Altın, hem yatırım aracı hem de takı olarak uzun yıllardır güvenli liman olma özelliğini koruyor. Ancak talebin yükselmesiyle birlikte piyasada sahte ve ayarı düşük altınların sayısında da belirgin bir artış yaşanıyor. Özellikle gram, çeyrek ve bilezik gibi ürünlerde görülen dolandırıcılık vakaları, alıcıları daha temkinli davranmaya yöneltiyor.
Mıknatıs testi ilk kontrol olarak öne çıkıyor
Kuyumcuların en sık başvurduğu yöntemlerin başında mıknatıs testi geliyor. Gerçek altın manyetik özellik taşımadığı için mıknatısa tepki vermiyor. Güçlü bir mıknatısla yapılan bu hızlı kontrolde, ürün mıknatısa doğru çekiliyorsa içinde demir ya da benzeri metaller bulunma ihtimali artıyor. Ancak bu testin tek başına kesin sonuç vermediği de vurgulanıyor.
Ses testi özellikle bilezik ve sikke için kullanılıyor
Bir diğer yaygın yöntem ise ses testi olarak biliniyor. Gerçek altın sert bir zemine hafifçe bırakıldığında tok ve uzun süreli bir ses çıkarıyor. Sahte ya da alaşım oranı yüksek ürünlerde ise ses daha kısa ve boğuk oluyor. Bu yöntem daha çok bilezik ve sikke türlerinde tercih ediliyor.
Renk ve parlaklık önemli ipuçları sunuyor
Altının rengi ve parlaklığı da orijinallik konusunda fikir veriyor. Gerçek altın zamanla kararmaz ve rengi homojen olur. Sahte ürünlerde ise yüzeyde dalgalanma, renk farkılıkları veya solmalar görülebiliyor. Kuyumcular, ışık altında yaptıkları incelemeyle bu detayları kontrol ediyor.
Ayar damgası kontrol ediliyor ancak tek başına yeterli değil
Altın ürünlerde yer alan 22K, 18K, 14K ya da 995 ve 916 gibi ayar damgaları da kontrol edilen unsurlar arasında bulunuyor. Ancak bu damgaların da taklit edilebildiği biliniyor. Bu nedenle birden fazla yöntemin birlikte kullanılması, altın alım ve satımında güvenliği artırıyor.
Birden fazla yöntem birlikte uygulanıyor
Uzmanlar, sahte altını ayırt etmenin tek bir yöntemle mümkün olmadığını belirtiyor. Mıknatıs, ses, renk ve damga kontrollerinin birlikte yapılması, ilk aşamada riskin azaltılmasını sağlıyor. Bu kontroller, laboratuvar testleri kadar kesin olmasa da dolandırıcılık ihtimaline karşı önemli bir önlem olarak görülüyor.