İZMİR HABERLERİ

Saat 04.17’de kalan hayatlar… “Ne düzenimiz kaldı ne huzurumuz ne de mutluluk”

Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti… Takvimler ilerledi ama Hatay Samandağ’da zaman hala depremin olduğu sabaha kilitli. Yıkılan sadece binalar değil; onarılmayan yolların, kesilen elektriğin ve dinmeyen acının arasında insanlar hala ayakta kalmaya çalışıyor…

Abone Ol

Son Mühür / Yağmur Daştan - Türkiye ve dünya tarihinde eşine rastlanmayan bir acıyı taşıyor, 6 Şubat 2023 tarihi… Kahramanmaraş merkezli yaşanan ve 11 ayrı ilimizi en derinden sarsarak 50 binin üzerinde canımızı yitirdiğimiz, birçok insanın onarılamaz yaralar aldığı; şehirlerin, evlerin, hayatların yıkıldığı 6 Şubat’ın üzerinden bugün tam üç yıl geçti. Saatler, depremin gerçekleştiği 04.17’de takılı kaldı, hayatlar ise yarım… 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımın yaşandığı yerlerden Hatay’ın Samandağ ilçesinde, aradan geçen üç yıla rağmen yaşam hala deprem gününün izlerini taşıyor. Yapılaşma, altyapı ve sosyal yaşamda kalıcı iyileşmenin sağlanamadığı ilçede, kayıpların yarattığı travma da tazeliğini koruyor. Samandağ’da yaşayan Sevsen Yıldız, depremin ardından geçen üç yılın kendilerinde bıraktığı derin izleri ve bölgede süregelen sorunları Son Mühür’e anlattı.

“İnsanlar hala iyi değil”

Depremin ilk yılının en ağır süreç olduğunun altını çizen Yıldız, “İlk zamanlar sağ olsun insanlar yardıma koştu, yardım etmeye çalıştılar ama bu insanların en çok psikolojik olarak yardıma ihtiyacı vardı. Üç sene geçti, insanlar hala iyi değil. İnanın, her şey göründüğü gibi de değil. Aradan geçen üç yılda hiçbir şey değişmedi; bir şey değişmiyor. Yollarımız yine berbat. İnsanların acıları daha da artmış gibi. Üç sene önceki paylaşımlara denk geliyoruz. Sanki hala o günde kalmış gibiyiz. Çocuklar bile ‘Anne artık o videoları izleme’ diyor. Herkes birini kaybetti. Eşini, annesini, babasını, çocuğunu… Biz de yakınlarımızı kaybettik… Eşimin teyzesi kanserdi, tedavisi sürüyordu. Hastaneye gidişi kolay olsun diye oğlunun yanında kalmıştı. Kaldıkları bina tamamen yıkıldı. Kayıpların acısı asla geçmiyor” ifadelerini kullandı.

“Okullarda eksikler var”

“Ben çocuklarımın okulunda okul aile birliği başkanıyım. Okullarda o kadar eksik var ki…” sözleriyle devam eden Yıldız, “Çocuklarımızı mutlu etmek için sürekli mücadele ediyor, etkinlikler düzenliyoruz. Zaten gidebilecek bir sosyal alan namına bir şey kalmadı. Ne bir park ne bir oyun alanı… O yüzden sürekli çocuklarımızı mutlu etmek, yaşadıklarını unutturmak için mücadele halindeyiz” dedi.

“Her anlamda baskı altındayız”

Bölgede en büyük sorunlarının ise elektrik olduğunu söyleyen Yıldız, elektriklerin gün içinde sürekli kesildiğini ve edindikleri beyaz eşyaların da bu nedenle bozulduğunu söyledi. Yıldız, “Çamaşır makinesi, tost makinesi, bulaşık makinesi hep bozuluyor… Bunun yanında su sıkıntımız da çok. Elektrik için de çok para harcıyoruz. Zaten insanların sıkıntısı çok, hayatlarımızı zar zor baştan kurmaya çalışıyoruz. Bir de üzerine bunlarla uğraşıyoruz. Her anlamda baskı altındayız” ifadelerini kullandı.

“Cehennem gibiydi…”

“Düzenli bir hayat, gelecek isterdim” sözleriyle devam eden Yıldız, şunları söyledi: “Ne düzenimiz ne huzurumuz ne de mutluluğumuz kaldı. Ben yine bir şekilde hayata tutundum, dışarıya çıkıyorum, spor yapmaya çalışıyorum. Ancak burada hala o kadar kötü durumda olan insan var ki… Onları mutlu etmeye de çalışıyorum, destek olmak istiyorum ama pek çok kişi hayatından bıkmış durumda. Akıl almaz şeyler yaşadık. Cehennem gibiydi. Düşünün, komşunuz ‘Beni kurtar’ diye bağırıyor ama aileni bırakıp onun yardımına koşamıyorsun. Göz göre göre çoğu insanı ölüme bırakmak zorunda kaldık. İnsanlar kardeşlerini, ağabeylerini bile bırakmak zorunda kaldı…”

“Biz burayı bırakmayız…”

Bu yıl depremin yıl dönümünde bir önceki yıla nazaran daha az kişinin bölgelerine geldiğini söyleyen Yıldız, “Çok az kişinin geldiğini söylediler. Vefat edenlerin yakınları geldi, çok kalabalık olmadı. İlk iki sene gibi değildi. Gelmeyenlerin de canı sağ olsun. Biz bir şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Burada ailelerimiz var, burası bizim topraklarımız. Biz burayı bırakamayız. Acımız çok büyük, yaralarımızı da bir şekilde sarmak için mücadele ediyoruz” diye konuştu.