İZMİR HABERLERİ

Sofrada krizin adı: Şap! Karakülçe uyardı: Üretici son nefeste…

Hayvancılığın başı şap ile belada… Salgın üreticinin belini bükerken, yaşanan sıkıntılar et ve süt fiyatlarını da etkiliyor. “Ramazan öncesi et fiyatlarında artış kaçınılmaz” diyen Karakülçe, ithal et ve bazı firmalara verilen satış yetkilerini de sert sözlerle eleştirdi: “450 liraya et satılıyorsa, bunu sorgulamak zorundayız.”

Abone Ol

Son Mühür / Yağmur Daştan - Ülke genelinde sığır, koyun ve keçilerde görülen ve hızla yayılan şap hastalığı, hayvancılık sektöründe üretimi ve ticareti derinden sarsmayı sürdürüyor. 2025 yazı sonunda ilk görüldüğü bazı bölgelerde etkisini yitirmiş gibi görünse de birçok ilde ve özellikle kırsal alanlarda vakaların devam ettiği belirtiliyor. Salgının yarattığı tabloyu ve üreticinin geldiği noktayı İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi, Tarım ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı veteriner hekim Selçuk Karakülçe anlattı. Karakülçe, şap hastalığının yalnızca hayvan sağlığını değil, çiftçinin ayakta kalma mücadelesini, gıda güvenliğini ve toplumun beslenme hakkını da doğrudan tehdit ettiğini vurguladı.

“İnsanları kaderlerine bırakıyorlar”

Hayvancılıkta yaşanan temel sorunun “sahipsizlik” olduğunu dile getiren Karakülçe, üreticinin yalnız bırakıldığını belirterek, “Hayvancı, bütün sorunlarıyla baş başa bırakılmış vaziyette. Palyatif tedbirler alınıyormuş gibi görünüp de hiçbir şey yapmadan insanları kaderlerine bırakıyorlar. Herkes biliyor ki ülkemiz şap enfeksiyonunun etkisinden hala çıkamadı. Belki şiddeti biraz azaldı ama bu insanlar kendi başlarını bu ülkedeki salgın bir enfeksiyonuna karşı çalışmaları finanse ettiler. Bunu her zaman söylüyorum, söylemeye de usanmayacağım. Bu insanların zararları giderilmeli, dertlerine ortak olunmalı” dedi.

“Çocuklarımızı iyi beslememiz gerekiyor”

Üreticinin toplumdaki yerine ve hayvancılığın geleceğe etkisine dikkati çeken Karakülçe, beslenme ve eğitim arasındaki ilişkiye vurgu yaparak, “Bu insanlar hayatımızda o kadar önemliler ki… Albüminle iyi beslenen çocuklar albüminden az beslenen çocukları yönetecekler, dünyanın kaderi bu. Bizde de şu anda yeni nesle baktığımızda ciddi beslenme sıkıntıları olduğunu tüm otoriteler söylüyor. Dünya eğitim ortalamasına baktığımızda yine çocuklarımızın durumu ortada. O yüzden çocuklarımızı iyi beslememiz gerekiyor. İyi beslememiz için de bu işi gönlüyle iyi şekilde yapmaya çalışan insanların mağduriyetini gidermeliyiz” diye konuştu.

“Aşılama ve bastırmaktan başka ne yaptılar?”

Devlet desteklerinin yetersiz kaldığını savunan Karakülçe, şap hastalığı sürecinde yapılan müdahaleleri sorgulayarak, “Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 1’inin verilmesi gerektiğinden bahsetmiyorum. Geçen yıl ülkemizde bir don olayı yaşandı. Bakanlık, bunların zararını finanse etti. Bu da benim açımdan çok bir şey değil ama en azından gayret sarfetti. Soruyorum: Bu insanların sorunlarıyla ilgili aşılamanın ötesinde, olayları yerinde bastırmaktan başka ne yaptılar?” diye sordu.

“Hangi sistem buna dayanabilir?”

Şap hastalığının artık yalnızca sınır bölgeleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Karakülçe, enfeksiyonun ülke geneline yayıldığını belirterek, “Türkiye şap hastalığıyla tanıştı. Eskiden sınır bölgelerinde bu hastalık görülürdü ancak şu anda alakalı alakasız tüm illerimizde bu enfeksiyonla tanıştı. Bu ortamda hem hastalığı tedavi edecek hem de ölen hayvanların yenisini finanse edecek bir yapıyı barındıracak ve topluma ucuz et ve süt üretimi yapacak birilerini düşünebilir miyiz? Hangi sistem buna dayanabilir?” ifadelerini kullandı.

“Her zaman çiftçinin elinden tutmak gerekiyor”

Üreticinin tükenme noktasına geldiğini söyleyen Karakülçe, “Sonuçta üreticinin de artık yüreği ağzında, gücü bitti, son nefesini veriyor. Zaten halihazırda her zaman çiftçinin elinden tutmak gerekiyor. Fakat özellikle son dönemde şap hastalığı ile gerek damızlık gerek etçi üretici ciddi zarar gördü. Resmi olmayan rakamlara göre ülkemizde 400 bin başa yakın hayvan bu enfeksiyondan etkilendi. Ne kadar hayvanın telef olduğuna dair elimizde veri yok. Bakanlığın elinde de bu verilerin olduğunu zannetmiyorum, zaten böyle bir şeyi açıklama lütfunda da bulunmuyorlar” dedi.

Bu koşullarda üreticiden üretime devam etmesinin beklenmesini eleştiren Karakülçe, ithalat politikalarına işaret ederek, “Bu ortamda biz bu insanlardan üretmelerini, yapılan üretimle de neslimizi beslemelerini bekliyoruz. Bu başlı başına bir handikap. Beceremedikleri için ithalata yönetiyor, günümüzü finanse etmeye çalışıyorlar,” diye konuştu.

“Etin akıbeti de meçhul…”

Et piyasasındaki tabloya da değinen Karakülçe, fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu belirterek, “Et bulmak da artık kolay değil. Avrupa’da ve dünyada artık et fiyatları giderek yükseliyor. Aynı zamanda ithalatla ülkeye gelen etin akıbeti de meçhul. İstanbul’da bir dernek İstanbul ve Ankara’ya ait fiyatları açıkladı. İlginç rakamlar var…” dedi.

Bazı firmalarla ilgili iddiaları gündeme getiren Karakülçe, Ramazan öncesi yaşanabilecek gelişmelere dikkat çekerek, “Bunun yanı sıra daha önce bakanlığın adını açıklayarak ‘domuz eti’ ile anılan firmanın da şu anda birçok AVM’de satışları devam ediyor. Önümüz Ramazan, et fiyatlarında ciddi artış olması bekleniyor. Kasaba gelen karkas etin maliyeti 750 ila 800 lira arasında. Bunu kim kalkar da 450 ila 500 liraya verebilir? Eğer ki bunu bir dernek bu şekilde ilan ettiyse bu yandaşlıktan, adam kayırmacılıktan, birinin korunup kollanmasından ibaret. Bu firmaları daha 6 ay önce ifşa etmişken bugün bunlara satış yetkisi verildiyse kimse kusura bakmasın bunu ciddi şekilde sorgular ve yargılarız” diye konuştu.