İZMİR HABERLERİ

Sığacık'ta sit krizi! Bilirkişi raporu statü düşüşünü uygun bulmadı

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) ve 13 yurttaşın açtığı davada, Seferihisar Sığacık–Hıdırlık sınırlarındaki 36. Grup Doğal Sit Alanı’nın koruma statüsünün düşürülmesine ilişkin hazırlanan yeni bilirkişi raporu, değişikliğin bilimsel ve teknik açıdan uygun olmadığı yönünde görüş bildirdi.

Abone Ol

Son Mühür / Osman Günden- İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık–Hıdırlık mahalleleri sınırlarında bulunan 36. Grup Doğal Sit Alanı’nın koruma statüsünün düşürülmesine ilişkin davada kritik bir gelişme yaşandı.

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) ve 13 yurttaş tarafından açılan davada, İzmir 4. İdari Dava Dairesi’nin talebiyle hazırlanan yeni bilirkişi raporu, statü değişikliğinin bilimsel ve teknik açıdan uygun olmadığını ortaya koydu. Raporda, alanın ekolojik bütünlüğünün korunması gerektiği vurgulandı.

2022 yılında koruma derecesi değiştirilmişti

Söz konusu doğal sit alanı, 2022 yılında Bakanlık kararıyla yeniden tescil edilerek bir kısmı “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”, bir kısmı ise “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak ilan edilmişti.

Çevre örgütleri, bu düzenlemenin fiilen koruma derecesini düşürdüğünü ve yapılaşma baskısını artırabileceğini savunarak yargı yoluna gitmişti.

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, ancak yapılan istinaf başvurusu üzerine yeniden keşif yapılmasına karar verilmişti. Yeni bilirkişi raporu bu sürecin ardından dosyaya girdi.

Bilirkişi raporunun öne çıkan tespitleri

Beş ayrı bilim dalından uzmanların yer aldığı heyetin saha çalışmaları ve teknik incelemeleri sonucunda hazırladığı raporda şu değerlendirmelere yer verildi:

Alanın tamamının Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsünde kalması gerektiği,

Bazı kıyı ve denizel kesimlerin Kesin Korunacak Hassas Alan kriterlerini taşıdığı,

“Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsünün bilimsel verilere dayanmadığı.

Raporda ayrıca, statü değişikliğine dayanak yapılan analizlerin eksik veriyle hazırlandığı ve yöntemsel hatalar içerdiği ifade edildi.

393 bitki ve 237 hayvan türü kayıtlı

Bilirkişi heyetinin tespitlerine göre bölgede 5’i endemik olmak üzere toplam 393 bitki taksonu ve 237 hayvan türü bulunuyor.

Sığacık Körfezi’nin, nesli tehlike altındaki Akdeniz foku başta olmak üzere birçok hassas tür açısından hayati öneme sahip olduğu belirtildi.

Deniz çayırlarının korunmasının ekosistem dengesi açısından kritik olduğu, statü düşürülmesi halinde artabilecek tekne trafiği ve yapılaşmanın geri dönülmez tahribata yol açabileceği kaydedildi.

Jeolojik yapı kirlilik riskini artırıyor

Raporda bölgenin karstik ve geçirgen jeolojik yapısına dikkat çekildi. Olası yapılaşma faaliyetlerinin yeraltı sularını ve deniz ekosistemini doğrudan etkileyebileceği, kirlenme riskini artırabileceği ifade edildi.

“Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsünün tampon bölge oluşturduğu yönündeki savunmanın bilimsel karşılığının bulunmadığı belirtilirken, “alan zaten bozulmuş” gerekçesiyle koruma derecesinin düşürülmesinin ekolojik restorasyon ilkesine aykırı olduğu vurgulandı.

Ekoton özelliği taşıyan nadir bir alan

Bilirkişi raporunda Sığacık’ın kara, su ve deniz ekosistemlerinin iç içe geçtiği nadir bir ekoton alan olduğu ifade edildi.

Kıyı mağaraları, doğal koridorlar ve lagünlerin oluşturduğu bütüncül yapının yalnızca yerel değil bölgesel ölçekte de ekolojik önem taşıdığı kaydedildi.

Bu bütünlüğün parçalanmasının Ege Bölgesi genelinde ekolojik kayıplara yol açabileceği uyarısında bulunuldu.

EGEÇEP: Sığacık rant alanı değil, yaşam alanıdır

EGEÇEP tarafından yapılan açıklamada, Sığacık’ın doğal sit statüsünün düşürülmesinin kamu yararına olmadığı savunuldu.

Açıklamada, davanın yalnızca Sığacık için değil, Türkiye genelinde koruma statüsü değiştirilen doğal alanlar açısından da önem taşıdığı ifade edildi.

Platform, doğayı ve kamu yararını savunmaya devam edeceklerini belirterek, 28 Şubat’ta yapılacak genel kurulda da bu kararlılığın vurgulanacağını duyurdu.