ettim. Simit sattım, çıraklık yaptım, gazete sattım. Dolmuşta muavinlik yaptım. En çok pazarcılık ve işportacılık yaptım. Ben o günlerde hayatı öğrendim. İnsanları tanıdım. Zorluklarla mücadele etmeyi öğrendim. Ben o günlerde korkmamayı öğrendim. Üzerinize gelen bir şeye karşı dik durabilmeyi öğrendim. Dolayısıyla ben bu memleketin bir şekilde zor şartlarda yetiştirdiği birisiyim. Tıp fakültesini kendi emeğimle kazandım, çalışarak. Burada annemin hakkını ödemek isterim. Dershaneye gitmem gerekiyordu, dershaneye verecek paramız yoktu. Annem babama ‘Ben oğlumu dershaneye göndereceğim, dikiş dikeceğim’ dedi. Mahallede şile bezinden kesilmiş kalıplı kumaşlar veriyorlardı, kadınlar onları evlerinde dikiyordu ve ev kadınları gelir elde ediyordu. Annemin bir dikiş makinası vardı. Ben gece uyurken annemin o dikiş makinası sesini unutmuyorum.''

"Kendi emeğimle ilmek ilmek örülen bir kariyer"

''Annem beni dershaneye gönderdi. Üniversiteyi kazandım, kendi emeğimle tüm öğrenim hayatım boyunca kalmadan fakültemi bitirdim, mecburi hizmetimi yaptım, pratisyenliğimi yaptım, çalıştım ve kendi emeğimle TUS sınavını kazandım. Kendi emeğimle uzmanlık eğitimi aldım. Tüm yaşantım boyunca iyi bir doktor, iyi bir insan olmaya ve hizmet ettiğim, şifa vermek durumunda olduğumuz insanlara elimden geleni yapmaya çalıştım. Bir noktada çok iyi oldum, kariyerli, para kazanan bir insan oldum. İnsanlar beni o noktada siyasette tanıdılar. Ondan öncesini bilmediler.''

"Haksızlıklara karşı katkı veren insan olma iradesi"

''Siyasete girme nedenim vallahi billahi belediye başkanlığı değildi, milletvekilliği de değildi. Çünkü ben plastik cerrahi uzmanıydım, işimi seviyordum. Sıkıntılarla büyüyen benim gibi insanlar var. Onlar zor hayatlar yaşarken, işin içinde bir sürü haksızlıklar olurken, biz de hekim olarak çok haksızlıklara maruz kaldık. Hala sağlık sisteminde hekimler, sağlık çalışanları büyük haksızlıklara maruz kalıyorlar. Bunları dışardan seyreden adam değil, katkı veren insan olmak istedim. Bunun için partiye üye oldum. Partide beni seven insanların teşvikleriyle belediye başkanlığına aday oldum ve başvururken aday olmam herhalde diye düşünüyordum. Süreç bizi buraya getirdi.''